banner374
 
Eğitim farklı biçimlerde tanımlanmakla birlikte genel olarak, bireye kendi yaşantısı yoluyla bir takım istendik davranışların kazandırılması süreci olarak tanımlanmaktadır.
Toplumun yaşamsal can damarlarından biri olan eğitim, toplumun bireyleri arasındaki eğitsel ilişkileri ifade eder. Bütün toplumlarda bireyler yaşamlarını sürdürmek, toplumsal üyelik görevlerini yerine getirmek, toplumda kendisine bir yer edinebilmek için bir takım davranışları ve atalarının sahip olduğu kültürel mirası yaşam yoluyla öğrenmek zorundadır. Çağdaş toplumlarda, bu davranışların aile içinde ya da bireyin sırf kendi çabası ile öğrenmesi çoğunlukla imkânsızdır. Birey bu davranışları öğrenmek için, toplumda bunları bilen başka bireylere başvurur ya da doğal çevresinde model olarak gördüğü bireyleri taklit yolu ile veyahut öğretim gördüğü okulun çevresindeki etkileşimden öğrenir. Daha sonra bu davranışın kabul görmesi halinde istendik hale getirir. Böylece toplumda kendi üyeleri arasında bir eğitsel ilişkiler çekirdeği oluşur ve eğitim kurumsallaşmaya başlar. Bu kurumlarda temel eğitim olarak adlandırılan okullar olarak karşımıza çıkar.
Toplumların gelişmesi ile birlikte bireylerin öğrenmesi gereken bilgi, beceri ve tutumlar da artar ve karmaşıklaşır. Ve üyelerin toplumdan, toplumun da üyelerinden beklentileri değişerek artar. Toplum-birey arasındaki bu karşılıklı beklenti ve isteklerin davranışa dönüşmesi, bireylerin bu amaç doğrultusunda eğitilmesi ile olanaklıdır. Bireylerin eğitilme zorunluluğu, planlı bir eğitimin örgütlenmesini zorunlu kılar Böylece bireylerin eğitsel ilişkilerini düzenleyen ve bu gereksinimi karşılayan okul denen kurum ortaya çıkmıştır.
Her bireyin en temel ve vazgeçilmez haklarından birisi eğitim hakkıdır. Eğitim hakkının bu denli önemli ve vazgeçilmez oluşunun nedeni, bu hakkın diğer insan haklarının kullanılmasına temel oluşturmasıdır. Örneğin eğitimsiz bir insan, bireysel aydınlanmasını gerçekleştiremediği için toplumda sağlam bir yer edinemeyecektir. Kökü olmayan bir bitki gibi her esen rüzgâra göre yön değiştirip eğilip bükülecektir. Oysaki, eğitimli olan bir fert her şeyden önce topluma aidiyet duygusunu yaşam yolu ile içselleştirmiş olduğundan, bireysel haklarına aykırı olan davranışları kabul etmeyecek ve yasal haklarını arayacaktır. Böyle bireylerin çokluğu toplumda aykırı davranışların ve haksız fiillerin olmasının önüne geçer. Toplumların gelişmesini ve ilerlemesini hızlandırarak dinamik bir yapı oluşturur. Bu dinamizm eğitim hakkının; durağan değil her an kendini yenileyen önünü gören bireyler yetiştirilmesine imkan verir. Toplumda her alanda duyarlı ve bilinçli fertlerin olmasını sağlar. Böylece toplumsal barış ve huzurun alt yapısı oluşur.
 
Sonuç olarak eğitim hakkı bireyin toplumda var olabilmesi için hem uluslararası hukuk hem iç hukuk açısından sahip olması gereken vazgeçilmez bir haktır. Her ulus bu hakkı sağlarken evrensel temel ahlaki değerlerin yanında kendi öz kültürel değerlerini eğitim hakkı içinde yoğurarak yeni nesillerine aktarmakla mükelleftir. Eğitim uzun bir süreçtir. Bu nedenle planlarınızı ve programlarınızı kısa vadeli değil, kalıcı ve uzun vadeli, ancak gelişen çağa uyum sağlayacak paradigmal değişimlere açık, her an kendini revize edebilecek bir yapıda olmalıdır. Asıl olan kültürünüzün temeli olan kökün sağlam zeminde oturtulmuş olmasıdır.Eğitiminiz ne kadar güçlü ise,toplumsal dinamiklerinizde o denli güçlü ve sağlam olacaktır.Ancak ne yazık ki;on iki yıllık zorunlu eğitimin temeli sağlam atılmamıştır.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol