banner374
04 Kasım 2014 Salı 14:05
2014 Uluslararası Medya Eğitim Programı

 2014 Uluslararası Medya Eğitim Programı.

ANTALYA (AA) - Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Halk sizin yanınızdaysa hiçbir dış güç, küresel güç, hangi aracı kullanırsa kullansın size en ufak bir zarar veremez. Milletimiz emanetine sahip çıktı, demokrasiyi korudu" dedi.

TRT tarafından Antalya'nın Kemer ilçesindeki bir otelde düzenlenen, "2014 Uluslararası Medya Eğitim Programı"nın açılışına katılan Akdoğan, gündeme ilişkin konularda değerlendirmelerde bulundu ve eğitime katılan yabancı gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin son dönemde çok büyük gelişmeler kaydettiğini, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflediğini vurgulayan Akdoğan, "Ama bizim şu anda ilk 3'e girdiğimiz bir konu var; o da insanı yardım. O kadar zengin bir ülke değiliz, petrol kuyularımız yok ama yüreği geniş, kalbi zengin, güçlü bir ülkeyiz" diye konuştu.

- Medya üzerinden yapılan manipülasyonlar

Bunlar yapılırken medya üzerinde manipülasyonlarıyla lobi çalışmalarıyla ve bir takım dezenformasyonlarla zaman zaman Türkiye'yi ve hükümeti baskı altına almak isteyenler bulunduğunu ifade eden Akdoğan, Türkiye'nin medya manipülasyonlarına pabuç bırakacak bir ülke olmadığına dikkati çekti.

Hükümeti devirmek, Türkiye'yi etkisizleştirmek için her yolun denendiğini ancak başarılı olunamadığını kaydeden Akdoğan, çünkü millete, halka sirayet edilemediğini, halkın, oy verdiği siyasetçinin ve hükümetin arkasında durduğunu bildirdi.

Akdoğan, "Halk sizin yanınızdaysa hiçbir dış güç, küresel güç, hangi aracı kullanırsa kullansın size en ufak bir zarar veremez. Milletimiz emanetine sahip çıktı, demokrasiyi korudu. Türkiye gerçekten 2023 hedeflerine doğru kararlı ve emin adımlarla yürüyor" ifadesini kullandı.

- Türkiye'nin AB'ye üyeliği

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, bir gazetecinin, "Türkiye'nin Ortadoğu'da güç olma imkanı var, buna rağmen neden AB'ye tam üyelik için çaba sarf ediyor? Bu çabanın sonucu Türkiye Kafkaslar ve Ortadoğu politikasından vazgeçebilir mi" şeklindeki sorusu üzerine, Afrika, Asya ve Avrupa'nın orta noktasında yer alan Türkiye'nin 3 bölge ile de ilişki içerisinde bulunduğunu, bunlardan herhangi birine sırtını dönmesinin mümkün olmadığını, bölgelerin hiçbirinin birbirinin alternatifi de olmadığını bildirdi.

Bunlardan birini tercih etmek yerine hepsiyle ilişkilerin daha nasıl geliştirilebileceği arayışı içerisinde olduklarının altını çizen Akdoğan, ama AB ile ilişki biçiminin de uzun zaman bir "kandırmaca" üzerinde gittiğini söyledi.

Akdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Yani onlar almak istiyormuş, biz de girmek istiyor gibi gözükmüşüz. Böyle karşılıklı birbirimizi idare etmişiz ama AK Parti iktidara gelince bu oyunu bozduk. Yani ne yapmak gerekiyorsa biz bunu yaparız, hangi reformları gerçekleştirmek gerekiyorsa bunu halkımız için, kendi ihtiyaçlarımız için yaparız ve bu dönüşümü gerçekleştiririz. İleri standartlara ulaşmak, demokratikleşmeyi sağlamak, hukuk devleti anlayışını geliştirmek... Bunları insanımızın ihtiyacı için yaparız. Biz girmek için ne yapmak gerekiyorsa onu yapalım arkadaş. Ondan sonraki onların kararıdır. İster alırlar, ister almazlar. (Önemli olan bu dönüşümü gerçekleştirmektir) dedik. Bu konuda Türkiye gerçekten çok önemli performans ortaya koydu. Katılım müzakereleri başladı, ondan sonra bir su kaynatma durumu olduğunu gördük. Bu sefer ayak diremeye başladılar."

Sınır sorunu olan, ikiye bölünmüş Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmesinin kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığını kaydeden Akdoğan, Güney Kıbrıs'ın AB'yi "parmağında oynattığını", Türkiye'nin AB'ye girmesine engel olmaya çalıştığını savundu.

Türkiye'nin tam üye olmasıyla AB'de dengelerin değişeceği  yönünde bazı ülkelerin kaygıları bulunduğunu ifade eden Akdoğan, bu nedenle bazı siyasi zorluklar çıkarılmaya başlandığını söyledi. Akdoğan, "Buna rağmen biz bu ilişkiyi aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz ama haksızlıklara eyvallah ederek değil" dedi.

Türkiye'nin sınırındaki bütün ülkelerle ilişkileri geliştirme noktasında ciddi çabaları bulunduğunu dile getiren Akdoğan, Esed ile de bir takım anlaşmalar yapıldığını ama sonra halkına zulmetmeye başlayan bir diktatöre dönüşmesi nedeniyle ilişkilerin bozulduğunu, Türkiye'nin tavır almak zorunda kaldığını belirtti.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Bazıları diyor ki (niye Türkiye yüksek ses çıkartıyor). Yani çıkarmayalım mı? 200 bin insanı öldüren bir rejime ses çıkarmayalım, susalım mı? Biz bunu yapamıyoruz, bunun siyasi sıkıntıları olabilir ama doğru olan neyse onu yapmak zorundayız" diye konuştu.

banner182
Son Güncelleme: 04.11.2014 14:16
Anahtar Kelimeler:
Eğitim MedyaEğitim2014
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol