banner374
15 Mart 2016 Salı 11:22
300 bin Suriyeli çocuğa Türkçe eğitim
Bahçeşehir Üniversitesi, Amerikan Bilimler Akademisi ile Türkiye’deki Suriyeli genç ve çocukların geleceğine yönelik yapılacak çalışmalarla ilgili bir zirve düzenledi. Zirvede konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, 300 bin Suriyeli çocuğa Türkçe öğretmek için proje geliştirdiklerini söyledi.

Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki Suriyeli Mülteciler İstanbul Zirvesi'ne Türkiye'den ve dünyadan bir çok akademisyen katıldı. Konuşmacılar Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların entegrasyonu, eğitimi, psikolojisi ve ihtiyaçlarının karşılanmasının önemi üzerine sunumlar yaptı.
Zirvede konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel 300 bin Suriyeli çocuğa Türkçe öğretmek için proje geliştirdiklerini söyledi. Yücel projelerini şöyle açıkladı:
“Biz diyoruz ki şu anda Türkiye’de yaşayan 2.7 milyon insan göçmen var. Onların da okul çağına gelen 1 milyon 400 bin çocukları var. Bunların okula devam edenlerinin sayısı çok az. Bu çocukların eğitime kazandırılması, entegrasyonunun sağlanması için öncelikle Türkçe bilmeleri gerekiyor. Önümüzdeki yazı fırsat bilerek, devlet okulları boşken 300 bin çocuğa 7 bin 500 öğretmen ile 15 bin derslikte 320 saat dersle Türkçe öğretelim. Okullar eylülde - ekimde başladığı zaman da bunlar derslere devam etsin. Bunu öneri olarak proje olarak sunuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ile de konuşuyoruz. Bize bu konuda destek gelirse daha çok öğrenciyi bu sisteme dâhil ederiz.”

"Eğitim ve sağlık hizmetleri önemli"
Amerikan Bilimler Akademisi’nin Çocuk Gelişim Komitesi Üyesi ve New York Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Şirin de Suriyeli çocukların eğitiminin önemine dikkat çekti. Şirin, "Suriyeli çocukları eğitimine önem vermeliyiz. Hatta onlara kendi çocuklarımızdan daha iyi eğitim ve sağlık hizmeti sunmalıyız" dedi. Şirin’e göre Suriyeli çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını şimdi karşılayamazsak ileride çok ciddi sorunlara yol açacak:
"Türkiye'nin artık literatürde olan bazı kavramları öğrenmesi gerekiyor. Bunlarn biri kayıp kuşak, bir diğeri 17 yıl, üçüncüsü de travma yaşayan çocuğun geleceğinden umudunu kesmesi. Biz Suriyelilerin yarın gideceğini varsaydık ve onlara misafir dedik. Ama şöyle bir realite var; bunu dünyadan biliyoruz. Mülteciler gittikleri ülkede ortalama 17 yıl yaşıyor. Bu hesapla gidersek bizim önümüzdeki 10-15 yıl boyunca ülkemizde en az 1 milyon Suriyeli olacak. İkincisi kayıp kuşak. Eğer bir  birey gelecekten umudunu keserse bu ummadığımız sonuçlar doğurabiliyor suça teşvik anlamında.. Bu bir kişi için olursa belki toplum olarak çaresini bulabiliriz ama bir kuşak olursa bu yani 1 milyonu aşkın Suriyeli çocuktan bahsediyoruz bunlar okula gitmiyorlar, travma yaşamışlar. Bunlar gelecekten umudunu kesmeye çok müsait bir grup."

Aynı zamanda Hürriyet gazetesinde köşe yazarı olan Selçuk Şirin bu konuda Afganistan - Pakistan örneğini veriyor:
"Suriyelilere hizmet gitmezse ne olur? O zaman Pakistan - Afganistan sınırındaki mülteci kamplarına bakmamız lazım. Taliban ve pek çok terör örgütünün çıkış noktası oralar. O örgütler sadece Afganistan’ı onlarca yıl geri götürmeke kalmadılar aynı zamanda Pakistan’ı da 19. yy’a geri götürdüler. Pakisan ile Hindistan bir dönem uzaya kim daha önce gidecek, atom bombasını kim daha önce çıkaracak diye yarışıyordu. Sonuçta Hindistan uzaya Pakistan 19. yy’a gitti. Biz sınırımıza gelen bu insnalara daha iyi eğitim, daha iyi sağlık hizmeti vermek zorundayız. Paramız yok sıkıntımız var ama biz eğer gelen Suriyelilere yatırım yapmazsak gelecekte bunun faturasını biz ödeyeceğiz. Buna herkesin bir an önce uyanması lâzım."

"Psikolojik sorunlar tedavi edilmeli"
Zirvede bir sunum yapan İstanbul Şehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Klinik Psikolog olan Ceren Acartürk, Kilis’teki Öncüpınar konteyner kentinde 2013 yılında gerçekleştirdikleri çalışmayı anlattı. Al Jazeera Türk’e konuşan Acartürk zaman ilerledikçe mültecilerin psikolojisinin daha olumsuz etklendiğini söyledi:
"Şehirlerdeki Suriyelilerde de ruh sağlığı sorunlarının Türkiye toplumuna göre daha fazla olduğunu gösteriyor yaptığımız çalışmalar. Herkeste travma sonrası stress bozukluğu dediğimiz ki çok ağır bir hastalıktır, o hepsinde olmasa bile çoğunda depresyon ya da panic depresyon var. Bizim burada 10 yıl sonrayı düşünmemiz gerekiyor. Şu anda eğer bu evimize, ülkemize gelen kişilere psiko sosyal destek sağlayamazsak, enregrasyonlarını salayamazsak ileride daha büyük sorunlarla karşılaşabiliriz. Bunu sadece devlet de sağlayamaz. STK’lar koordineli bir şekilde çalışmalı."

Al Jazeera Türk
 
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol