banner374
         Türkiye’de “devlet geleneği” diye bir paranoya var. Hiçbir etik ve bilimsel temelle uyuşmayan, tamamen jakoben bir anlayışa sahip, bir o kadar da elit ya da elit görünümlü otoriterlerin kurguladığı bir sistemin argümanıdır.
         “kamusal alanda başörtü yasağı” bunlardan sadece biriydi. Hani şimdilerde herkes tarafından gayet normal karşılanan ve zannedildiği gibi ülkeye şeriatın gelmediği, ülkenin bölünmediği, başı açık bayanların belediye otobüslerinden atılmadığı gün gibi ortada.
        Toplumsal algıların değişmesi yaşamın evreleri gibi çocukluk-gençlik ve olgunluk dönemlerini barındırıyor. 80’lerde ve hatta çocukluğumun geçtiği 90’lı yıllarda, tartışılması suç teşkil eden hatta uğruna hapisler yatılan fikirler, kitaplar, şiirler ve kasetler şimdilerde hayatın birer normali oldular. Bu algı değişimi-daha doğrusunu söylemek gerekirse- gelişimi bize ağır bedeller ödetti.
Devlet geleneği diye masum insanları asit kuyularına attılar. Bu ülkenin başbakanı Adnan MENDERES’i devlet geleneğine uymadığı için idam ettiler. Nitekim Turgut ÖZAL’ın da aynı geleneklerin kurbanı olduğu artık apaçık ortada…
         Bu özgürlükçü postuna girmiş totaliter yapının, bizlere bıraktığı acı mirasın izleri, ülkemizin tarihsel ve tepkisel hafızasına kazılmış durumda. Hangi iktidar gelirse gelsin bu yerleşmiş algılar topluğuyla iyi geçinmek zorundadır. Arayı bozduğunuz andan itibaren kırmızı çizgiler hatırlatılmaya başlanır ve bir anda muhtıralar çevrenizi sarıverir. Zikrettiğim “devlet geleneği” algısı, kendini demokrat diye tanımlayan ve özgürlüklerden yana olduğunu iddia eden insanları dahi çepeçevre sarmıştır.
         Söz gelimi, özgürlükler ülkesi diye bildiğimiz ABD’de halihazırda 84 üniversitenin “kız üniversitesi” formatında eğitim verdiğini söylesem ne düşünürsünüz? (Karma Eğitim-Ali Erkan KAVAKLI)
         Birçok dindar çevrenin bile, malum gelenek despotizminin oluşturduğu olumsuz algıdan dolayı, hoş karşılamayacağını iyi biliyorum. Şimdi ABD’ye neden özgürlükler ülkesi denildiğini anladınız mı? Bediüzzaman’ın: “Ekmeksiz yaşarım; hürriyetsiz yaşayamam” sözünün ne derece kıymettar olduğunu sizlerin takdirine bırakıyorum.
         Devlet geleneği meselesine MEB’den devam edersek, aynı prangaları orada da göreceksiniz. Aynı alışkanlıklar orada da devam ediyor.
         Her ne kadar mevcut iktidar, 28 Şubat ve öncesine dayanan totalizmi, büyük oranda kırmayı başarsa da, bir şekilde geleneğin tuzaklarına düşmüştür. Bu tuzakların en önemlisi de “MÜLAKAT”tır.
         Mülakat, başlı başına bir VESAYET anlayışıdır. Devlet kadrolarının belli fikir ve inanışların eline teslim edilmesidir. En önemlisi de devletin çoğu zaman “EHİL” olanlara değil “CEHİL” olanlara bırakılmasıdır. Adalet anlayışını paramparça eden ve liyakat gösterene layıkının verilmediği bir devlet geleneğidir.
         Devlet, kendi vatandaşından ve onun fikirlerinden korkmamalıdır. Osmanlı Devleti’nde devşirme sistemiyle birçok anlayış ve kültürden insanın devlette ne kadar önemli yerlere geldiği hepimizin malumudur. Burada amaç, imparatorluk topraklarında yaşayan her etnik grubun fikirlerine bakılmaksızın devlette temsil edilmesidir ve Osmanlı bu adaleti sağlayarak asırlar boyu ayakta kalmayı başarmıştır.
          Hak kazanan ve yeterli kabiliyette olan her bireyin, hak ettiği noktaya getirilmesi lazımdır. Yoksa gün gelip devlet kadrolarından küstürüp uzaklaştırdığınız insanlar, bir gün iktidara geldiklerinde ilk yapacakları icraat “intikam” olacaktır.
Unutmayın, adaleti sağlayamadığınız bir yerde, bireyler kendi adaletlerini oluştururlar.
Dileğim, Mülakatın olmadığı, herkesin eşit haklara sahip olduğu, “hak kuvvettedir” prensibi yerine “kuvvet haktadır” anlayışının hakim olduğu güzel bir ülkede yaşamak
Sevgiyle kalın

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Kalemine sağlık 3 yıl önce

bir alevi vatandaş olarak helal olsun diyorum.

Avatar
önemsiz 3 yıl önce

yorumunuza katılmıyorum.özellikle osmanlı devşirme sistemine.bu sistemde bir yerlere gelenlerin hangi aşamalardan geçtiğini araştırın derim.ayrıca bugün yarı başkanlık sistemine karşı çıkanların, yerel yönetimlerin güçlendirilmesine karşı çaıkanların osmalı sisteminden örnekler vererekşimdiki sistemi elştirmeleri manidardır.ayrıca mülakat olmalıdır ve eşit ve adlane bir sistem içinde.yoksa sadece birşeyler ezberleyerek iki cümle kuramayan insanların sadece yazılı sınavlarla bir yerlere gelmesinin neresi eşitlik ve "ehil"lik ifade eder sizce!ben çok gördüm kanunları ezberleyipte iki satır dilekçe yazamayan.sizin anlayışınızda "ehil" olmak yazılı sınavsa,10 yıldır memur olanları sokun kpss ye bakalım kaç kişi kazanıyor?neyse saygıları...

Avatar
adil 3 yıl önce

şube müdürlüğü mülakatında yazılı notu 80-90 olanları ele 70 alanlara 90 ver.allah sormayacakmı bunun hesabını komisyon üyeleri.biz sizi allaha havale ettik.

Avatar
hakkaniyet 3 yıl önce

değerli dostum mülakat hakkıyla yapılırsa çok önemli ve gereklidir. örneğin bir öğretmen arkadaşı biliyorum sesi çıkmıyordu ve sürekli öğrenciler şikayetçiydi çünkü ne dediği pek anlaşılmıyordu. i̇şte sadece sınav olduğunda bu tarz sorunlar çok yaşanır. ama mülakatta da ehliyet esas olmalı ölçütler net olmalıdır.

Avatar
hakkım haram olun 3 yıl önce

beni ve ailemi üzenlere benim yerime geçeceklere hakkım haram olsun bu dünyada belki bir şey yapamıyorum ama öbür tarafta iki elim yakanızdadır bunu bilesiniz 85 alan adama nasıl 40 verirsiniz allahsızlar

Avatar
mülakat 3 yıl önce

mülakatın izahı şudur: bana göre

Avatar
Ders almamışlar 3 yıl önce

Hiç mi ders çıkarmadınız bu olaylardan.!!! Ne kadar akp düşmanı varsa hepsini geçirdiniz aferin böyle devam edin

Avatar
mülakatmışş 3 yıl önce

mülakat değil onun adı bahane olmalıydı. kendi adamlarını üst düzey yerlere yerleştirmek için bahane