“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Mottosu hafızalarımızda her şeyin değiştiğini, değişmekte olduğu algısını veriyor ve hemen hak veriyoruz, “evet her şey değişiyor” hisleriyle değişen dünyayı gözlerimizin önünden sıralıyoruz. Mamafih bundan yıllar önce Prof Dr Ahmet Turan Alkan’ın yukarıda mevzubahis mottoya inanmadığını, hiçbir şeyin değişmediğini, eskiden varolan her şeyin varolmaya devam ettiğini, insanın ihtiyaçlarının hiç değişmediğini ikna edici bir üslupla dile getirmesi sonrası bu mottonun ontolojisi üzerine epey kafa çürüttüm. Şimdi anlıyorum ki Ahmet Hoca’nın belirttiği şeylerin doğru olduğu ancak dünyadaki varlığın kabuk değiştirmek suretiyle kendini güncellediği fikri gelişti. Teknoloji üzerinde gördüğümüz bu bariz örneklem aslında varlığın ontolojik ve tarihsel gelişimine uygun gitmektedir.
 
Yabancı ismi update etme, Türkçede güncelleme…
 
Fakat…
 
Nedense toplumsal varlığı toplumca hatta dünya adına önemli olan bazı meselelerde bunun sıkıntısını yaşıyoruz.
 
Eğitim, tersine bir güncelleme yaşıyor. Güncellenmeye çalışılıyor ancak her güncelleme sonrası daha da çalışılmaz hale geliyor. Toplumun yaşayışını etkileyemiyor, ihtiyacı gidermiyor, yıllar geçtikçe suretler değişiyor, bilgi artışı olmadan diplomalı bilgisizler türüyor.
 
Gelişmiş dünyanın ürettiği teknolojiyi kasıla kasıla kullanırken paraya boğduğumuz ülkeler teknolojinin araçsal işlevini kullanırken biz teknolojinin son sürümüne ulaşmayı amaçsal hedef olarak görüyoruz.
Her neyse…
 
Teknoloji, eğitim için kullanıldığında bilgiyi daha kolay hale dönüştürüp bilginin kullanışlılığını arttırmak için kullanılmalıdır. Akıllı tahta çıkalı beri 10 yıldan fazla oldu ama ülkemizde akıllı tahta kullanımı yüzde 10’lar seviyesinde. Akıllı tahta kullanma oranı ABD’de yüzde 90, AB’de yüzde 70 civarında. Ülkemizde 70 binden fazla okul var ve sadece 7 bin tane okulda akıllı tahta kullanılıyor.
 
Biraz meseleyi açalım.
 
2014-2015 eğitim öğretim döneminde toplam 17 milyon 559 bin 989 öğrenci bulunmakta, bunun 14 milyon 950 bin 897’si devlet okulunda, 823 bin 515’i özel okullarda, 1 milyon 785 bin 577’si açık öğretim kurumlarında okuyor.
Örgün eğitimde, 52 bin 35'i resmi, 7 bin 474'ü özel olmak üzere 59 bin 509 okul bulunuyor. Resmi okullarda, 528 bin 674 ve özel okullarda 61 bin 228 olmak üzere örgün eğitimde 589 bin 902 derslik var.
 
Bu da demek oluyor ki 10 öğrenciden 1 öğrenci akıllı tahta teknolojisiyle eğitim öğretim görüyor ve 1 öğrenci için de ne derece faydalı bir gerece dönüştürebiliyoruz? Akıllı tahta döşemekle de bitmiyor. Sağlam ve faydalı içeriklerle akıllı tahtayı öğrenmeyi etkili ve zevkli hale getirmek de ileriki bir aşama olarak önümüzde duruyor. Zambak yayınları bu konuda emek veriyor. İnşallah sair yayın kuruluşları da akıllı tahta teknolojisine uygun içerikler üretir.
 
Her neyse…
 
Fatih Projesi janjanlı argümanlarla geldi ama…
 
Planlama aşamasında kritik hatalar yapıldı. Uygulama ise tam skandallarla doluydu. Tabletini kapan bilgisayarcının yanında soluğu alıyordu ve çeşitli oyunlar, eğlence APP’leri yükletiyordu. Nihayetinde Fatih Projesi çöktü. Hangi şirketin hangi holdingin rantı söz konusu benim için önemli değil, önemli olan çocuklarımızın bilişsel, düşünsel, entelektüel, duyuşsal, psikomotor becerilerini pozitif yönlü etkileyip etkileyemediğiydi, maalesef pozitif yönlü bir değişme olamadı.
 
PISA 2012 raporlarında 65 ülke arasında 44. Sıradayken PISA 2015’te 76 ülke arasında 41. Ülke olabilmişiz. Sanırım sonradan eklenen düşük eğitim profilli ülkelerin bizim oransal olarak yükselmemize neden olmuş. Yoksa değişen bir şey yok.
 
Her neyse…
 
Sonuç olarak dünya 7 milyarı aşkın insanla çalkalanırken bu dünyada zekasını verimli kullananlar tüm insanlığı etkileyebilecek değerler ve normlar üretmekte, bu üretimin sonucunda sosyolojik ve ekonomik olarak refah ülkeler olarak dünyanın temerküz ettiği bir hale olabiliyorlar.
 
Ekonomik gücü olmayanlar ancak proleter toplum olmaktan kurtulamazlar ve günümüzün postmodern güçlü toplumları “yükte hafif pahada ağır” denebilecek evrensel normlar üzerinden ürettikleri değerlerle büyük toplum olabilmektedirler.
 
DERSHANELER
 
Dershaneler, yeni formata kavuşacak gibi. Ama şimdilik bir kargaşa var, dönüşenler, dönüşemeyip kapatanlar, okul olanlar, dershaneler kapandı deyip ayrılan ve KPSS’ye hazırlananlar yoğun bir kargaşa yaşıyor. Yolunu çizip hedefine emin adımlarla yürüyenlere hayırlı olsun diyoruz ama kargaşa içinde bulunan kurumlara ve öğretmenlere acilen bir yönetmelik hazırlayıp herkes yoluna bakabilmeli. Yeni formata uyabilecek dershane var mıdır dersek olsaydı hepsi dönüşmüş olurdu. MEB, tamamen eski düzene dönmek üzere formatını tazelemeli.
 
Ayrıca sınavlarda şaibelerin olduğu söylentisi ayyuka çıkmış durumda. MEB ve ÖSYM acilen şeffaflığını arttırarak güvenilir ve geçerli sınavlar hazırlamalı. Yayın kuruluşları sıkıca denetlenmeli, öğrencilerin sınavlara hazırlanması için her türlü badiredeki taşları ülkenin yetkili kurumları temizlemeli.
 
ÖĞRETMEN KALİTESİ VE MAAŞLARI
 
Öğretmen kalitesi şeffaf ve güvenilir ve ölçücü sınavlarla daha seçici bir şekilde ve daha kontrollü alımlar yaparak arttırılabilir. Üniversitelerde kotalar konmak suretiyle eğitimin kalitesi yeterince yükseltilerek geleceğe daha güvenle bakabiliriz.
 
Maaşlar ise şu anda enflasyon ve satın alma gücüne bağlı olarak çok düşük. Devletimizin sendikalarla pazarlığa otururken ev kiralarının yüksekliğine, satın alma gücünün düşüklüğüne bağlı olarak seve isteye zam yapması, özellikle eğitim ödeneklerinde iyileştirmeye gidilmesine sıcak bakmalıdır. 

EĞİTİM UZMANI, HALKLA İLİŞKİLER, EKONOMİST, ÖĞRETMEN

bestamibozkurt@gmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol