banner396
Atanamayan öğretmenler değil arkadaşlar, ataması yapılmayan öğretmenler….

Çünkü atanan öğretmenler sizden daha zeki ve kabiliyetli değiller.
İşe sizden daha ehil değiller.
Amacım atanmışları karalamak değil anladınız siz onu.
Atanmış öğretmenlerle ataması yapılmayan öğretmenler arasında kantitatif ya da kalitatif bir fark yok.
Belki her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır nevinden metodolojik fark var. O da normal.

Neden atanamayan öğretmenler değil.
Çünkü atanamayan kelimesi, Türkçe semantiği açısından sorunlu. Kabiliyetsizlik anlamı veriyor. Benim bizzat tanıdığım çok kabiliyetli öğretmenler var, ancak puan durumları, evlenme çağında oturup ders çalışma sıkıntısı bu insanları KPSS zilletinden uzaklaştırıyor. Bir de hareketli halleri…

Ancak bu arkadaşları dert müptelası yapan bunca hususun yanında en yakın akrabaların “sen hala atanamadın mı? Vah vah” şeklindeki tarizleri…
Ataması yapılmayan öğretmenler, toplumdan, akrabalarından kopuyor, nefret etmeye başlıyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerimiz kendilerini kanıtlamak için Ericson’un, Kohlberg’in, Freud’un kuramlarıyla cedelleşip duruyor. Öğrenmek kolay mı onları?
Bir de KPSS’de kaynaklarda verilen bilgilerden bağımsız birçok bilgi de çıkıyor. Onlar da zaten yayınevlerinin basımını yaptığı tuğladan kalın kitaplarını öğrendikten sonra internet sitelerinden çıkma ihtimali olan nice konuyu da öğrenmeye çalışıyor. Bunca çabanın ardından genel yetenek genel kültür, anayasa, güncel bilgiler gibi derslere de çalışmak zorundalar. O da yetmedi bir de alan sınavı. Onca çalışma sonucunda ataması yapılmayan öğretmenler için Eylül, büyük hüznün adı oluyor.
“Diplomalarımızı almış olsak da hiç bitmeyen öğrenme uğraşı nedeniyle bizleri ve tabii ki çocuklarımızı ilgilendiren Latince bir deyim vardır: “Non schola sed vita discimus” yani “okul (diploma) için değil, yaşam için öğrenmeliyiz.” Bunun yolu da öncelikle düş kurmaktan geçiyor. Özellikle çocuklar, gelecekte hangi mesleği seçerlerse seçsinler, yaşam boyunca ihtiyaçları olacak yaratıcı bakışaçılarını kazanmak, özgüvenlerini geliştirmek için düş kurmaktan korkmamalılar.” Diyor Faruk Şüyün, Dünya gazetesindeki makalesinde.
 
YARINLARSIZLIK DİYAGRAMI
Bundan yıllar önce “yarınlarsızlık” diye bir terim ortaya atmıştım. Bu beklentisizliğin nişanesiydi. Ancak kadim dünyanın arz-talep diyagramında yarınlarsızlığın modern zamanların ihtiyaçlarıyla çelişki oluşturduğunu söyleyebiliriz.
 
Popülist politikalar sebebiyle selden kütük kapma iğrenç durumları doğurmaya başladı. Birçok insanın umut kapısı olarak yöneldiği severek ya da sevmeyerek yaşam mücadelesi yolunda giriştiği uğraşılar çölde oluşan serap gibi ha ulaştı ha ulaşılacak noktasından yerini büyük umutsuzluklara bırakıyor.
Devletin sürdürülebilir politikalardan uzak günübirlik oluşturduğu popülist politikalar birçok insanı canından bezdirmiş durumda. Belki de umutsuzluğun en nümayan olduğu durum bonzai kıskacında yaşayan gençlerin haberleri. Bu baş belası uyuşturucuyu kullanan gençler herhalde çok mutlu bir halde kullanmıyorlardır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı neden bunlara bakmıyor? Ya da bu gençlerle ilgilenecek bir devlet kurumu yok mu?
 
