R. S.  (13):

Önüne gelen yazar olup bir şeyler yazmasaydı çocuklar sevebilirdi. Çocuklar; kapkalın, ne dediği bilinmeyen kitaplar yerine zaten çizgi film tercih eder. Sevmeleri için çocukların yaşlarına göre kitaplar bastırıp içine biraz macera koyar… O ne “Ala eve geldi, gitti, yemek yedi.” ya? Ders programı gibi!

T. O.  (13):

Çocuklar küçükken anne ve babalarını örnek alırlar. Baba ile anne okumayınca onlar da kitapla tanışmazlar. Okulda da kütüphaneden birkaç kitap alıp okumaya başlar. Onlar da güzel olmayınca kitap okuma hissi kalmaz. Yani bence bunun asıl sebebi okul kütüphanelerindeki kötü kitaplar. Kitapları sevmeleri için bence okul kütüphanelerinin iyi kitaplarla doldurulmaları gerekir.

S. O.  (13):

Kitap okumayı denemedikleri için…

Bence çocuklara sevdikleri şeylerden yola çıkarak sonucu kitap okumaya ulaştırabiliriz. Ya da ilgilerini çekecek olan kitapları başvurarak veya görselli yani alt seviyedeki kitapları okutmaya başlayarak. Mesela ben böyle başladım.

S. O. (13):

Aileleri yüzünden… Onlara iyi bir temel arttırmadılar. Tersine kitap sevdirmek yerine kitaptan uzaklaştırdılar. Sevmesi için hayal odaklı kitaplar alınmalı ve bir kitap programı yapılmalı vs vs…. derken okuma alışkanlığı olur.

İ. O.  (12):

Çünkü kitapların soğuk olduğunu sanırlar. Onlar için televizyon daha cazip. (bunu bütün çocuklara söylemiyorumJ) Televizyon rengarenk, kitaplarsa siyah yazılı ve saçma olduğunu sanıyorlar. Ama kitapların çoğu mükemmeldir. Bir çocuğa bir kitap okutabilirseniz daha sonra baskıya hiç gerek yoktur. Bir kere kitabın tadını aldı mı hiç mızmızlık yapmaz. Ama çocuklara onların yaşlarına göre kitaplar vermeliyiz. Kitaplar onlara uygun ve güzel olsun çünkü ilk kitap güzel değilse diğer kitapları da öyle sanır. Kitap güzelse sonraki kitapların çoğu onlara güzel gelecektir. İlk kitap iyi olmalı. İlk kat iyi değilse bina yıkılır. O misal yani.

D. T.  (13):

Çünkü çocukları ilkokul dönemlerinde okuma kitaplarına alıştırmamışlar. Bu yüzden çocuklar kitap okumayı sevmiyorlar. İlk başlarda alıştırılsalardı böyle olmazdı. Aileler ve öğretmenler o dönemde önemli görmediği okumayı şimdi önemli görüyorlar.

F. O.  (12:)

Çocukların kitapların sıkıcı olduğunu zannettikleri için kitapları sevmezler. Çocukların kitapları sevmesi için onlara, onların yaşın uygun ve onların seveceğini bildiğimiz kitapları vermeliyiz.

R. O.  (13):

Çocukların en büyük hatası önyargı. Başkalarından duyduğu şeylerden yola çıkarak sanki onlar da sevmeyecekmiş gibi bakıyorlar. Ama asıl kitap seni benmişim gibi değil; hayatı senmişim gibi olmalıdır. Çocukların sevmesi için mitingler düzenlemeyeceğimize göre onlara kendi hallerine bırakırsak da olmuyor. Bence her birine önce 60 sayfalık olan kitapları verelim. Onların hoşlarına gidecek türden. Öyle böyle üç tane kitap bitirsinler yeter. Sonra normal kitaplara geçerler. Eğer tabi o çocuklar bir şeyler öğrenmek istiyorlarsa zaten okumak istemeyen öğrenci ne yapsak da okumaz. Bunu ben kendimden biliyorum ama ne oldu bilinmez bir anda kitabın kapağını açtım. İsteksizce okudum ama hoşuma gitmeye başladı. O andan beri okuma sevgisi bende başladı ama diğer çocukları bilemem.

D. B.  (13):

Çok hoşlandıkları bir şey olmadığı için. Tabi ki de çocukluk döneminde bireyin düşünceleri hamur gibi şekil alan bir evredir. Bu evrede, çoğunlukla etrafında en bulunan kişilerden etkilenir. Bu kişilerin başında aile bulunmaktadır. Çocuk ailesinin düşünce tarzı ile büyür. Ailesinin yaptığı her hareketi, sözü taklit eder ve benimser. İşte o zaman etrafında kitap okuyan pek çok kişi bulunmadığı için kitap okumayı kendisinin keşfetmesi gerekir. Birinci neden bu. İkincisiyse çocuğun özgünlük seviyesidir. Bundan kastettiğim hangi kitabı alması gerektiğini kendisi değil de başkasının seçtiğidir. Bunun için de çocuk, ilgisini çekmediği konularda okuduğu kitapları sevmez, bununla kalmaksızın diğer kitaplara aynı duyguyu besler.

Kısaca Hocam, insanı bulduğu toplumun düşünce tarzı, alışkanlık, ekonomik durumu etkiler.

Peki biz nasıl kitap okumalarını sağlarız?

Bulunduğumuz ortamı tersine çevirerek tabi ki. Ya da bu anlattıklarımı!

E. D.  (13):

Çocuklar, öğretmenlerinin “özet çıkarın” diye söylemesiyle kitap okumaz, buna kendimden örnek veriyorum. 2. sınıfta iken bizim hocamız hikaye getirip okumamızı ve özet çıkarmamızı isterdi. Bense o hikayelerden birini bile okumadım. Eve gider, hikayeyi masada iki üç gün durur, akşam eve gider sayfalardan kağıda birkaç şey yazar öğretmene verirdim…

Sevmesi için öğüt falan vermem. Masasına birkaç macera kitabı koyardım. Eninde sonunda o kitaplardan bir tanesini okuyacak, kitaba ilgi ve merakı artacak.

S. Y.  (12):

Çocuklar neden mi okumayı sevmez, çünkü onlara kitap hep sıkıcı gelir ve kitapların kendilerine hiçbir fayda vermeyeceğini, kitap okuyarak kim meslek sahibi olmuş ki biz olalım diye düşünürler. Sadece bununla sınırlı değil. Aslında bu biraz öğretmenlerin suçu çünkü eğer öğretmen taa en başından beri çocukları kitap okumayı alıştırsaydı çocuklar da okumayı severdi çünkü eğer sen en başından beri yani birinci sınıftan beri okumayı istemiyorsan ileri ki zamanlarda kitap okumayı sevmezsin. Sadece öğretmenlerin suçu değil bu. Ailelerin de bunda suçu var. Eğer çocuklarına günde yirmi dakika kitap okumayı alıştırsalardı bunların hiçbiri olmazdı. Sevmesi için ilk olarak onun seviyesine uygun kitaplar getirilmeli. Macera dolu, aksiyon dolu kitaplar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.