banner374

            
Bu yazımızda hayattan kesitlerini aldığımız bir öğretmenimizin gelir-gider cetvelini, sendikaların araştırmalarına, anketlerine gerek duymadan reel olarak ortaya çıkarttık. tabloyu ve manzarayı, hiçbir ilave bilgi olmadan sunuyoruz:

            İki çocuğu üniversite okumakta, biri de Anadolu Lisesi. Küçüğü daha ilköğretimde. Anadolu'daki ve bir Üniversite öğrencisi il sınırları dışında. Biri yurtta yer bulmuş, öbürünün okulu pansiyonlu olmadığı için kiralık ev tutmuş.
Malumunuz üniversite öğrencilerine karşılıksız burs çıkar. Baba, öğretmen olduğu için ancak öğrencileri kredi alabiliyor ve elbette geri ödemeli. Öğretmen çocuğu olduğu için bir avantaja sahip değilk, üstelik. Başkası karşılıksız bursla beraber kredi alırken, karşılıksız burs, babanın sigortalı ve devlet dairesinde çalışması belgeli olduğu için söz konusu edilemez.
Tek maaşla altı kişilik ailede sadece anne, ev hamını. O da küçüğü okula götürüp getirmeye çalıştığı için altı kişi de okulla, eğitimle ve öğretimle içli-dışlı kişi.
Tek maaş ile dört öğrencinin ihtiyacı nasıl karşılanacak?
            Yurt öğrencisi üç ayda bir 300 TL üzerinde yurda ödeme yapmak zorunda. Bu aldığı bir aylık krediyi götürmektedir. Yaz ayında yurtta olmadığı halde ödeme yapması şarttır.
Bir öğrenci, aldığı yemek fişiyle midesini kahvaltıda bile kandıramayacağına göre günlük olarak sadece yemeğe ON TL ayırmalı, buna ulaşım, kırtasiye, kitap, telefon vs… dahil değil. ON TL ile de istediği yemekten ne derecede doyacak? O da meçhul.
İlk öğrencinin aylık harcaması için Baba, en azından 500 TL göndermeli ki çocuğun aldığı 260 TL civarındaki kredi ile ay sonunu çıkarsın.
İkinci çocuk, şehir merkezinde olan üniversitede okumaktadır. Onun için ulaşım ve öğle yemeği  parası yeterlidir ki bu da günlük en az kitapsız, deftersiz, çaysız ve diğer masraflar hariç 10 TL üzeri ayda 300 TL tutmaktadır. Aldığı kredi ile öğrenci diğer harcama kalemlerini kar şılamkatadır.
Üçüncü öğrenci şehir dışında. Okulu pansiyonlu olmadığı için kiralık evde kalmaktadır. Altı kişinin kaldığı evin kirası 500 TL ve diğer giderler hesaplandığında bu öğrenciye de aylık olarak verimesi gerekenin çok altında para verilir: 450 TL
Üçünü toplayın, 1.250 TL eder. En küçüğün masrafı ayrı bir derttir: 200 TL. Toplamda öğretmenin yaptığı harcama, 1.450 TL’yi geçmektedir, gerçekte.
Öğretmen emekli olma sınırındadır, yaşının dolmasını beklemektedir.  Aldığı ek ders ücretini de maaşına katarsanız 2.300 TL söz konusudur. Öğretmenin yol ücretini, harcamalarını düşünün. Bu en iyimser tahminle 200 olursa, kalan para da kiraya ayrılsa, elektriğe ayrılsa, telefona ayrılsa, elde birşeyler kalmaz.
Öğretmenimiz vakt-i zamanında bir ev aldığı için, kalan parası mutfağa ancak yetmektedir. Giyime, tatile, diğer harcamalara bir şey kalmadığı için, fazlaca dışarda görünmez. Düğünlere, nişanlara gittiği vakit, o ay bütçe açık verecektir.    
Öğretmen gazeteye, kitaba para ayıramaz. Özellikle sinema ve tiyatro asla.
Peki, bu öğretmen aldığı maaşın yirmide birini biriktirebilir mi? O da imkânsız.
Peki, bu öğretmen, çocuklarının geliş-gidiş ücretini nasıl karşılayacak, tatilde?
Bu öğretmenin hiç mi misafiri gelmeyecek?
Bu öğretmenin çocukları giyime kuşama ihtiyaç duymayacak mı?
Çocuklara bir gelecek sağlamak için çırpınan anne-baba, onların evliliğini, askerliğini nasıl görecek?
Kredi kartı, ne güne duruyor?
Her ay, borçlandığımız bankalar, çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alırken, kampanyalar düzenlemez mi?
-Gelin, kalan tüylerinizi de yolalım, bu iş bitsin!..
Vallahi öğretmen ne tavuktur ne de kaz. Bu böyle bilinmeli ve kayda alınmalı.
Bir öğretmenin maaşlı biriyle evlenmesi mi gerekirdi, çocuklarının rahatça yaşaması için?
           Öğretmen, bunu nereden bilsin? 
           Geçim şartlarının bu denli zor olacağını tahmin için özel çaba harcamalı mıydı? 
           Hem, dört çocuklu bir aile olmak, suç değildir.
           Biz, her öğretmenin bir meslekdaşıyla ya da maaşlı biriyle evlenmesini düşünemeyiz ve zam vakti, bunu örnek olarak sunamayız.
Alınan ücret, özel bir okulda okuyan öğrencinin harcamasına bile yetişmezken, iki Üniversite, bir Anadolu lisesi, bir İlköğretim Okulu öğrencisi ile evin diğer iki bireyi, bir maaşla geçinme savaşı vermekte ise bu öğretmene başarı madalyuası bile az gelir.
Dediklerimizi kimse duymasın ve başkasına söylemesin. Bakarsınız “Nasıl geçiniyorsunuz? Geçinmekte iseniz, neden zam istersiniz?” şeklinde sorulara muhattap olur, öğretmen.
           Aman kimseler duymasın, bu sırrı kimse bilmesin.
           Öğretmenimiz, iki sene  sonra emekli olacakmış. Kalan banka borçlarını da silecekmiş, alacağı ikramiyeyle. Parası kalırsa ikinci-üçüncü el bir otomobil alma niyeti varmış. 
            Her şey güzel de herşeyi bana anlattı da neden ikinci-üçüncü el bir otomobil? Bu bana anlatılmadı. Ülke turuna çıkmayacağı kesin de ya ticaret yapacak  ya da evini köyüne taşıyacak, şehrin bunaltan havasından ve insanından kaçıp, kalan ömrünü tabiatla içiçe geçirecek. 
             Ne dersiniz? 
             Bu öğretmen ne yapmalı?     


EĞİTİM HAKSEN İL TEMSİLCİSİ /www.mebpersonel.com yazarı
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.