banner374
MEB’in Ağustos ayı içinde, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticiliklerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğe dayanarak 4 yılını dolduran okul müdürlerinden yaklaşık 9 binini görevden alması eğitim kamuoyunda büyük tartışmalara neden oldu. 12 yıllık AKP Hükümetleri döneminde eğitim alanında bu derece büyük boyutlu bir görevden alma olmamıştı. Aslında, değişikliklere uğrasa da 1999 yılından itibaren uygulanmaya başlayan “sınav sistemi”-son değişikliklerle mülakat getirilmesine rağmen- aksak da olsa belirli bir kabul görmüştü. Bu konu, AKP programında, “kamu personel yönetimi” başlığıyla yer bulmuştur. AKP Programının (2014) “Kamu Personel Yönetimi” bölümünde yer alan ilkelerden, kamu personelini ve dolayısıyla eğitim yöneticiliğini de ilgilendiren bazı ilkeler şu şekildedir; -Hizmet gereklerine göre oluşturulacak norm kadrolara atamayı objektif kıstaslara göre yapacaktır. -Kamu personelinde kariyer ve liyakat esasını temel alacak ve eleman alımlarını bu kıstasa göre yapacaktır. -Sendikalar ve siyasi haklar konusundaki engellerin ortadan kaldırılmasını ve siyasetçilerin kamu görevlileri üzerindeki gereksiz müdahaleleri ortadan kaldıracaktır. Bu ilkeleri, eğitim yöneticiliğinde gelinen aşama açısından değerlendirdiğimizde tam bir tezatla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Şöyle ki; AKP programında yer alan, “Hizmet gereklerine göre oluşturulacak norm kadrolara atamayı objektif kıstaslara göre yapacaktır,” ilkesi; hem şube müdürlüğü sınavında mülakat yapılarak, hem de okul yöneticiliklerinde yazılı sınavın ortadan kaldırılmasıyla, yerini, tamamen sübjektif kıstaslara bırakmıştır. AKP programında yer alan bir başka ilke olan, kariyer ve liyakat kavramlarının uygulanmasına bakacak olursak, bu konu 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 3.maddesinde şu şeklide yer almıştır; Kariyer; “Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânını sağlamaktır.” Liyakat: “ Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.” (Mevzuat, 2014) -Okul müdürlerinin, yeni yönetmeliğe göre görevden alınmasında ve yeniden görevlendirilmesinde, eğitim yöneticiliği için gerekli teorik bilgilere sahip olduğu söylenebilir mi? -8 yıl öğretmenlik yapmış olma dışında herhangi bir eğitim şartı aramamak, eğitim yöneticiliği için yeterli midir? -Görevlendirilen okul müdürleri, 4 yıl görevde kalma dışında, gelecekte en üst makamlara yükselebileceklerini düşünebilirler mi? Bu üç soruya verilecek olumlu cevap, okul yöneticiliğinde kariyer ilkesine uyulduğu anlamına gelir. Ancak uygulamada bu sorulara olumlu cevap vermek mümkün mü? Peki, “layık olma”, “kifayet”, “yeterli olma” anlamına gelen liyakat ilkesi, okul yöneticiliğinde göreve gelme, ilerleme, yükselme ve görevden alınma anlamında yeni yönetmelikte hayata geçirilmiş midir? Bu soruya da olumlu cevap vermek mümkün değildir. Son olarak yine AKP programındaki ilkelerden olan “Sendikalar ve siyasi haklar konusundaki engellerin ortadan kaldırılmasını ve siyasetçilerin kamu görevlileri üzerindeki gereksiz müdahaleleri ortadan kaldıracaktır.” ilkesini, okul müdürlerinin görevlendirilmelerinde göz önüne alacak olursak; öne sürülen ilkenin tam tersi bir uygulamayla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Şöyle ki; İktidara muhalefet eden sendikaların her türlü yasal ve yasadışı yöntemlerle engellenmeye çalışılması bir yana, 4 yılı tamamlayan okul müdürlerinin görevlendirilmelerinde ve görevden alınmalarında, iktidara yakın sendika üyelerinin % 80-85 oranında tercih edildiği görülmüştür. Hele yeni okul müdürlerinin ve müdür yardımcılarının görevlendirilmesi aşamasında bu oranın daha da yukarılara çıkacağı her kesim tarafından beklenmektedir. Yeni yönetmelikle, siyasetçilerin, okul yöneticisi olmak isteyen eğitimciler üzerinde yoğun bir etkileme gücü olduğu/olacağı gün gibi ortadadır. Sonuç olarak, AKP programının “kamu personel yönetimi” bölümünde yer alan ilkelerden, eğitim yöneticiliğini ilgilendiren, atanma ve yükselmede objektif kurallar getirileceği, görevde ilerleme ve yükselmelerde kariyer ve liyakat ilkelerinin uygulanacağı ve son olarak da siyasetçilerin, kamu görevlileri üzerindeki gereksiz müdahalelerinin ortadan kaldırılacağı vaatleri, son çıkarılan eğitim yöneticilerinin görevlendirilmesi yönetmeliğiyle, tam tersi bir şekilde hayata geçirilmiştir. Bu uygulama bize, 28 Şubat döneminde, DSP’li Milli Eğitim Bakanlarının, “vekâletle” yönetme dönemini hatırlatmaktadır. Gerçek olan şu ki, o dönemde bile görevde olan okul müdürleri böylesi sübjektif değerlendirmelerle görevden alınmamıştı! Eğitim Yöneticiliği, bir bilim dalı olmasının yanı sıra, uzmanlık gerektiren bir meslektir. Eğitim yöneticileri, üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda da özel sınavlardan ve seçme sistemlerinden elenerek seçilmektedir. İktidar, kendi programının da dışına çıkarak yaptığı bu uygulamanın sonuçlarının, eğitim sistemimize çok ağır bedeller ödeteceğini bilmeyecek kadar deneyimsiz değildir. Eğitim sistemimiz ve geleceğimiz adına umarız, yanılırız… Kaynaklar AKP, (2014) http://www.akparti.org.tr/site/akparti/parti-programi#bolum_ Erişim Tarihi: 29.08.2014 Mevzuat, (2014) http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.657.pdf Erişim Tarihi: 29.08.2014

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol