banner374
Şubat bizde soğuğu kapanan yolları çekilen çileleri çağrıştırır. Yakın tarihimize baktığımızda şubatta içimizi ısıtacak gelişmeler olmamıştır. 28 şubat süreci yakın tarihte Türkiyenin elini kolunu bağlayan “ben yaptım oldu” anlayışının liyakati ve adaleti ayaklar altına aldığı günlerdi. Bu süreçte yaşadığımız ekonomik ve psikolojik sıkıntıların acısını hala yaşıyoruz. 28 şubat sürecinin zararlı etkilerini ortadan kaldıracak onun acısını azaltacak doğru tedavi yöntemlerini bulamadığımızdan dolayı hala bir şubat travması yaşıyoruz. Tıpkı “şubatçıların” yaşadığı travmalar gibi.
28 Şubatın ekonomik faturası eğitim alanında atılması gereken adımlara büyük darbe vurdu.  Çünkü 28 şubat aktörleri doğrudan veya dolaylı yoldan eğitim alanındaki düzenlemeleri  temel hedef olarak belirlemişlerdi. 28 Şubatın hedefi gelecekten çok geçmişe yönelikti. Bu amaçla 8 yıllık kesintisiz eğitim projesi uygulamaya geçildiğinde ziraat, veterinerlik bölümü mezunları sınıf öğretmeni olarak istihdam edildi.
Günümüze gelindiğinde öğretmenlerin istihdam problemi Türkiyenin en can acıtıcı sorunlarından biri haline geldiğini görmekteyiz. Bu noktaya 32. Gün programında M. Ali Birand’ın dediğinin aksine “bir anda” gelinmedi. Bu noktaya gelineceği belliydi. Kimse elini taşın altına koymadı, koymak istemedi. 2003 yılında KPSS’ye giren öğretmen adaylarının sayısı 120 binlerdeyken bugün 250 bini geçmiş durumda. Hatta  binlerce öğretmen adayı umudunu yitirdiğinden dolayı sınava bile girmiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim fakültelerinin kurulması ve kontenjanlarının belirlenmesinde atanamayan öğretmen sorununun daha da büyümemesi için “MEB’in ihtiyaçlarının dikkate alınması konusunda YÖK ile prensip anlaşması” yapmak için 2012’ye kadar beklememeliydi. Öte yandan  YÖK, fakültelere ve bölümlere alınacak öğrenci sayısı ile seçme ve kabul esaslarını belirleme yetkisini kullanırken ince eleyip sık dokumalıydı. YÖK Bir programın açılması için belirlediği programdan mezun olacakların nerelerde istihdam edilebilecekleri, piyasanın bu mezunlara olan talebi kriterine uymayan bölümleri açmamalıydı. Günlük politikalardan, konjöktüre dayalı plansız uygulamalardan uzak durulmalıydı. 28 Şubat sürecinde  28 Şubatın yürütme organı gibi çalışan YÖK’ün aldığı kararlar ile bu kararların yanlışlığını görmezden gelen ilgili kurumların sessizliği bugün “Şubatçıların”  ortaya çıkmasında baş aktördür.  
4+4+4 eğitim sistemi bir anlamda 28 şubatın izlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir adım; fakat bu süreçle bağlantılı olduğunu düşündüğüm ataması yapılmayan öğretmenler sorunu çözülmeden 28 şubatın izlerini silmek mümkün mebpersonel.com değildir. 2002 Seçimlerinden önce Sayın Başbakanımızın her mitingde  ataması yapılmayan öğretmenler ve KPSS üzerinden dönemin hükümetine yüklenmesi bir nevi 28 Şubata bir göndermeydi. Aradan 10 yıl geçtiği halde ataması yapılmayan öğretmenlerin sayılarının giderek artması devlet/hükümet adına bir çelişkidir. Bu çelişkiyi düzeltmek de yine hükümete düşüyor. Öğretmen adayları ve onların aileleri siyasi görüşleri bir kenara bırakmış bu sorunu kim çözerse çözsün diye bekliyor.

Ali Özdoğan www.mebpersonel.com Site Yazarı

www.mebpersonel.com Kaynak Gösteriniz

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
mehmet 4 yıl önce

guzel bır analız tesekurler

Avatar
şubat 4 yıl önce

güzel olmuş

Avatar
mat 4 yıl önce

helal olsun başka da bişey demiyrum

Avatar
fenci 4 yıl önce

zaten bu sorun çözülmezse onlara oy moy yok

Avatar
...... 4 yıl önce

çöüm bekliyoruz acilen

Avatar
..... 4 yıl önce

çözüm bekliyoruz acilen

Avatar
ekonomi 4 yıl önce

ekonomi kötüye gider atama olmaz...

Avatar
.... 4 yıl önce

şimdide biz atanamayan ögretmenlere çektiriyolar atayın deyince bahane hazır ekomomiii bulmuşlar işin kolayını