banner374
        Son günlerde önemli değişiklikler ardı arkasına olurken öğretmen adayları da ümitlenmek istedi.Aslında haksızda değillerdi.Özür atamalarının bile yapılmayacağı nerdeyse kesinleşmişken, bakan değişikliğinin ardından parti grubunda başbakan müjdeyi veriverdi.Bu müjdenin üstüne ikinci müjde bekleniyordu ki dün en yetkili ağızdan “şubat ataması diye bir şey.” Sözü ile ümitlenen binlerce öğretmen adayı yeniden sessizliğe teslim oldu. Ülkemiz genç nüfusu ile bulunduğu coğrafyada önemli bir potansiyeldir.Ancak eğitime gereken yatırımları zamanında yapmakta sıkıntılar çekmektedir. Bir taraftan her yıl binlerce mezun veren eğitim fakülteleri diğer taraftan ailesinin desteğiyle okuyan ve okulu bitiren kendi ayakları üzerinde durmak isteyen gençler. İşsizliğin küresel güçlerin sanal krizleriyle tavan yaptığı bir dünyada, bütün bunlar olurken tarihin seyrini özne olarak insanlığın lehine çevirmeye çalışan bir aktör Türkiye ,içindeki sorunlarını kısa sürede çözmelidir.Bu çözümde en etkili meslek öğretmenlik olacaktır.Her ne kadar büyüklerimiz eğitim öğretmenlere bırakılamayacak kadar ehemmiyetlidir dese de biz uyarmaya devam ediyoruz. 
           Öğretmen, en genel tanımıyla, öğrenmeye rehberlik eden kişidir. Bu süreçte öğretmenin önemli sorumlulukları, büyük fedakârlıkları vardır. Öğretme evrensel bir uğraştır.Yaşadığımız çevrede her an ana baba çocuklarına,usta çırağına,öğretmenler öğrencilerine sürekli bir şeyler öğretirler.Yani sürekli bir öğretme ve öğrenme durumu söz konusudur. Ancak öğretme ve öğrenmenin iki değişik işlev olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü öğretme bir kişi tarafından gerçekleştirilirken öğrenme başka bir kişide oluşur.Çok açık ve basit gibi görülse de bu olay aslında üzerinde ciddî bir şekilde durulması gereken bir durumdur. Öğretme öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için o iki kişi arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Başka bir deyişle öğretmen ve öğrenci arasında özel bir bağ kurulmalıdır.Bu özel iletişim teknolojinin başarabileceği bir iş değildir.  
            1997 yılında ilköğretimin kesintisiz zorunlu ve 8 yıl olması ile öğretmen ihtiyacı inanılmaz artmış bu ihtiyaç diğer fakülte mezunlarından karşılanmıştır. Bu alınan öğretmenler halen bakanlığın değişik okullarında görev yapmaktadırlar.Bir zamanlar ihtiyacı karşılamayan üniversiteler şimdilerde bazı bölümlerde fazla vermektedir.Son on yılda mevcut kadronun yarısını yenileyen bir iradeye rağmen yüz binleri geçen ihtiyaç bir türlü karşılanamamıştır. Her yıl en fazla memur alımının öğretmen olması da ne açığın kapanmasında nede mezunların istihdam edilmesinde çare olamamıştır. Bütçe kanunlarında emekli olan öğretmenlerin yarısı kadar öğretmen alımının serbest olması da çözüm değildir. Önümüzdeki günlerde mezunların iş beklentisi ile devletin öğretmen alım sayısı arasındaki çelişki yeni sorunlar yumağının oluşmasına neden olacaktır. Bu sorunu çözmek için erkeklerde yaşı 50’nin üzerinde ve bayanlarda 20 yılını tamamlayan öğretmenlerden isteyenlerin mevcut emekli maaşından daha fazla bir maaşla emekli edilmesi ve genç öğretmen adaylarına yolun açılmasıyla sağlanabilir. Aksi takdirde nüfus artış oranı yavaşlayan ve öğretmen ihtiyacı giderek azalan bir bakanlıkta en büyük sorun elimizde patlayabilir.  
             Milli Eğitim bakanının mevcut eğitim fakültelerinin öğretmen kontenjanını düşürmesi uzun vadede isabetli fakat bu günün sorununa çözüm değildir. Yine bu gün özel okulların önünün açılması da hem bakanlığın yükünü hafifletir hem de yeni istihdam alanı oluşturur.Bu sayede öğretmenlerin bir kısmı özel sektöre geçerler.Öğrenci sayıları düşer ve devlet bina yapmaktan kurtulur.   
             Bu ülkede atanamayan öğretmen olmak “dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası olmaktır.”Kpss engelini aşamayan,her gün bunalımlar geçiren bu gençliğin yapabileceği başka bir meslekte mevcut değildir.Dershaneler,ücretli öğretmenlik kader değil,acı gerçektir.600-700 Tl için yaklaşık 15-16 yıl öğrenim görmek ve asgari ücretten bile düşük bir ücrete çalışmak kabul edilebilir bir durum değildir.Yuva kurmak isteyen on binlerce gencimizi yetkililerin anlaması için onları muhatap alması ve dinlemesini öneriyorum.İyi niyetle ve samimiyetle önümüzde aşılamayacak engel yoktur.Birde “Eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
.... 4 yıl önce

kavun degil kelektirr fistan degil yelektir eger taci ararsaaaann....

Avatar
..... 4 yıl önce

tüm bunları syn başbakan anlayamaz göremez çünkü kendi çocukları öğretmen değil... canı yanmadan anlayamazdı ve anlamadı...

Avatar
!!!!!!!!! 4 yıl önce

bizi bu duruma düşürenler utansın. geçip öğretmenlik kutsal meslek demesi kolay. atama hakkımız

Avatar
ali 4 yıl önce

sadece edebiyat bunlar bu ülkede 6 sendikanın destekleyip yaptıramadığı birşey varsa bu sendikalar ne işe yarıyorlarrrrrrr

Avatar
hilal 4 yıl önce

bıktık atama dilenmekten bu bizim hakkımızdı vermediler yediler

Avatar
ALLAHA HAVALE ETTIM 4 yıl önce

allah islah etsin allah beter etsin tayip seni

Avatar
adaletsiz parti 4 yıl önce

atamayın pkk larla el ele tutuşup derslere sokun tablet dağıtıyo süt dağıtı öğretmen yok ortada şehirdekiyle köydeki uçurumu nasıl kapatıcan . alan getirdin puanlari bir yil geçerli yaptin özür atamasi yaptin ve şubat yapmiyosun öylemi meydanlarda bunu kulanmayi biliyodun sanma ömür boyu orda kalacaksin sanma

Avatar
buket 4 yıl önce

egitim sistemi kökten degişmelidir,nasıl medeni kanun isviçreden alınmışsa bugün egitim sistemi dünyanın en iyisinden yani finlandiyadan alınmalıdır..artık bırakalımyerimizde saymayı