banner374

              Öğretmen açığının kapatılması ile ilgili yazıma yapılan yorumlar bir daha gösterdi ki, Türkiye toplumumun büyük çoğunlunun oynadığı” Yalan Rüzgârı” dizisinde; rol alan çoğu kadrolu öğretmenler ve ne yazık ki, atama bekleyen çoğu öğretmenler de bireysel çıkarını öne çıkararak dürüst davranmamaktadır. Aslında bütün mesele; bu ülke de hiç kimsenin doğrularının birbiri ile örtüşmemesinden kaynaklanıyor.

         Birey önce kendi oluşturduğu dünyasındaki sosyal normu öncül şart olarak alıyor. Daha sonra kendine yakın hissettiği gruba dahil olarak grubun soyut norm ve düşünceleri çerçevesinde genel toplum içinde hayatını sürdürüyor. Oluşan bu kimi küçük kimi büyük kastlar sistemi ülke bütünlüğü için yapılacak faaliyetlerde kendini göstermek isterken doğal çatışma ortaya çıkıyor. Aynı ruh halini bir önceki yazıma yapılan yorumların analizde de görmek mümkün. Çoğunluğunu öğretmenlerin oluşturduğu okur kitlesinden Türkiye’ye gerçeğine ulaşmak mümkün. Bu ülkenin eğitim çalışanlarının her şeyden önce dürüst ve samimi olması gerekmez mi? Benim teklifim yabana atılır bir teklif değildi. Yazım çok okunsun diye de yazmadım. Şahsım adına çözüme yönelik samimi bir çözüm önerdim. Bu öneriyi de yaparken bire bir hesap çıkarmadım, ama öğretmenlerimiz bu sorunun temelden çözülmesini istiyorsa, fedakarlık etmesi gereken iki saat ek dersle on binlerce öğretmen ihtiyacını karşılayacak kaynak kesinlikle oluşacaktır. Bu konu da matematiği iyi olan meslektaşlarım varmış. Lütfen brüt aylık üzerinden hesaplayıp yorum olarak yazsın.Bu ülkede tribünlere oynamayan gerçekten ülke çocukları için emeğini esirgemeyen  yüz binler vardır diye düşünüyorum.Ancak bunları çalıştıran ve“Yalan Rüzgarı” dizisinde yer almalarını engelleyen güçlü vicdanlarıdır.

      Hukuk devletinde işler vicdana bırakılmaz. Bırakırsanız işler Türkiye’deki gibi yürür. Yapılan her işlemde öncül karar mekanizmanız bağlı olduğunuz toplumsal grubun normları olur ki, bugün iktidarın ve muhalefetin çatışmasında yatan gerçek budur. Dünde böyleydi. Bugünde aynen devam ediyor. Eğitim konusunda hiç kimse okullardaki eksiklikleri ve öğretmen yetersizliğini gündemine taşımıyor. Politik pencereden bakarak dün kendine göre dizayn ettiği alanların yeniden ellerinden çıkarak işgal edilmiş gibi davranıyorlar. Oysaki ileri demokrasilerde eğitim, dış ve politikalarda güçlü bir ortak payda vardır. İktidarda kim olursa olsun tek başına köklü değişikliğe gitmez. Milli bir mutabakat ararlar. Bu davranışlarına ülkedeki nerdeyse bütün sivil toplum örgütleri de destek verir. Bize bakın Allah aşkına onlarca eğitim sendikasının eğitim konusunda ortak bir paydası yok. Böyle olunca da öğretmen açığının kapatılması konusunda birlikte hareket edemiyorlar

         Her sendika kendi doğruları ile dile getirmeye çalışıyor. Ancak bu doğrular “Hakikat” olan olguların yakınına bile uğramadan geri kendi oluşturdukları “Hakikat Yalan Rüzgârı” dizisinde devam ediyor. Bir sendikamız kalkıyor; bu yıl Öğretmenler Günü Kutlama etkinliklerine katılmamama kararı alıyor. Hakikaten samimi iseler, haklı taleplerimiz yerine getirilene kadar ülkedeki bütün sendikaların bu eyleme katılması gerekmez mi? Ancak orta da bir samimiyet ve dürüstlük yok. Dün kol kola iken ne oldu da birden aslan kesildiniz. Dün dik durulması gerektiği yerde Hakikatin yanında olunsaydı. Bugün birçok haklar elde edilmiş olurdu.

          Eğitim çalışanlarının ve bu alandaki bütün sendikaların acilen ortak hedefler oluşturması gerekir. Bunları da öncelik sırasına koymalıdır. Bana göre de ilk öncelik, öğretmen ihtiyacı kadar kadrolu öğretmen atamasının yapılması için harekete geçilmesidir. Öğretmen eksikliğinden dolayı ortaya çıkan aksaklıklar kamuoyuna iyi anlatılmalıdır. Türkiye’deki kamu görevliler arasında en fazla personele sahip ve velileri de hesaba kattığınızda ülke nüfusun yarısından fazlasını içine alan bu kurumda; oluşturulacak adalete dayanan hukuksal sistem toplumsal hayatı doğrudan etkileyecektir. Hukukun üstünlüğünü benimsemiş bireylerin oluşturduğu toplumdaki ortak değerlerimiz bireysel ve grup aidiyetine bağlı olarak yaşamak istediklerimizi güvencesi olacaktır. Sayın Kurtulmuşun “Başbakan isterse olur” söylemi tek başına bu ülkede öncelikleri hukuksal sisteme bağlı kurumlar değil yürütmenin başının tek başına belirlediğini gösteriyor. Bu ülkenin tek sorunu var oda hukuksuzluğun had safhada olmasıdır.

 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ecrin nur 4 yıl önce

kesinlikle yazdıklarınıza katılıyorum.herkes fedakarlık yapsa bu sorun ortadan kalkar

Avatar
.. 4 yıl önce

ah zaten herşey tam anlatılsa böyle olmaz veli bilmiyorki ücretli ögretmen ne!

Avatar
EDEBİYAT 4 yıl önce

şubat ataması kesinlikle yapılmalıdır meydanlara çıkmalıyız arkadaşlar

Avatar
sosyl 4 yıl önce

yem istemiyoruz sayın bakan atam a istiyoruz binlerce açık var mahvettiniz eğitimi

Avatar
helal 4 yıl önce

helal olsun öğretmenler her yerde şubat ataması konuşuluyor inanın bu atama olacak inşallah baskıya devam arkadaşlar

Avatar
ücretli sınıfçıyım 4 yıl önce

85 puanla atanamadım.ders anlatmakta istemiyorum artık.verdikleri 3 kuruşu almak için zaman doldurmaya çalışıyorum.beni düşünmeyen devletin çocuklarını ben hiç düşünmem.bedelini aileler ödeyecek

Avatar
şubat 4 yıl önce

vur bozkurtum tilkiye vur kurtulsun türkiye

Avatar
görsel sanatlar resim 4 yıl önce

kaliteyi böylemi yükselteceksiniz yetkililler bu kadar açık var şubat atamasını istiyoruz kesinlikle 30 binden aşagı atama istemiyoruz