banner374
ÜNİVERSİTE SINAVINI VE DERSHANELERİ KALDIRMAYA SİSTEM İZİN VERECEK Mİ?
 
Sistemlerin insanlar üzerinde bir uyuşturuculuk işlevi var. Bir sisteme kondurdun mu insan da sisteme entegre oldu mu artık sistemin kullanılması çoğunlukla muhtemeldir. Çünkü sorgulama mantığını biz hep insanların kişilikleri üzerinde kullandığımız için sistem üzerinde sorgulamaya gidemiyoruz ve ağır aksak işleyen, anakronik bir yapıyı yıllardır şikayet ede ede kullanıyoruz. 50 yılı aşkın bir süredir siyasetçilerimiz sistemi değiştirmeyi ağızlarına pelesenk etmişlerdir ancak bu sistemi değiştirmeye ya cesaret edememişler ya da sistem iktidar mücadelesine kurban gitmiştir.
 
            Öteden beri söylenegelen ve geçerli bir inovasyon olan üniversiteye sınavsız geçiş paldır küldür olacak bir mesele değildir. Bu meselenin alt yapısı sağlam olmalıdır. Bu işe okulların yapısal bozukluğunu gidererek başlayabiliriz. Yani ülkemizdeki okulların yapısı sınavsız sistem için uygun değildir. Okullarımızda sadece bilgi öğretimine, bilgisel metazoriye dayanan, endoktrinasyonel bir mekanizma var. Bu mekanizmayı yıkmadan yerine “sınavsız üniversite” derseniz popülizm yapmış olursunuz; çünkü inandırıcı değilsinizdir. Bu bağlamda dershanelerin de şeytanlaştırıldığını görüyoruz. Dershaneler Türkiye Eğitim Skalasını yükseltmeye yararı olmayan sadece öğrencilerin “gelecek hayallerini süsleyen ve vasıtalık eden” aracı. Dershaneler, 12 yıllık eğitim-öğretimin bir seneye vinziplenmesiyle öğrencileri üniversiteli yapmaya yarayan anakronik mekanizmalardır. Ancak şu anda dershaneler bizim bozuk eğitim sistemimizin zayiatı olarak doğmuştur. Dünden bugüne de değişemeyecektir. Dershaneler, eğitim sistemimizin kanayan yarasıdır ve bu yara akmaya devam ettiği müddetçe çağın gerisinde kalan öğrenciler yetişmeye devam edecektir. Ne yazık ki bozuk sistem o kadar uzun sürmüş ve hala sürmektedir ki dershaneler de ülke geneli kendi kapitalist sistemlerini örmüşler, bunları kaldırmaya kalkıştığınızda ise birçok kişinin işsiz kalmasıyla sonuçlanacak kadar vahim bir tablo ile karşılaşacaksınızdır. Dershaneler de yaklaşık 50 binin üzerinde öğretmenin çalıştığı savunulmaktadır ki eğer siz dershaneleri kaldırmaya kalkarsanız 50 bin küsur kişinin istihdamını da düşünmek zorundasınızdır. Türkiye genelinde kayıtlı 4 bin 55 dershanede 50 bin 209 öğretmen, 20 bin personel çalışıyor. 1 milyon 234 bin 738 öğrenci de eğitim alıyor. Dershanelerin tahmini cirosunun ise 1.5 - 2 milyar dolara ulaştığı sanılıyor. Bu kadar büyük bir akışı hem de okulların yapısal bozuklukları devam ederken “dershaneleri kaldıracağız” jargonu kullanmak inandırıcılığın ötesinde düşünülmeden, masa başında kurgulanan yapmacık planlara benziyor. Sıfır inovasyonla hayali saptamalar yaparak sistemin rayına oturmasını bekleyemeyiz.
 
            GOKAM PROJESİ’NDE detaylarına inmeden üstünkörü anlatmaya çalıştığım bu sistematik düzen epeyce maliyetli bir yapıyı getiriyor; ancak eğer sistem doğru bir şekilde oturtulur ve herkes elini taşın altına koyarsa 100 yıl sonrasına bile çok rahat hizmet edebilen bir eğitim sistemi inşa etmiş oluruz. GOKAM PROJESİ’NDE geçmeyen ancak zihnimde tebellür eden yapısal ve bilişsel bağlamda çok fazla planlama geçmektedir fakat bürokrasinin hantal duvarını aşamadıktan sonra bunlar malayaniyatın ötesine geçemiyor. Mesela sistemi biyo-psiko-sosyo-kütürel ve yaşamsal bir şekilde düzenlediğinizde zaten var olan anakroni yok olmaya başlayacaktır. Sisteme ayak uyduramayan ne varsa silinip süpürülüp gidecektir. Üzerimize düşeni yeter ki bihakkın yapalım. (İlk defa burada söylüyorum) okulları dört duvar arası ucubelerden kurtarıp işleyen ve öğrencileri aktif hale getirebilen, üreten ve inovasyona açık, yaratıcı, yansıtıcı yani projektif hale getirebilen sağlıklı ve çalışkan öğrenciler oluşturabiliriz. Bilgisel dayatımın yani endoktrinasyonun ortadan kaldırılmasıyla “dershaneleri kaldıralım”, “üniversiteye sınavını kaldıralım” gibi sloganları üretmenize gerek kalmayacaktır. Peki atölyeler nasıl düzenlenecek? Çok basit. Şu anda kaynak kitaplarımızda ana konuların arasına serpiştirilmiş birçok ara konu mevcut ve bunların birçoğunun öğrenciye faydası yok. Bu ara konular zamanın işlemesine yani öğrencileri oyalamaya yarayan zaman geçirgeci. Öğrencilerin 12-13 yaşından sonra da biyolojik olgunlaşmaya bağlı geliştiğini de hesaba katarsak tahta sıralarda öğrenciyi 40 dakika boyunca pasif bir şekilde oturtmak gelişimsel açıdan da çocuğun kritik zamanına denk geldiği için biyolojik ve psikolojik sorunları doğurmaktadır. Ergenliğin buhranlı yıllarını pasif geçiren çocuk daha da içe kapanık hale gelmekte, ta ki üniversite mezunu olmakta ama yine de topluluk karşısında birkaç cümle tasarlayıp konuşamamaktadır. Bunun temel nedeni öğrencilerin devamlı pasif durumda oluşudur. Kişilik gelişimciler, insanın kritik zamanlarının bulunduğundan ve kritik zamanlarda yaşanılan olumlu bir durumun sonraki tüm durumları olumlu etkileyebileceğinden ve kişinin sorunsuz biri olmasından bahseder. Aksi takdirde eğer kişi kritik zamanı olumsuz geçirmişse daha sonraki sürecin o olumsuzluğu yok edemeyeceğini, belki biraz törpüleyebileceğini ancak yine de olumsuzluk izi kalacağından bahseder. Bizim de buradan alacağımız kantitatif ve kalitatif çözümleme, öğrencileri yetişme ve gelişme çağlarında pasif yetiştiriyor isek (ki evet, pasif yetiştiriyoruz) o kişinin ömrü boyunca o edilgenliği atamayacağı ya da iyi bir çevrede bulunursa bir kısmını törpüleyebileceği ancak tamamen edilgenlikten etkenliğe geçemeyeceğini söyleyebiliriz. Edilgenlik, tüketimi salgılar, üretime zıttır. Varlıksal inovasyona sahip olamayan insanlar bir şekilde doğal seleksiyon içerisinde modern kölelere dönüşecekler, hayata ait bir katkıları olamayacağından toplumsal ahlakı da kendi pasifizasyonuna eşgüdümleyecektir.
 
Atölyeler, müfredatın hantal yüklerinden arındırıldıktan sonra aktif uğraşı alanına dönüştürülür, uygulamalar yapılır, öğrenci sırada oturmaz, üretir ve ürettiğinden zevk alır. Öğrenci kritik zamanını üretim yaparak geçirmiş olacak ve geleceğe de üretimci ve üretmekten zevk alan bir nesil gelecektir. Hem internetin ve sosyal medyanın insanın zamanını hızla tükettiği günümüzde bu gereklilik bir kat daha artmıştır.
 Haber Kaynağı: www.mebpersonel.com

BESTAMİ BOZKURT
EĞİTİM UZMANI
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol