banner374
                                                                             Dilenci Eğitim

Ülkemizdeki eğitim anlayışı gün geçtikçe , hayli gülünç bir hal alıyor. Eğitim neferi dediğimiz Öğretmen ve İdarecilerimiz bin bir sorunla boğuşuyor ve yine de “şamar oğlanı” gibi kimseye yaranamadığı gibi sürekli zor durumda kalıyor.

Bazı istisnai okullar hariç, özellikle ilkokul ve ortaokul düzeyindeki binlerce okulumuz “0” bütçe ile devranı döndürmeye çalışıyor. Öğrenciden para istiyor, yasal olarak hakkı olmadığı için toplayamıyor. Diyelim dişli bir İdareci ya da Öğretmen parayı bir şekilde topladı bu seferde velinin biri şikayet ediyor. Soruşturma açılıyor, garibim eğitimci hukuki mücadele vermeye çalışıyor.  Neden? Çünkü okulun ihtiyaçlarını karşılamak için.

Eğitimciyi, dilenci durumuna düşürüp öğrenciden para istemeye zorlamaya ve bununda hukuksuz olduğunu basın – yayın organlarında defalarca söyleyip, kendi eğitimcini zorda bıraktırmaya kimsenin hakkı yok. İlgisiz ve art niyetli veli profilini hiç saymıyorum zaten.

Bir kaşık yoğurt ile bir fıçı ayran yapmak istiyorsak, düşüncemizde bir sakatlık var demektir. Eğitim sisteminin yükünü çeken İdareci ve Öğretmenlerin eline hiçbir şey vermeden bir bina içine sokup onlardan yeni nesilleri en üst düzeyde yetiştirmesini beklemek büyük bir hayalciliktir. Bu kurumların kısmî de olsa temizlik, bakım – onarım vb. ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor çoğu zaman. Ancak unutulmamalı ki yüzlerce öğrencinin haftanın 5 günü sabahtan akşama kadar yaşamını ve eğitim faaliyetini devam ettirdiği kurumlarda çok sayıda günlük ihtiyaç hasıl olmaktadır. “Okul Aile Birliği” adı altındaki topluluk ne yazık ki bir çok okulumuzda kağıttan öteye geçmemektedir. Bu sebeple İdareci ve Öğretmenler imkansızlıklar yüzünden zaman zaman karşı karşıya gelmekte asli görevlerini yeterince yerine getirememektedir. Eğitimcinin elini zayıflatıp bir de üstüne üstlük dilenci durumuna düşürüp, yasal olarak da elini kolunu bağlarsan “Okullar Nasıl Hayat Olacak” merak içindeyim. 

Çözüm için okula ayrılan ödeneklerin sadece malzeme yardımı ile sınırlı kalmaması, aylık ya da dönemlik bütçenin İdareye teslimi ve takibinin yapılması gerekmektedir. Bakanlık nihayetinde okulların bütçesini müdürlüklere, okul adına harcama yapılması için, gönderiyor. Ancak ne hikmetse X okulunun yıllık bütçesi 5.000 TL olmasına rağmen o okula yapılan yıllık harcama bu bedelin çok çok altında kalıyor. Bu paranın bizzat okul hesabına aktarılması ve harcamaların denetlenmesi daha geçerli bir çözümdür.  Hem bu sayede İdareci sadece evrak işiyle uğraşan, odasından çıkıp “kötü adam” imajı çizen biri olmaktan öte, elindeki belli bütçe oranında zekasını okula katkı anlamında daha etkin kullanacaktır.

“Her ne kadar sürç-i lisân ettiysek affola…”

Mustafa Veli

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
kamil h. 3 yıl önce

sınıfta para istemeye başladığım an da, offf pufff sesleri ve uğultu :)