banner374
"Bekarlara ev vermiyorlar, doğru;
Evlilere kız vermedikleri de doğru," Cemal SÜREYA

Üniversite sınavlarına girilir, heyecanla beklenir, sonuçlar açıklanır: Üniversite kazanılmıştır. Ailede ve gençte bir heyecan başlar. Bu heyecan ve  sevinç kısa bir süre sonra buruk bir sevince dönüşür. Buruk bir sevince dönüşür; çünkü şimdiye kadar ailesiyle birlikte yaşayan o genç ailesinden uzaklara belki de hiç gitmediği bir memlekete gidecektir. Oğlum/kızım nerede kalacak, okula nasıl gelip gidecek, ne yiyecek ne içecek soruları annenin yakasını bırakmaz. Baba, okul ev/ yurt masrafları nasıl karşılanacak hesabı yapar da yapar…
 Uykular üçe beşe bölünür…
Henüz yeni başlanacağından  acaba okulu bitirince iş bulabilir miyim sorusuyla uğraşacak zamanı yoktur hiç kimsenin. Ne atama ne KPSS, öncelikle başını sokacak bir ev/yurt aranır. Tanıdıklara danışılır sorulur soruşturulur: nerede kalabilirim?
İlk yılında bir çok gencin ilk adresi yurtlardır genelde. Devlet yurtları, özel yurtlar, cemaat yurtları, apart daireler ve öğrenci evleri…
Ev tutmak gibi bir çözüm arayışına giren gençlerin karşılarına o kadar çok engel çıkar ki bu engelleri aşmak hiç de kolay değildir. Ortada şöyle bir çelişki vardır: Hem daha çok ekonomik canlılık için şehrimize üniversite yapılsın diyeceksiniz sonra da mahalle aralarında üçerli beşerli gruplar halinde ev arayan gençlere ters ters bakacaksınız. Aman bizim apartmanımıza öğrenci gelmesin diye ev sahiplerine baskı uygulayacaksınız… Komşunuz olan öğrencilere önyargıyla yaklaşacak ne zaman gürültü yapacak ne zaman bir hata yapacak da ev sahibine ulaştırayım diye pusuya yatacaksınız. Bir kez bile selam vermeyecek, verilen selamı almayacak ne Ramazanda ne Bayramda öğrencilerin kapısını çalıp bir tas çorba bile götürmeyeceksin. Sonra ekonomik canlılık denilen “şeyden” pay koparma telaşına kapılacaksın. Bu gruptaki insanlara yarın sizlerin de oğlu kızı başka şehirlere üniversite okumak için gidebilir uyarısını yaptıktan sonra Hz. Muhammedin(sav) “ Ya ilim öğrenen ol ya öğreten ol ya dinleyen ol ya da bunları seven ol beşincisi olma helak olursun” hadisini hatırlatmalıyım.
Şehrimize eğitim için gelmiş bu gençleri sevsek, önyargılarımızdan arınsak, onlarla komşuluk bağlarını güçlendirsek nasıl olur!
Üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı özellikle Çanakkale, Burdur gibi küçük şehirlerde ev kiraları öğrenciler için en büyük sorunların başında geliyor. Bir şekilde -ev için- mahallenin apartmanın onayını almış gençler evi tutmak istediğinde adaletten, vicdandan yoksun aç gözlü ev sahiplerinin fahiş kira taleplerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Karşı komşunun 350 lira kira ödediği daireye üniverite öğrencileri 3-5 kişi birlikte öder düşüncesiyle 750-800 tl kira ödemeye mahkum ediliyor. Üstüne üstlük bu öğrencilere sunulan ev seçeneği de genelde ya zemin kat ya bodrum kat ya da çatı katı oluyor.
Evini binbir sıkıntıyla ayarlamış gençler 2. el eşyalara yabana atılamaycak paralar ödüyorlar. Burada da yine birileri hakkından fazla para kazanıyor.
Sayın Başbakanımızın bu sıkıntılar konusunda da ev sahiplerini, üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı şehrin insanlarını uyarması bu konuda da söz söylemesi gerektiğini düşünüyorum. Sayın Başbakanın üniversite öğrencilerinin yukarıda bahsettiğim sıkıntıları da gündeme taşıması  üniversite gençliği ile arasındaki iletişime katkı sağlayacaktır.
     “Bekâr evlerinde güneş bakır sinilerle getirilir(se)” de bekâr evleri(öğrenci evleri) zamansızlık ve mekânsızlık mefhumu üzerine kurulmuştur. Burası istediğiniz an istediğiniz zamanda terk edebileceğiniz istediğiniz an istediğiniz zamanda geri dönebileceğiniz bir yerdir. Gece ve gündüzün sınırı yoktur; zamanın başlangıcından ve bitişinden söz edilemez. Çok şey plansız ve programsızdır, her şey başladığı gibi bitmeyebilir. Eve gelen misafir başka bir eve misafir götürülebilir.
Öğrenci evleri üzerinden “Bireyin Özgürlüğü ve Devlet”konusunu gazeteciler, akademisyenler tartışa dursun öğrenci evlerinde buzdolapları karlanır, ocak paslanır;  gecenin bir vakti akşam yemeği  orta sehpaya serilen gazetenin üzerinde kahvaltıyla geçiştirilir, işte bu yüzden annenin kıymeti de en çok burada öğrenilir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
öğrenci evi 3 yıl önce

çok doğru tespitler, devlet önce ev sahiplerini uyarsın..

Avatar
merve 3 yıl önce

evet esas konuşulması gereken bunlar kira gibi

Avatar
ilah-i adalet 3 yıl önce

vallahi suriyeli mültecilerin barınma koşulları bu manzaradan bence daha iyi bu resmi çekip başbakana göndermek lazım

Avatar
akademisyen @ilah-i adalet 3 yıl önce

tweeterda konuyla alakalı o kadar çok res.m var ki, acırsınız.. mülteci kampı gibi :(

Avatar
sena 3 yıl önce

sayın! başbakanınız sizce böyle bir duyarlılık gösterebilir mi? çok hayalci düşünceler bunlar atı alan üsküdarı geçiyor bile.

Avatar
sınıfçı 3 yıl önce

önce okutup ta birşey yapmadıklarınızı konuşun oy için takla atmaya gerek yok

Avatar
öğrenci 3 yıl önce

belki de başbakanın bu sözleri öğrenci evlerinin durumunu gündeme getirir, en azından bu yazıdaki magduriiyetler dile gelir diye bekledim fakat hala öğrencilerin sorunlarına gerçek manada değinen yok hala..