banner374
Kariyerini zirvedeyken bırakan adam; Uğur Gazanker. Doğa Kolejinin CEO’su Uğur Gazanker başarıyla yürüttüğü görevini sürpriz bir kararla bıraktı. 2002’de kurucu genel müdür olarak başladığı Doğa Koleji’nde tam bir başarı hikayesi yazdı. 2002’de 1 milyon TL sermaye, bir kampus, 20 çalışan ve 100 öğrenci ile göreve başlayan Gazanker, bugün 1 milyar TL ciro, 2 milyar TL’lik kurum değeri, 70 bin öğrenci ile 104 kampüse ulaşmış durumda. Uğur Gazanker, bu sıralar çok sayıda iş teklifi geldiğini ancak hiçbiriyle ilgilenmediğini söylüyor ve ekliyor: Hele bu sektörde yöneticilik yapmayı hiç düşünmüyorum.
 
Uğur Gazanker gibi çoğu eğitimci kökenli kişi gözlerini başka alanlara çevirmiş durumda. Türkiye özellikle son dönemlerde çok tuhaflaştı. Geçenlerde yeni tanıştığım biri bana hayatını anlattı. Adam çiftçilik yaparken babasından kalma bir tarlayı ekmeyi bırakıyor ve 10 katlı bir apartman diktim ve sattım sonrasında oradan elde ettiğim karla beraber iki apartman daha diktim ve sonrasında site yapmaya karar verdim diyor. Bunu söyleyen kişi ilkokuldan sonra okula gitmeyen biri. Sonuç olarak milyonlarla dans ediyor. En kralından hayatını yaşıyor, en kral arabalara biniyor.
 
Kaç tane öğretmenin arabası var, kaç tanesinin düzgün bir yaşam standardı var?
 
Eğitim camiası çok yoğun çalışmasına rağmen bu ülkede eğitim sistematizasyonu 1970 model bir araç gibi hurda ise siz ne kadar da çalışırsanız çalışın akıntıya kürek çekiyorsunuz demektir.
 
Beyin yorgunluğu, beden yorgunluğundan kötüdür. Bedeniniz dinlenir, yorgunluk geçer ancak beyin yorgunsa dinlenmeyle filan geçmez. Bugün en büyük problem de öğretmenlerin her türlü beyin yorgunluğu yaşıyor olmaları. Beyin işçileri olan öğretmenlerimizin özlük hakları mutlaka radikal bir şekilde iyileştirilmelidir.
 
Yoksa insan neden başarısının zirvesindeyken Türkiye’nin en başarılı koleji CEO’luğunu bırakır ki…
 
 *************************
Doğa Koleji demişken….
 
Uzun süredir aklımda…
 
Neden eğitim siyasetten ayrıştırılıp bir şirket yönetiyor gibi bir CEO’ya bırakılmaz ki…
 
Ticari ıstılahta geçerli olan metodolojiyi eğitim için de uyarlasak….
 
Çünkü…
 
MEB, bürokratik hantallık yaşıyor.
 
Eğitim mutlaka siyasetten ayrıştırılıp bağımsız bir kurum olmalıdır.
 
Bir CEO, şirketin kar-zarar volatilitesini göz önünde bulundurarak şirketini zirveye taşımaya çalışıyorsa bence artık eğitimde CEO’luk döneminin yolu açılmalıdır.
 
Şimdilerde anadolu liselerinin işlevi iyice kayboldu, fen liseleri number one’a oynamıyor. Bunca dershane kapatıldığına göre özel okullara yeni bir format getirilmeli.
 
Özel okulların başta alt yapısını sağlamlaştırdıktan sonra iller bazında STS(seviye tespit sınavı) düzenleyerek özel okullara yerleştirmeler yapılmalı. Devlet okulları ise Benjamin Bloom’un taksonomisini de göz önüne alırsak “herkes her şeyi öğrenebilir” mottosuyla hareket etmelidir. Yavaş da olsa her öğrencinin öğrenebileceği varsayımı üzerinde yoğunlaşılmalıdır. En azından ilkokuldan mezun olan öğrencinin bilmesi gerekli olan şeyler, lisede mezun olduğunda sahip olması gerekli formasyonlar belli standardın üstünde olması gerekir. Müfredatı yetiştireceğim kaygısı yokedilmelidir.

Ayrıca kadına şiddet ülkemizde tavan yapmış durumda. Kadın, kutsaldır. Kadına el kaldıran insan olamaz. Tüm kadınların, analarımızın, eşlerimizin kadınlar günü kutlu olsun.
 www.mebpersonel.com
 
 bestamibozkurt@gmail.com
EĞİTİM UZMANI
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol