banner396

Çocuk Nasıl Daha Fazla Kitap Okur

Kötü yemeğin neden yenilmemesiyle aynı nedendir aslında: Çocuklara verdiğiniz kitaplar kötü. Son derece kötü. Sıkıcı. Durağan. Zamanın ruhuna ya da çocuğun düşünüş düzeyine aykırı. Bıktırıcı…

Çözümse kolay:

Çocuğa, çocuğa göre kitaplar veriniz.

Ömer Seyfettin’i, Kemalettin Tuğçu’yu, … , özetlenmiş klasikleri, çok satanları, kırtasiyede satılan ucuzları, zümremin kendi sınıfına verdiklerini,  çocukken okuduklarımı veriyorum ama okumuyorlar. Okuyanlar da ite kaka okuyor... türündeki gerekçeler çocuk yazının varlığını bilmemekten kaynaklanıyor.

Çünkü:

- Ömer Seyfettin (ve türdeşleri), iyi bir öykü yazarıdır. Döneminin öykü tekniğini, gözlem yeteneğini, dilin kullanışlılığını öykülerine yedirmiş başarılı bir öykücüdür ancak Seyfettin çocuk yazarı değildir. İçerik ve biçem olarak değildir. Yetişkin edebiyatçısıdır. Kendisi ben çocuk yazıncısıyım, dememiştir ve çocuklar için tek bir kitap/öykü bile yazmamıştır. Bizde çokça kullanılma nedeni o dönemde çocuk yazını kitabının az olması (zorlarsak hiç yok), çeviri kitapların azlığı, öykülerinin kısa olması ve milli bilinçte bir ulus yaratmak için kullanılan öyküleri zamanla alışkanlık haline gelmiş ve bu maalesef hala sürmektedir. Ki birkaç yıl önce MEB'in hazırladığı kitap listelerine birkaç öyküsüne de yer verilmiştir. Bomba, Beyaz Lale ... gibi bazı öyküleri içerik olarak korkunç olayları anlatmaktadır. Ve bunlar hala çoğu okulun kitaplığında yer almaktadır. Çocuk kitaplarında şiddetin işlenmesi bir noktaya kadar çocukça tolere edilebilir ama adı geçen eserlerde bu eşik çok fazladır. Seyfetin'in öykülerine ulaşılabilirlik, ticari kaygılardan ötürü eğitimcilerin ucuz kitaplar alması (çünkü Seyfettin’in kitapları belli bir yayınevi ya da kurum/kuruluşun denetiminde değil ve serbestçe basılmaktadır) yazarın kitaplarına olan eğilimi arttırmıştır. Genelleşmiş bir yanılgıdır bu.

- Her çok satan kitap nitelikli değildir. Çok satmasına dönemin siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel durumları etkilemektedir. Satış rakamı üzerinden yapılacak edimler yanıltıcıdır. Türkiye'de basılan yetişkin edebiyatı örneklerine baktığımızda dil, içerik, biçem, kurgu yönünden üst düzeyde denilebilecek kitapların sadece 1000 baskı yapıp kaldığına tanık oluyorsak bu çocuk edebiyatı için de geçerlidir. Üstelik son yıllarda yıldızı parlayan bir alanken.

- Ucuz kitap ve pahalı kitap, kitabın içeriği hakkında fikir verici bir ölçüt değildir. Fiyat politikası yayınevi, yazar ya da piyasa koşullarına bağlı olarak değişir. Ancak, başta eğitimciler iyi bir araştırma yapmadan kitap pazarlamacıları ve oradan buradan edindikleri bilimsel dayanaktan yoksun fikirlerle uygun fiyata dedikleri kitap/kitap setleri alıp öğrencilere okutmaya çalışmaktadır. İlkokul 3. sınıfa okutulan bir okuma kitabında testin, yarışmanın, 100 almanın olumluluk olarak işlendiği bir durumdan nitelikli bir eğitselliğin çıkması zordur.

- Klasiklerin özetlenmesi: Bazı kült kitaplar için bu başvuralabilecek bir yöntemdir ama 2018 itibariyle bu kadar çocuk yazını yazarı, yayınevi, kitabı, çizeri dururken bu yönteme başvurmak sanırım çocuk edebiyatı alanından bihaber olmakla ilgilidir. Kitabı özetlenmesi kurguda, dilde erozyonun yaşanması demektir. Yazarın kitabı tasarlaması, yazma süreci, yazma sürecindeki ekleme ve çıkarmalar, bitimden sonraki geri dönüşler bütüncül bir ürünün ortaya çıkarılması için gerekli süreçsel durumlardır. Tüm bu edimleri görmezden gelip kitabı özetleyip çocuklara sunmak okuma zevkini ve okumadan sonra oluşacak alımlamayı baltalar.

- Zaman değişti. Son yirmi otuz yılda Türkiye için; televizyon, internet, sanal oyunlar, yeni kent dokusu gibi değişimler yaşamımıza girdi. Bu değişimler önceki alışkanlıklarımızı ters yüz etti. Bu değişimlerle çocukların da yaşam tarzını değiştirdi, dönüştürdü. İyi ya da kötülüğü bir tartışmasını bir yana bırakırsak bu değişimler okunma kültürünü de değiştirmiştir. Öncesinde Tuğçu’nun duygusal (ağlatan) kitapları çoğumuz için beğenilirken günümüzde bu düzeyde bir üzünçlü içerik çocuğa çok cezbedici gelmeyebilir çünkü dış dünya artık çok daha renkli, albenilidir. Bununla mücadele mi etmek gerek yoksa çocuğun nitelikli bir çocukluk geçirmesi için seçenekleri çoğaltıp bu seçenekleri arasına seçkin çocuk/genç kitapları dâhil edip çocuğun kendi yönünü içselleştirdiği bir süreçle bulmasına çalışmak mı kararını vermek gerekir.

En büyük yanlış: Kitabı özetlettirmek!

Özellikle eğitimcilerin sıklıkla başvurduğu, eğitsel bir kazanımı olmayan ve okuyup okumadığını anlamak gerekçesiyle yaptıkları bu yöntem, öğrencinin gözünde kitap okumayı bir ödev ve yük algısıyla algılamasına neden olmaktadır. Çocuk, okuduğu ve haz aldığı bir kitabı bitirdikten sonra kitapla ilgili alımlamasıyla baş başa kalması gerekirken kitap özetinin istenmesi, hazsal süreci kesintiye uğratmaktadır. Okuyup okumadığını kontrol etmek bir şey kazandırmaktan uzaktır. Kitap okuma gibi biliş, haz ve düşlem gerektiren bir süreci zoraki yöntemlerle sürdürmeye çalışmak, kitap okunmasını önüne set koyar. Stresli bir noktaya evriltir. Çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmak hassas bir edim gerektirir. Dayatmacalı bir ödev mantığı terk edilmelidir. Nitelikli çocuk edebiyatı (dil ve içerikçe çocuğa göre) ürünüyle karşılaşan çocuk, süreç sonunda büyük ihtimalle okuma alışkanlığını edinir ve sürdürür.

Peki Hangi Kitaplar Okutulmalı (dayatma değil, seçki oluşturma yönünden)?

İlkin çocuğu tanımak gerek. Çocuk kimdir, ne sever, ilgisi neyedir, dil gelişimi ve durumu nasıldır, kurgu mu gerçek mi sever, gözlemci mi maceracı mı?... Kıstaslar çoğaltılabilir. Tüm bunların yanında dönemin şartlarını, eğilimlerini, güncelliği ancak hepsinden önemlisi çocuk merakı, bakış açılığı kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Batı'da çocuk kitapları yazılırken, cümle uzunluğu ve belli bir yüzdeliğe göre çocuğun bilmeyeceği kelime oranı gibi kıstasları bile göz önünde bulundurma düzeyine önceden erişilmişken bizde son yıllarda umut vaad eden çocuk yazarları yetişmeye başladı. İyiler. Kitapları çocuklarca dayatmasız, şartsız şurtsuz okunuyor:

Aytül Akal, Delal Arya, Misaye Sertbarut, Aslı Der, Fatih Erdoğan, Koray Avcı Çakman, Aslı Tohumcu, Mine Soysal, Behiç Ak, Sevim Ak, Suzan Geridönmez, Sevgi Saygı, İrem Uşar, Tolga Gümüşay, Ömer Açık, Necdet Neydim, Gülsevin Kıral, Hanzade Servi, Karin Karakaşlı, Yeşim Saygın Armutak, Müge İplikçi, Göknil Genç, Bilgin Adalı, Süleyman Bulut, Emin Özdemir, Mavisel Yener, Figen Gülü, Güldem Şahan, Mehmet Atilla, Toprak Işık, Pelin Güneş, ... Son yıllarda ivme kazanan yerli çocuk yazını için gayet uzun ve nitelikli bir liste..

Yabancı yazarlara gelince uzun süre önce temellenmiş bir alan için çokça isim verilebilir ancak listeyi kısa tutalım: Terry Pratcheet, Andreas Steinhöfel, Hohn David Anderson, John Boyne, Susanna Tamarro, Erich Kastner, Ronald Dahl, Maurice, Druon, Bryndis Björgvinsdottir, Gianni Rodari, Vladimir Tumanov, Andrew Clements, Angela Nanetti, Brigitte Labbe, Michel Puech, Anna Gavalda, Pierre Elie Ferrier, Christine Nöstlinger, Bernardo Atxaga, Bianca Pitzorno, Alexander McCall Smith, Laura S. Mathews, Silvia Roncaglia, Jon Scieszka, Zoran Drvenkar, ...

Çocuk Kitabının Olmazsa Olmazı: Resimler

Yazı-görsel; görsel yazı kurgunun ve düşünüşün devamı olan iki somut öğedir. Soyut işlemsel dönem öncesi ve bir yere kadar da sonrasındaki öğrenci/okuyucu resimle bütünleşik bir olay örgüsünün büyüsüne kapılır. Burada seçilecek resimlerin gerçek hayattaki boyutlar gibi olmamalıdır. Salt gerçek bir resim çocuğun düş gücünü sürdürmez. Tıkar. Gerçeğin boyutlarıyla oynandığı -ters yüz edildiği-, renk bileşkelerin farklılaştığı bir görsel içerik çocuğu sadece kitabın yazısal kısmını değil resim boyutunu da kullanmasını sağlayacaktır.

Çocuk için yazmak, yetişkin için yazmaktan çocuğun yapısından kaynaklı olarak daha zordur. Merak uyandırmayan, çocuğun dilsel zevkine yönelik olmayan, olay örgüsü ve seçilen sözcük seçkisi gibi somut unsurlar titizlikle seçilip yazma sürecine dahil edilmelidir. Bu yapılmadığı sürece çocuk okumaya direnç gösterir ve bir süre sonra okuma alışkanlığı zayıflar ve söner. Böyle bir çocuk, yetişkinlik döneminde kitap okumak etkinliğini neredeyse hiç yapmaz. Türkiye’nin kişi başına düşen kitap okuma oranının düşük olmasını şu ana kadar ki nedenlere dayandırabiliriz.

Bugünün çocuğu yarının yetişkinidir sözü bir klişe olsa da gerçektir ve bugünün çocuk okuru yarının yetişkin okuruyla eşdeğerde bir cümledir.

Okuyalım. Ve mutlak iyi kitapları sunalım. Kendimize, çocuğumuza, çocuklarımıza, yarınlarımıza…

Aydın MERAL

Çocuk Edebiyatı Yüksek Lisans

1 Ocak 2018, Nusaybin

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Seyfettin A. 2018-01-02 01:36:05

Kaleminize sağlık önemli bir konuyu gayet iyi bir şekilde yazıp ifade etmişsiniz.

Avatar
Denizcan 2018-01-03 22:49:12

Büyük yaramıza güzel parmak basıyorsunuz.Yüreğinize kaleminize sağlık.