banner374
 Aşk-ı Memnu Dizisinin Romanı mı Çıkmış?
Zaman zaman karamsarlığa kapılsak da;* gençlerle ve gençliğin toplumdaki işleviyle ilgili olarak hep olumlu düşüncelere sahip olmuşuzdur.
 
Yakın bir zamana kadar, gençlerle ilgili temel eleştirilerimiz kitap okumamaları, ülke sorunlarıyla ilgili duyarsızlıkları ve birçok konuda benmerkezci hareket etmeleri noktasında yoğunlaşıyordu.Bu eleştiri noktalarımız “Gezi Parkı” eylemleriyle birlikte gelişen süreçte, sonlandı. Bu eylemleri doğru bulursunuz-bulmazsınız, ancak ortada bugüne kadar yapılan gençlik eleştirilerini tersyüz eden bir gerçeklik var;
 
“Gençler ülkede ve dünyada yaşanan her şeyin farkında.”
 
Bu süreçten sonra, artık elinde telefon ya da tablet, kulağında cep telefonundan giden bağlantı ya da bilgisayar başında saatlerce zaman geçiren genç gördüğümüz zaman üzülmüyoruz. Onların zamanlarını bu şekilde geçirirken, kendileri dışında olan biteni de takip ettiğini bilmenin verdiği bir rahatlık söz konusu.
 
Ancak bu durum yine de okuma alışkanlığının bir kenara itilmesi, Türk ve Dünya Klasiklerini okumama anlamına gelmemeli. Ne kadar çağın gerektirdiği iletişim araçlarını kullanırsak kullanalım, çantamınız bir köşesinde bir kitap bulundurmamız gerektiğini akıllardan çıkarmamak gerekiyor. Çünkü dünyayı ve ülkemizi daha gerçekçi olarak tarih kitaplarından değil, klasiklerden öğrenebiliriz.
 
Bu bağlamda karşımıza, geçen günlerde Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un “Ortaokul ve lisede okuduğum bütün edebiyat kitaplarını bulup, okuyup şöyle bir makale yazmayı düşünüyorum: ‘Ben Orhan Pamuk. Okulda altı yıl edebiyat okudum. Şimdi dünyaca ünlü bir yazarım. Bu kitaplar bana ne öğretti? Edebiyatçı olmama nasıl yardımcı oldu? Neye yaradı?’ Hiçbir şeye!.. Bir tek Sait Faik diye bir yazarın olduğunu lisede öğrendim, o kadar.” sözleri çıkıyor.
 
Bu sözlerin doğruluğu konusunda Orhan Pamuk’a katılmak mümkün değil ama eğitim sistemimizde aksayan birçok konu yanında öğretmen açığı, ücretli öğretmen çalıştırma, bir yılda 2,3 öğretmen değişmesi ve yan alana geçiş gibi uygulamalar devam ettikçe, yazarın dediği gibi, liselerde Türk ve Dünya Edebiyatı gerçekten öğrenilemeyecek.
 
Öğretmen atama sayılarının açıklanacağı ve eylül ayında atamaların yapılacağı bu günlerde, “Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği” ve “İlköğretim Türkçe Öğretmenliği” alanlarında da 8 bin civarında öğretmen açığının bulunduğu biliniyor. 4+4+4 eğitim reformuyla, ortaöğretim zorunlu hale getirilmiş ve T.Dili ve Edebiyatı öğretmenliği daha da önemli bir duruma gelmiş, Anadolu liseleri ilk atamaya açılmış, liselerde Osmanlıca seçmeli ders olmuştur.
 
Bu nedenle bütün branşlarda olduğu gibi, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği ve İlköğretim Türkçe Öğretmenliği alanında da, temel Türkçe ve edebiyat bilgilerinden yoksun olduğunu düşündüğümüz ücretli öğretmenleri çalıştırmak yerine, kadrolu ve açık sayısını karşılayacak kadar öğretmen ataması yapılması elzem bir duruma gelmiştir.
 
“Aşk-ı Memnu Dizisinin Romanı mı Çıkmış?” sorusunu soran bir gençlik istemiyorsak, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek, kadrolu öğretmen atamak gerekiyor.
 
*http://blog.milliyet.com.tr/utandiran-gencler-ve-gelecegimiz/Blog/?BlogNo=263494

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
sedat 3 yıl önce

abdullah beyden güzel bir yazı daha teşekkürler elinize sağlık

Avatar
serdall @sedat 3 yıl önce

emeğinize sağlık

Avatar
edebiyatçı 3 yıl önce

aşk-ı memnu da orhan pamukta bilmeye değmez. ermeni ve yahudi basınının pohpohlaması ile ünlenmiş kişiler bunlar. beş para etmez.

Avatar
vay be @serdall 3 yıl önce

vay be