banner374
          Bilenler bilir ancak anlatmakta fayda var. Köyün birinde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir olmasına karşın kral bile bu adamı kıskanır dururmuş çünkü bu adamın güzel bir atı varmış. Kral bu ata sahip olmak için uçuk rakamlarla para teklif etmesine karşın yaşlı adam atını krala satmazmış. Bu at benim dostumdur, insan hiç dostunu satar mı dermiş. Fakat günün birinde adamın atı kaybolmuş. Köylüler adamın etrafına toplanmışlar ve keşke atını satsaydın o güzel atı sana bırakmayacakları aşikardı, şimdi ne paran var ne atın diye söylenip durmuşlar.  Ancak yaşlı adam sakin bir şekilde durun bakalım demiş, şimdilik sadece atımın kaybolduğunu biliyoruz. Bu olay henüz bir başlangıç arkasının nasıl geleceğini bilmiyoruz, demiş.
          Bir zaman sonra yaşlı adamın atı yanında 12 at ile birlikte geri dönmüş. Yaşlı adamın artık bir at sürüsü vardır. Köylüler şaşkın bir şekilde yaşlı adama sen haklıymışsın, atının kaybolması senin için adeta bir talih kuşu oldu demişler. Yaşlı adam ise köylülere kızar, siz sürekli erken karar veriyorsunuz bu durumun sonrasında ne getireceğini kimse bilemez der. Köylüler bu sefer yaşlı adama bir şey söylemezler ama hepsi yaşlı adamın akılsız olduğunu düşünürler. Ancak olaylar burada bitmez. Yaşlı adamın geçimini sağlayan tek oğlu vahşi atları eğitirken düşer ve bacağını kırar. Çaresiz kalır yaşlı adam çünkü oğlu uzun süre yatağa bağlı kalacaktır ve kendilerine bakacak, evlerinin geçimini sağlayacak başka kimse de yoktur. Bu durum karşısında köylüler yine erken karar verip yaşlı adama içten içe acırlar.
         Aradan birkaç hafta geçer ki, kral son güçle saldıran düşman karşısında takviye güçlere ihtiyaç duymuştur ve bütün eli silah tutan gençleri orduya çağırır. Köye gelen görevliler ayağı kırık olan genç hariç bütün gençleri alıp götürürler. Köylüler yaşlı adam için meğer ne kadar şanslıymış, onun oğlu ayağı kırıkta olsa yanında bizimkilerin ise ne zaman döneceği hatta dönüp dönmeyeceği bile meçhul derler, üzülürler. Yaşlı adam ise yine aynı tavırla; durun bakalım der şu an bildiğimiz tek şey sizin çocuklarınızın askerde benim oğlumun ise yanımda olduğudur, gerisini Allah bilir, der.
         Kimi zaman çok boyutlu olaylarda bile düşünmeden ve erken karar verebiliyoruz. Çünkü insan en kısa sürede bir karar vermek ve onu uygulamak istiyor ama aslında önemli olan erken karar vermek değil, en doğru kararı vermektir ki bu da üzerinde düşünerek, akıl yorarak ve zaman harcayarak olur. Emile Zola"Güzelliği anlamak için bir kere bakmak yeter ama bir karara varmak için çok düşünmek gerekir."diyerek ne de güzel ifade etmiş bu durumu. Sonraki süreçte olacaklar sadece yaşadığımız olaya bağlı olarak gelişmeyecektir. Belki de yaşadığımız olaylar bizim için şanstır, hadi hayırlısı diyelim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol