Bir sabah uyanıp da okula gitmek için kurduğumuz alarmı kapattıktan sonra MEB'den söyle bir sms geldiğini görsek tepkimiz ne olur:

"Değerli Öğretmenimiz, 

Çağımızın ürünü olan teknolojinin kullanımı yangınlaşmış, ulaşılabilirliği ve kullanım bedeli geniş kitlelere ulaşmıştır. 

Bu yeni durumun mevcut eğitim politikalarının; amaçları ve uygulama alanları üzerinde devrimsel düzeyde yeniliklere gidilmesi gereğini doğurmaktadır. 

Dünya genelinde olduğu gibi biz de ülkemizin eğitim öğretim alanları olan okulların işleyiş düzenini değiştirip okulları gündüz gelinen, aynı etkinlik ve eylemlerin yapıldığı, belli aralıkları adına test denilen materyallerin verildiği, okul sınavlarının bile test yapıldığı, en önemli amacın hayata, yeteneğe, ilgiliye değil sınava hazırlık olduğu ve bunu merkezi sınavlarda çoğu öğrencimizin hayal kırıklığı yaşadığı bir yapıdan çıkarıp esnek, dileyenin dilediği zamanda internetten ders anlatım videosu izlediği, testlerini ilaç alır gibi kırtasiyeci gidip kırtasiyecinin önerdiği test kitabını aldığı bir yapıya evriltiyoruz. Yaptığımız simülasyonlarda bunun akademik seviye ve sınav başarısında herhangi bir düşüse yol açmadığı aksine öğrencilerin sınavlara daha rahat çalışabileceği, öğrenme hızını saptayabileceği, anlamadığı hocayı anında başka bir vidyoyu tıklayarak öğreneceği saptamasına vardık. Bu veriler ışığında okulların kapatılmasını ve bunların daha sonra belirlenecek amaçlar için kullanılması kararına varılmıştır.

Siz değerli öğretmenlerimizin verdiği emekler için teşekkür ederek, sosyal ve hukusal haklarınızın saklı olduğunu belirtiriz."

Ben şaşırmazdım.

Çünkü eğitimin/okulun amacı; nitelikli, düşünen, yaratıcı, üretken, çağdaş, dönüşümsel, dürüst, bilinçli, demokrat, sanat ve bilim üreten, ekoloji yanlışı, edebiyat yönü gelişkin, eleştiren, değerlendiren, çözümleyen, sentezleyen ve bunların hepsinin mislini sağlayan bireyler yetiştirmek içinken bizim yaptığımız ne?

Bu sorunun altına doldurabileceğiz yanıtlar eğitimizin boyutsuzluğu ile paralel olacaktır. Çeşitlendirilmeyen eğitimin sağlayamayacağı yaratıcılığı bedeller vererek ödüyoruz. Sosyal, psikolojik, ekonomik, doğal... eksiklikler...

Kastımın ne olduğunu hala kömürün enerji olarak kullanılmasından, yollara hız kesici kasislerin konulmasından, okul duvarlarının cezaevi gibi yükseltilmesinden, yollara atılan çöplerin temizlenmesi için harcanan paradan, kazalarda yaşamını yitiren binlerden, toplumda yaşanan istismarlardan, yaşanan ekonomik darboğazlardan, sık sık değişen yapısal eğitim sistemlerinden, okula mutsuz giden milyonlardan anlayabiliriz. 

Ve daha binlerce örnek.

Eğitimin ne şekilde kullanıldığını sonuçlardan anlarız.

Sonuçlar nasıl?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.