Sürdürülebilir politikalar, ancak merkez bankası gibi, BDDK, TMSF gibi siyasi otoriteden bağımsız bir eğitim bakanlığının olmasıyla sağlanabilir. AKP iktidarı döneminde iş başına gelen 4 eğitim bakanı da kendi sistemlerini yerleştirebilmek için canhıraş çalıştı ve hiçbirinin politikası sürdürülebilir olamadı, akamete uğradı. İşbaşına gelen bazı bakanların eğitimci olmaması bile spekülasyonlar için yetti de arttı bile.
 
Her aklımıza geleni politika diye uygulamaya kalktık ve sürdürülebilir eğitim politikaları oluşmadı. Mesela çağrı filmi yapımcısı geldi aklıma. Uzun bir süre Peygamber Efendimiz’in (SAV) hayatını araştırmıştı ve aylarca çöllerde yaşadı, iliklerine kadar hissetti ve sonuç olarak şimdiye kadar yapılabilmiş en iyi siyer filmi olarak kayıtlara geçti.
 
Aynı bunun gibi eğitim ve öğretim yaşamının çilelerini yaşamış, mutfağında soğan doğramış insanları bu işe koşmak gerekir. Kimdir bunlar? Tabiî ki yıllarca emek vermiş öğretmenlerimiz…
 
Bir başka sıkıntı ise bugünlerde ataması yapılmayan öğretmenlerle ilgili…
 
Bana ulaşan çok sayıda branştan öğretmen aldığı puan ve sıralamaya bakarak şu kadar sayıda öğretmen alınsın diye vaveyla ediyorlar. Bu insanların bir kısmı da nişanlısından ayrılmış atanamadı diye, kiminin evliliği tehlikeye girmiş.
 
BANA ULAŞAN KİMİ MESAJLAR
 
ben de tam on yıldır atama bekliyorum hemde hep 75 üstü puanlar alarak buna rağmen çevredekiler bize aptal gözüyle bakıyor. yine mi atanamadını duymak istemiyoruz.
gercekten bunaldik artik...12 yol aldu ..yas 38 ..ericsonun bütün yas dönemlerini 1 ayda yasadim ne olacak bizim halimiz ..
sadece adil olunmasını istiyorum 9 10 11 yıldır atanamayan fizik öğretmenleri var.
bana öğrenci̇ler atanamadiniz mi? di̇ye sorduğunda utaniyorum i̇lk olarak daha sonra konuyu deği̇şti̇ri̇yorum baktim daha kötü oldum evde anti̇deprasan kullaniyorum yarim adet olmuyor yoksa rahatlayamiyorum :(

KÜRTÇE ÖĞRETMENLERİ
Kürtçe öğretmenleri ise hala atanamadı, seslerini duyurabilmek için başlattıkları açlık grevi yedinci gününde. Kürtçe öğretmenleri, siyasilerin mezuniyetten sonra atanacakları sözü verdiğini söylüyor ve bu sözü hatırlatmak üzere dönüşümlü açlık grevi yapıyorlar. 
t24’ün haberine göre, Mardin Kızıltepeli Vahap Öncel, 9 Eylül Üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliğinden iki yıl önce mezun olduktan sonra Kürtçe öğretmeni olabilmek için 2013-2014 döneminde Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi almış. Her gün Kızıltepe’den Mardin’e gelerek okula devam etmiş. Babası işsiz olduğundan bu süreçte akrabalarından borç almak zorunda kalmış. Atanamayınca borçlarıyla baş başa kalan Öncel “Babam çalışmıyor, oğlumuzu okuttuk diyorlar ve benim elime bakıyorlar. Atanamayınca umutlarını yitirdiler. Nişanlımla bile ayrılmak zorunda kaldık. Eğer atanmış olsaydık bu eylem yaptığımız parkta belki çocuğumla birlikte dolaşacaktık. Eylemimizi de yardım olarak topladığımız paralarla ancak gerçekleştirebiliyoruz” şeklinde konuştu.

