Deniz muharebesi tüm hızı ile devam ederken İstanbul'a denizden ulaşamayacağını anlayan itilaf güçleri kara çıkartması için hazırlıklara başladı. Birkaç sahte çıkarma hazırlığı yapan itilaf devletleri aslında istediklerini de elde etti. Türk Başkomutanlığının Çanakkale'de kurduğu 5. ordunun başına geçirilmiş olan Liman von Sanders itilaf devletlerinin yaptığı manevralar sonrasında çıkartma harekatının Saros bölgesinden olacağına kanaat getirmiş ve tedbirleri buna göre alma yoluna gitmişti. Mustafa Kemal ise bu fikre karşı çıkarak itilaf devletlerinin çıkarmayı Kabatepe ve Seddülbahir bölgesine yapacağı kanaatindeydi. Nitekim Mustafa Kemal'in düşündüğü gibi İtilaf devletleri Seddülbahir bölgesinde çıkarma girişiminde bulundu. 

Düşman birlikleri kısa sürede kıyı bölgesini kontrol altına alarak kıyıya hakim tepeyi ele geçirdi. Cephanesi biten ve hakim tepeyi kaybeden askerlerimiz ise geri çekilmekteydi. Geri çekilmekte olan askeri gören Mustafa Kemal yaşananları şöyle anlatıyor; 

"- Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.
- Efendim düşman…
- Nerede düşman?
- İşte… diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düşman bana, benim askerlerimden de yakın. Düşman bulunduğum
yere gelse kuvvetlerim pek kötü duruma düşecek. O zaman bir mantıkla mıdır, yoksa
bir içgüdü ile mi, bilmiyorum, kaçan erlere:
- Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephanemiz yoksa süngümüz var, dedim ve bağırarak:
- Süngü tak, dedim. Yere yatırdım. Erler yere yatınca düşman da yere yattı.
Kazandığım an, bu andır. Düşman ne yapacağına karar verinceye kadar 57. Alay da
Conkbayırı’na yetişti.”

Arkadan gelen 57. Alaya ise Mustafa Kemal şöyle emir verdi. "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimizi başka birlik ve komutanlar alacak."  

"Savaşları komutanlar tek başlarına kazanamazlar fakat savaşları kazanan orduları iyi komutanlar yönetir."

Mustafa Kemal'i, Seyit Onbbaşı'sı, 57. Alayı, Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey'i, Yüzbaşı Nafiz Nazmi Bey'i, Mehmet Çavuş'u, Albay Cevat'ı ve binlerce şehidimiz ile Türk tarihinin en büyük destanlarından biridir Çanakkale.

Ne diyor Mehmet Akif; 

"Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, 

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! 

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi."

Kaşif MUTLU