banner374
Merve Kavakçı’ya 99 yılında yapılanları hatırlarız. Dönemin DSP milletvekillleri Merve Kavakçı için dışarı dışarı diye tempo tutmak için meclis sıralarına vururken neredeyse sıraları kıracaklardı.  O gün gazete köşelerinde bugünün demokrat yazarları bile Merve Kavakçı’ya haddini bildirmek için yarışa girmişti.
Merve Kavakçı o gün kendisine yapılan bu haksız ve çirkin muamele nedeniyle meclis dışına çıkmak zorunda kalmıştı. Bu olay Türkiye’de başörtüsü sorununun önemli  duraklarından biri olarak tarihe not düşüldü.
O gün “Bu hanıma haddini bildiriniz” diyenlere kısa bir süre sonra millet sandıkta haddini bildirmişti.
O yıllarda yasak sadece mecliste değildi. Yasağın merkezinde üniversiteler yer alıyordu. Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesinde de başörtüsü yasağı uygulanıyordu. 2000 yılında da başörtüsü yasağı Dokuz Eylül İlahiyat Fakültesine ulaşmıştı. Kuran eğitimi verilen bir yerde başörtüsü yasağının gerekçesi açıklanamazdı. İlahiyat Fakültelerinde bile başörtüsünün yasak olması yasağın geldiği noktayı göstermesi açısından mandidardı. Sonunda bazı kız öğrenciler okulu bırakmak zorunda kaldı. Kız öğrencilerin bir kısmı derslere girmek zorunda kalırken önemli bir kısmı erkek öğrencilerle birlikte fakülte önlerinde bu yasağın anlamsızlığını ifade etmek için protesto gösterilerine başladı.  
Bu gün gelinen noktada çok önemli payı olduğunu düşündüğüm ve kendisine çok şey borçlu olduğumuz bir ismi kendi adıma hatırlamadan hatırlatmadan edemezdim.O isim Dokuz Eylül İlahiyat Fakültesindeki başörtüsü yasağını protesto edenlerin en önünde yer alan,  26 Mayıs 2011 yılında ebediyete uğurladığımız genç, dinamik, çalışkan öğretmen arkadaşım Emre ÖZCAN… Emre, protesto gösterilerinde hep en önde yer almış   en anlamlı en etkili en ironik fikirleri hayata geçirmişti. O günlerde İlahiyat Fakültesi Hocalarının odasından bile çıkamadığı bir ortamda yasağı protesto etmek için bir grup arkadaşıyla başörtüsü takarak ilahiyat fakültesine  girmişti.  Emre, yaptığı eylemin karşılığı olarak o gün soruşturma geçirmişti; o gün faydasız, gereksiz, anlamsız gibi görülen bu sabır eyleminin ne anlama geldiğini daha yeni yeni öğreniyoruz.

Bugüne kadar Türkiyenin gündeminde Başörtüsü ön sıralarda yer aldı. Cumhurbaşkanına eşinin başörtüsünden dolayı bazı komutanlar sırtını bile döndü. O gün annesinin kucağında henüz bir bebek olan Kadir Abinin kızı Dilbeste büyüdü, liseli oldu.
Aradan zaman geçti bu arkaik anlayış eridi. 31 Ekimde 4 milletvekili başörtüsüyle meclis çalışmalarına katıldı. 31 Ekimde yaşanan bu olağan üstü tavırları garipsediğimi ifade etmeliyim. Gayet normal sıradan karşılanması gereken bir durumu cep telefonlarıyla fotoğraflayıp tweetlemek, başörtülü milletvekilerini takip eden medya mensuplarının itiş kakışı hoş olmayan görüntülerdi.

İnşallah ülkemiz için bu konu bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
feyza 3 yıl önce

neyse hepsi geride kaldı şükür ki, bir daha karşımıza çıkmaz inşallah

Avatar
meral 3 yıl önce

çok acılar çekildi ancak o acıları çeken bilir..