Kürtçe öğretmenliği ataması yapılmayacak idiyse neden ihdas edildi?
 
Bir Alman sosyoloğu olan Von Götze’nin “marijinal moral teorisi” şöyle der:  “Toplumda geçerli olan hukuki ve ahlaki kuralların en alt sınırında oynayanlar kazançlı çıkarsa, uzun vadede bu alt sınırda oynayanların sayısı artmaktadır. Alt sınır bu ağırlığı taşıyamadığından hukuki ve ahlaki kurallar gevşetilerek sınır daha aşağıya çekilmektedir. Yine kuralların en alt sınırında oynayanlar kazançlı çıkarsa, yeni çizilen sınıra kayanların sayısı artmakta, hukuki ve ahlaki kuralların tekrar gevşetilmesi gerekmektedir. Bu sürecin devamı ise kuralların dejenerasyonu ve neticede toplumun bozulmasıyla sonuçlanmaktadır.”
 
Hayallerin bir bir yokoluşu toplumda öğrenilmiş çaresizliğe dönüşüyor. Bu da toplumda belli noktalarda patlamalara yol açıyor. Toplum barut gibi. Her taraftan çığlıklar yükselirken bir milyonu aşkın Suriyeli Türkiye sathına dağılmış durumda. İnsanların espri kabiliyetlerini bile yitirdiği zamanda en çok ihtiyacımız olan şey siyasetin doğru, birleştirici, ayakları yere basan, sürdürülebilir, gerçekçi, faydacı, popülizmden uzak, kanalize edici, istikrarlı politikalar üretmesidir.
 
Keşke öğretmen atamaları sorun olmasa, sınav yanlışları olmasa, eğitim politikaları doğru ve yerinde yapılsa da bizler de öğretmen kaliteleri üzerinde, öğrencilerin formasyon eğitimleri, içerik ve rehberlik boyutlarını yazsak da eğitim kalitesinin artması yolunda terakki edebilsek. Ne dersiniz? Belki günün birinde…

ÇILGIN TÜRK VEYSEL BERK
Boğaziçi Moleküler Genetik ve fizik bölümünden mezun olan Veysel Berk, İstanbul’da AVM içinde  çaycı kafe açmış. Akıl alır gibi değil, bilim adamlığının yanında, insanlığın kaderinin söz konusu olduğu mevkide girişimciliğiyle de bizi kendine hayran bıraktı. Teşekkürler Veysel Berk.
 
 
EĞİTİM UZMANI
BESTAMİ BOZKURT
 
    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
okulllllll öncesiiiiiiiii 2014-09-01 22:24:46

kürtçe yeni bi branş.yılların fizik,kimya,biyoloji hocaları dururken onların açlık grevi yapması ilginç.alırlar kontenjanlarını bana.göre.

Avatar
tarihçi 2014-09-01 22:38:21

dağa çıkanların anneleri vardar bizim yokmu bizimkiler niye açlık grevi yapmıyo ağlaya ağlaya hergün öleceklerine bizlere ölürler

Avatar
bestami bozkurt 2014-09-01 23:37:49

kürtçe öğretmenliği için bana gelen talepleri dillendirdim. bu yazımızı bana gelen talepleri değerlendirmek olarak okursanız doğru olur. selamlar

Avatar
okulll öncesiiii 2014-09-02 02:30:49

açılım süreci var hocam atanırlar.olan 24.000 yığılmayla geleceğin popüler mesleğine olucak.izleyin halimizi.

Avatar
ali 2014-09-02 07:22:16

işsizlik almış başını gitmiş yüzbinlerce hoca milyyonlarca üniversiteli neredeyse intiharın eşiğinde ama mebe göre durmak yok yola devam

Avatar
ziya 2014-09-02 08:39:04

40 bin olduğu sürece bu sorun hal olmaz alsınlar bakalım 100 bin bakın nasıl herşey çözülür

Avatar
öğretmen adayı 2014-09-02 08:47:30

60000 atama olsun

Avatar
atanamayanlar 2014-09-02 09:05:44

60.000 atama olmalıydı

banner389