banner374
07 Ağustos 2016 Pazar 23:26
Akıllı ve Ahlaklı Bir Nesil, Ama Nasıl?
 Bir temizlik de,  FETÖ ile ilgili eserlere, materyallere ve dokümana dönük gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda, FETÖ ile ilgili eserler, materyaller ve doküman yasağı hakkında bir yazı devletin tüm kurum ve kuruluşlarına ulaştı. Ve bu nedenle, FETÖ evlerinde de, takiye/gizlenme ve tedbir gibi örgüt içi genel kaideler gereği,  FETÖ ile ilgili eserlere, dokümana ve materyallere dönük olarak bir temizliğe girişildi. Bunu  nereden  anlıyoruz diye soracak olur iseniz, bulunduğunuz yerlerde çöp koyternerlerinin içinden çıkanlara,  adeta fışkıranlara bakarsanız anlarsınız. Çöp koyternelerinden fışkıran örgüt dokümanı arasında,  örgütün iki besin kaynağı da bulunuyor. Bunlar şöyle:

1-      Terörist elebaşı Fethullah Gülen’in ‘Prizma’ çatısı altında yayımlanan eserleri

2-      Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Risaleleri

Yukarıda ismi yazılı eserler, örgüt içinde,  kuran-ı kerimin bile önünde tutuluyor. Örgüte mensup kişiler, bu iki eseri adeta kuran gibi hatmediyorlar. Hatta; öyle ki, örgüt mensubu kişiler, okudukları bu eserlerden sınava bile tabi tutuluyorlar. Örgüt, bu iki eseri,  kuran-ı kerimin de önünde tutup adeta hatmettirerek ve ezberlettirerek,  mensuplarına bu iki kitaba göre hayatlarına yön vermelerini telkin ediyor. İslam inancına sahip insanların,  kuran-ı kerime göre hayatlarına yön verdiklerini görür iken; bu örgüte mensup  insanların ise kuran-ın bile önünde tutulan bu iki esere göre hayatlarına yön verdiklerini görebilmekteyiz. Bu bağlamda, diyebiliriz ki, örgüt mensuplarına bu iki eser okutularak ahlaklanmışlardır. Yani FETÖ’ye mensup kişiler,  Said-i Nursi’nin ve Fethullah Gülen’in eserleri ile ahlaklandırılmıştır. Bu iki eser ile ahlaklandırılmış olan örgüt mensubu kişilerin ise 15 Temmuz günü neler yaptıkları ortadadır. Onun için, bu insanlar kuran ahlakı ile ahlakandırılmıştır, diye bir yanılgı içine kesinlikle düşmemeliyiz. Kuran-ı Kerimden uzak tutularak, Said-i Nursi’nin ve Fethullah Gülen’in kitapları okutularak, bazı kişilerin nasıl bir ahlaka sahip olduklarını, 15 Temmuz günü apaçık bir şekilde gördük ve anladık. Bundan sonra yapılacak olan ise yeni nesli kuran ahlakı ile ahlaklandırmak olmalıdır. Bunun için ise MEB’e ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na, devletin kurumları olarak,  özellikle bu süreçte,  büyük bir sorumluluk düşmektedir. Zira; yeni nesil bir çıkmaz ve akıl karışıklığı içinde iken, MEB ve Diyanet İşleri, gençliği bir boşluk içine bırakmamalıdır, eğer bir boşluk olursa, bunu doldurmaya kalkışacak FETÖ ve FETÖvari yapılar olabilir. MEB ve Diyanet İşlerinin,  her zamankinden daha fazla teyakkuz ve ihyiyatlı olması gerekir. MEB ve  Diyanet İşleri, bu saatten sonra yeni nesli tarikat ve cemaatlerin eline bırakamaz. Bırakırsa, ileride olacaklardan sorumlu olacak olanlar, şu an görevde olan yetkililer ve sorumlular olacaktır. MEB ve Diyanet İşleri, bu minvalde hazırlayacakları bir kolektif program ile merkezlerine ‘yeni nesli kuran ahlakı ile ahlaklandırmak’ düsturunu koyarak  hareket etmelidirler. Fethullah Gülen ve  Said Nursi okuyarak ahlaklananların ahlaksızlıkları görüldü artık, onun için bir an evvel yeni neslimizi KURAN AHLAKI İLE AHLAKLANDIRMAMIZ gerekiyor ve bunun zamanı da gelmiştir kanaatideyim. Bu, bence büyük bir ihtiyaçtır. Öğretmeni, imamı, merkez ve taşra teşkilatları, sivil toplum kuruluşları ve tüm iç-dış paydaşları ile yeni nesli kuran ahlakı ile ahlaklandırmak için kolektif bir  şuuru içinde,  büyük bir harekat başlatılmalıdır. İnanız,  AHLAKLI  bir nesil tüm sorunları kökten çözecektir. Zira;  bir insanda ahlak varsa, ideolojisi ve dini ve inancı her ne olursa olsun, insanların o insana karşı boynu kıldan ince olacaktır.  Tarikat ve cemaatlerin ahlakı ile değil de, kuran ahlakı ile yetişecek nesil saygın, değerli  ve örnek olacaktır. Ama ahlak, tarikat ve cemaat gibi kontrolsüz ve denetimsiz yapıların faaliyetlerine ve çalışmalarına ve etkinliklerine,  devletin denetimindeki okulları, camileri veyahut belli kamusal alanları açarak olamaz. Olursa, bugün FETÖ’nün yaptığını, yarın başka bir yapı yapar.

       Ayrıca, FETÖ tehlikesi ve tehdidi hala devam ediyor, diğer cemaat ve tarikatlar içinde, ‘tedbir-takiye’ gibi örgüt içi gizlenme yöntemleri ile FETÖ kendine alan açmak isteyebilir. Bu bakımdan düşünüldüğünde, FETÖ’nün kaynağının kurutulması isteniyorsa;

1-      Adalet Bakanı Bekir BOZDAĞ’ın dediği gibi hiçbir cemaat ve tarikat oluşumuna, bundan böyle,  iyi niyet beslenerek (FETÖ’nün istismar ettiği hüsn-ü zan),  devlet içinde, kesinlikle alan açılmamalıdır,

2-      Cemaatlerle ve tarikatlarla ilişkili olduğu bilinen öğrenci yurtlarının  daha sıkı denetlenebilmesi için MEB-Diyanet İşleri işbirliği ile bir denetim/kontrol mekanizması oluşturulmalıdır. Hatta;  daha ileri gidilip tarikat ve cemaatlerle ilişkili olduğu bilinen yurtlar,  eğer sakıncalı görülüyorsa,  kesinlikle kapısına kilit vurulmalıdır, artık devlet bekası için en ufak şüphe ve risk bile önemsenerek gerekli önlemler ve tedbirler alınmalıdır,

3-      Müritleri, terörist elebaşı Fethullah GÜLEN’i, Said-i Nursi’nin ‘İşaratül İcaz’ isimli kitabına atıf yaparak,  mehdi addediyor. FETÖ’nün mehdiliği ile ilgili iddiaların, yıllardır müritlerini kandırmada kullanıldığını ise 15 Temmuz günü Genelkurmay Başkanı Hulusi AKAR’ı rehin alan FETÖ’cü emir subayının ifadelerinde de görebiliyoruz. Bu bağlamda, Kuran-ı Kerimin önünde tutulan ve FETÖ’nün de başlıca besin kaynağı olan Said-i Nursi kitaplarının da,  FETÖ dokümanı olarak görülmesi elzemdir. Ve Said-i Nursi isminden ve kitaplarından,  çocuklarımızın,  ‘kuran ahlakı ile ahlaklandırma’  sürecinde uzak tutulması şarttır. Halihazırda, MEB’e bağlı bazı okulların isimleri içinde,  Said-i Nursi ismi geçmektedir.  Bu nedenle bu isim,  okul isimleri içinden derhal kaldırılmalıdır. Okul tabelalarında Said-i Nursi isminden boşalan yeri,  Hz. Muhammed’in ‘yalnız’ sahabesi Ebu Zer ismi doldurabilir. Çok da iyi olur. Çok da yakışır. Bu bağlamda,  FETÖ’yü çağrıştıran Said-i Nursi ismi,  çocuklarımızın gözünden de,  gönlünden de kesinlikle ırak tutulmalıdır.

4-      İslam dininin kaynağı olan Kuran-ı Kerimin ve Hz. Muhammed’in önüne,  hiçbir tarikat ve cemaat ve şeyh ve hoca geçemez. Geçtiği an haddi bildirilmelidir. Bu bakımdan,  FETÖ’nün besin kaynağı olan,  yukarıda da isimlerini zikrettiğimiz iki eser,  hem kuran-ın hem peygamberin önüne,  başlarındaki terörist elebaşı Fethullah Gülen ile geçmeye kalkışmıştır. Ama millete toslamıştır. Bundan böyle,  milletin bu yürekliliğinin ve bu kalkışmayı püskürtmesinin bilincinde davranılmalı ve  hareket edilmelidir. Yoksa, bu millete bir ihanet içine girilmiş olunur.

5-      MEB ve Diyanet İşleri, sundukları imkanlar ve fırsatlar ile hiçbir yoksul çocuğu tarikatların ve cemaatlerin eline düşürmemelidir. Yoksul çocuklar, tarikat ve cemaat gibi yapıların eline düştüğünde, neleri yapmaya mecbur bırakıldıklarını ve nasıl kullanıldıklarını ise 15 Temmuz FETÖ kalkışması göstermiştir. Devlet, halkından aldığı vergileri, yoksul halkın çocuğunun eğitim öğretim masraflarına harcamalıdır. Daha fazla yurt yaparak, daha fazla imkanlar yaratarak vs...

6-      Unutulmamalıdır ki,  terörist elebaşı Fethullah Gülen,  Said-i Nursi’den esinlenerek (Said-i Nursi’nin papaya yazdığı mektup), İslam inancında yeri olmayan bir adımı atıp papa ile görüşerek ‘Dinlerarası Diyalog’ sürecini başlatmıştır ve ‘Lailahe İllallah’ demenin yeterli olacağından dem vurarak da güya ‘İbrahimi Dinlere’  el uzatarak uzlaşmaya yeltenmiştir  ve nihayetinde bu süreci haddi olmadan daha da açmaya kalkışmıştır. FETÖ için ‘Dinlerarası Diyalog’ Said-i Nursi’den alınan bir mirastır ve kendince İslami bir açılımdır. Ama bizim için dün de bugün de bu diyalog arayışı, dışarıda kotarılmış İslami olmayan bir safsatadır. FETÖ’nün esin ve ilham kaynağı olan Said-i Nursi ismi ve eserleri,  MEB ve Diyanet İşleri tarafından kesinlikle gözden geçirilmelidir. İfade etmeliyim ki, iyi niyet beslenerek, iyilik ederek maraz doğacağı asla akıldan çıkarılmamalıdır.   Soruyorum size,  FETÖ’nün besin kaynağı Said-i Nursi’ye ve onun takipçisi cemaatlere, bu saatten sonra nasıl iyi niyet beslenilebilinir ya da iyilik edilebilinir? Bilinmelidir ki, iyi niyet beslemek ve iyilik etmek, 246 demokrasi şehidine açık ihanet olacaktır.

7-      Yeni nesil;  aklını daha fazla kullanmaya, bilgiye ve bilime ve okumaya ve öğrenmeye ve düşünmeye daha fazla özendirilmeli ve teşvik edilmelidir, MEB tarafından bu yönde projeler geliştirilmelidir. Bilinmelidir ki,  düşünen birey aklını kullanan bireydir, aklını kullanan birey ise aklını asla ama asla bir tarikatın  ve cemaatin eline bırakmaz. Cumhurbaşkanının gençlere öğütlediği gibi AKLINI, BİRİNE YA DA BİRİLERİNE ASLA SATMAZ. Unutulmamalıdır ki, düşünmeyen akıl hamdır, ham akıl ise kötü niyetli kişilerin ellerinde, onların kötü emellerine alet ve tav olmaya en uygun olanıdır. Bu nedenle aklı esas alan eğitimin önü,  sonuna kadar açılmalıdır. İnanın, aydınlamada beraberinde gelecektir. Çünkü düşünmek isteyen birey, bilgiye ihtiyaç duyar. Uğur MUMCU’nun dediği üzere bilgi olmadan fikir olmaz. Düşünme, bilgilenmeyi zorunlu kılacaktır, bilgilenme ise okumayı ve aydınlanmayı...

8-      Bir şeyhi ve hocayı,  Allah’ın ve peygamberin önünde tutup yücelterek sevdirmeye özendirenlere, devlet eliyle derhal müdahale edilmelidir.  Bu kimseler, okullarda kol geziyor olabilir. Peygambere, haşa Allah’a kendilerini uçurarak ve yücelterek özenen şeyhlere ve hocalara, artık hiçbir mekanda müsaade edilmemelidir. Bu iş, daha sıkı tutulmalıdır. Kimseler, ŞAH DAMARIMIZDAN DAHA YAKIN OLAN ALLAH ile aramıza girememelidir. Girmeye kalkışan FETÖvari kimselere ise hadleri misliyle bildirilmelidir. Allah ile aldatan bu emlakçı, rüşvetçi ve komisyoncu FETÖvari kimselerin, insanları kandırabilecekleri faaliyet ve çalışma alanları ise devletin sıkı takibi altında olmalıdır, ihmal edilmemelidir ve gerekiyorsa kapatılarak müdahale edilmelidir. Çünkü hepsi bir FETÖ olmaya namzet olabilir. Hatta; fırsatçılık damarları kabarmış ve bunun için ağızları bile sulanmış olabilir.

MEB, AKLI  esas alan bir eğitim planı ile Diyanet İşleri ise KURAN AHLAKINI esas alan bir program ile kendi sıkı gözetim ve denetimleri altında,  ‘ Asım’ın nesli, M. Kemal’in askeri’ olacak yeni nesli yetiştirme sürecini başlatmalıdır. Bu nesil ki, VATANSEVERDİR... Bu nesil ki, aklı ve ahlakı öne alıp kimselerin boyunduruğunda olmayan ÖZGÜR  nesildir...

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN  BİR BAKANLIĞI OLAN MEB’İN, AKIL, ATATÜRK’ÜN KURDUĞU DİYANET İŞLERİ’NİN İSE KURAN AHLAKI MİSYONLARINI,  SIKI VE TİTİZ BİR ŞEKİLDE HARFİYEN YERİNE GETİRMESİ DURUMUNDA YARATILMIŞ OLUNAN AKILLI VE AHLAKLI BİR NESİL İLE ATATÜRK’ÜN İŞARET ETTİĞİ  2023 VİZYONU OLAN MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNE ÇIKMA HEDEFİNİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZ,  ASLA AMA ASLA HAYAL DEĞİLDİR... YETER Kİ, MİSYONDAN VE VİZYONDAN SAPMAYIP AHLAKLI VE AKILLI NESİLDEN VAZGEÇMEYELİM...

SONUÇ OLARAK, BİLİMİ ESAS ALAN MEB AKLI İLE KURAN’I ESAS ALAN DİYANET İŞLERİ AHLAKI BİRLEŞEREK,  2.KURTULUŞ SAVAŞI VE MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİ HEDEFİ YOLUNDA,  YEPYENİ BİR NESİL ORTAYA KONABİLİR... BU NESLİN ADI İSE ESKİ SAĞLIK BAKANI MÜEZZİNOĞLU’NUN DEDİĞİ ÜZERE ‘ASIM’IN NESLİ, M. KEMAL’İN ASKERLERİ’ OLUR... BİZLER İSE BÖYLE BİR NESLİN ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİRİZ... VE BU NESLİN AKLICILIĞI VE AHLAKI İLE ÖVÜNÜRÜZ... AMA ÖNCE BÖYLE BİR NESLİ YETİŞTİRECEĞİMİZE İNANMAMIZ, DEVLETİN MEZKUR KURUMLARINI BUNA HER BAKIMDAN HAZIRLAMAMIZ GEREKİYOR...

Not: Bir odada soru çalıp diğer odada namaz kılan FETÖ müritlerinin besin kaynağının, yukarıdaki iki eser (Risale ve Fethulah’ın kitapları) olduğunu  asla unutmayın. Onların ahlakı,  asla ama asla kuran ahlakı değildi. Ve besin kaynakları da asla ama asla kuran değildi. Kendilerine namaz ile güya dindar süsü vererek soru çalan bir AHLAKA sahip AHLAKSIZLARDI onlar...

SAYIN EBEVEYNLER!

ONUN İÇİN ÇOCUKLARINIZI, ALLAH’IN BAHŞETTİĞİ VE KURAN’DA ‘HİÇ AKLETMEZ MİSİNİZ!..’ DİYEREK AKLIN KULLANILMASININ SÜREKLİ TEŞVİK EDİLDİĞİ KENDİ AKILLARI İLE DÜŞÜNDÜRÜN, KURAN AHLAKI İLE DE AHLAKLANDIRIN...  BU YOLDA  DESTEĞİNİZ İSE DEVLETİN İKİ KURUMU MEB VE DİYANET İŞLERİDİR...

Saygılarımla...

Yahya ASLAN

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
aböyle bir nesil 4 ay önce

elinize sağlık...

Avatar
Ögretmen 4 ay önce

Hemen soyleyeyim dinleyen olursa 1. Herkesin dini hassasiyetini gozeten 2. Evrensel ahlaki gozeten 3. Evrensel insan haklarini esas alan 4. Insani evrensel vicdani temel alan 5. Anadolu hosgorusunu iceren 6. Akli ve bilimi esas alan 7. Yogun olmayan kademeli bir egitim programi hazirlansin ulke fazla degil 5 senede duze cikar. Yeterki basimizdakiler (tabi bunu ayrim gozetmeksizin soyluyorum A partisi B partisi fark etmez) kendi ideolojik fikir ve amaclarini egitim politikasina yansitmasin egitimi kendi taraftarini yetistirmek olarak gormesin. Vel hasil yukaridaki yazi bos yazilmis bir yazi.

Avatar
palanaim 4 ay önce

bu yazar fetö ile nur risaleleri arasındaki farkı bilmeyecek kadar cahildir.. 1925 yılından beri var olan nur cemaati ve nur risalelerden en ufak zarar gören, devletine ve başkasına zarar vermiş birisi kayıtlarda mevcut mu acaba? din ile akıl, bilim ve mantığı en mükemmel bir şekilde birleştirip Allahı ve ahireti mantıken ispat eden başka bir eser var mı? diyanet i̇şleri b. da bu hakikatı anlamış ki şu anda risaleler resmi olarak basılıyor.. 1975 yılında kurulan fetö nün ne yaptığını anlatmaya ise gerek yok..

Avatar
palanaim'e cevap 4 ay önce

halkımız, fetö gibi diğer cemaat ve tarikatların ne halt olduğunu anlamıştır. siz, istediğiniz kadar 'biz şöyleyiz , biz öyle değiliz' deyin durun. fetö ile sizi de halkımız anladı. yaşasın, laiklik... yaşasın, özgür akıl... yaşasın, ahlaklı bireyler...