banner396
23 Haziran 2017 Cuma 20:07
Aklın Yolu,  Keşif-İcat Yolu

Evrenselliği ve bilimselliği olan her öğreti çocuklarımıza öğretilmeye değerdir.

Yok sayarak,  yasaklar koyarak uzak tutma fikri, özellikle teknolojinin alıp başını gittiği, herkesin akıllı telefonlarla bilgiye çok kolay bir şekilde erişebildiği bir çağda miadını doldurmuştur.  Hal böyle iken, eğitim-öğretim içinde  sınırlar koymak, eğitim-öğretimin oto-sansürle kabuğuna çekilmesine yol açmak, anlamsızdır diye düşünüyorum.

Eğitim-öğretim içinde, evrensel ve bilimsel değeri olanı,  öğretme sorumluluğumuz ve görevimiz var bence. Sınırlandırarak, kırparak insanın aklına da, düşüncelerine de bir sınır çizmiş oluruz. İnsanın, doğuştan gelen  tercih haklarına dokunuruz.

Okul, insana, aklını harekete geçirebileceği, düşüncelerini  yoğurabileceği  imkanları ve fırsatları sunabilmelidir.

Sunum, evrensel ve bilimsel değeri olanları atarak ya da onları kırparak olursa, o zaman aklın da, fikrin de önüne geçilmiş olunur ki bu durum insanın her bakımdan gelişimini sınırlandırır.

Zaten, sınırlandırmanın olduğu yerde, bilimsel  ve evrensel değerlerin oluşturulması  zorlaşır.

İcatlar, keşifler hayal olur.

Biliniz ki, insanın hayal gücünü kullanımı,  bir HEYULA etkisine sahipse, biliniz ki orada aklın sınırlandırılması söz konusudur.

Habuki, yüce yaradan bizlere son kitabında ‘ne kadar az düşünüyorsunuz’ diyerek,  aklın işlevselliği sonucunda ortaya çıkan  düşünme eyleminin insanoğlunun hayatında azlığından söz etmektedir.

Birtakım dinsel/ideolojik öğretiler, kalıplaşmış ya da dogma olmuş anlayışlar, sosyal hayatımız dışında okul hayatımızda da bizleri aklen ve fikren sınırlandırma kabiliyetine hala sahiptir ne yazık ki.

İşte bu nedenle okul,  özellikle sosyal hayattaki bu anlayışı kırma yetisi ve becerisi ile hareket etmelidir.

Okul da,   aynı istikamette sınırlayıcı bir yol izlerse, o zaman  insan,  aklını daraltıp midesini büyüterek bir yaşam yolunda seyreder.

Böyle bir seyrediş, kişinin aklı, çevresel hisler ve düşünceler ile, sınırlandırmalar ile,  edindiği ya da öğrendiği oto-sansür ile iyice körelir. Aklın köreldiği yerde, bilimsel üretim olamaz. Evrensel değerler oluşturulamaz, evrenselliği olan değerler meydana getirilemez.

Aklın sınırları küçüldükçe, hayal gücünü kullanım tavsar.

Keşif yolculukları HEYULA olur.

Okullar, keşif yolculuklarının adresi değil, mide tokluğunu garanti altına almak için gidilmesi mecburi prosedür mekanlar olur.

Böyle bir okul eğitimi, bir dehliz içinden geçiliyormuş gibi hissedilir ve düşünülür.

Bu nedenle, eğitim-öğretim, özgürlükçü doğası ile her alanda uyum içinde olmalıdır.

NOT:  DOĞUŞTAN ÖĞRENMEYE AÇIK  OLAN İNSANA EĞİTİM-ÖĞRETİM İÇİNDE ASLA SINIR KOYMAYALIM, BİR KALIP İÇİNE ESİR ETMEYELİM,  ‘BİZİM OĞLAN OKUR DÖNER DÖNER BİR DAHA OKUR’ SONUCUNU KURULAN KISIR DÖNGÜ İÇİNDE DEVAMLI  TEKRARLAMAYALIM,  AKLIN İÇİNDE FIRTINALAR KOPSUN Kİ OKULLAR MUCİT ÇIKARSIN... YOKSA, KAFALARIMIZ OKUDUKÇA DARALIR, DAR KAFALILIK DA ZATEN BURADAN GELİR, BU KAFA İLE DE ASLA AKLIN ÇIKTISI BİLİMSEL İCATLARLA MÜKAFATLANAMAZ VE AKIL DAR,  HAYAL GÜCÜ YAYA KALIR...  İŞTE O ZAMAN, BAŞKA MİLLETLERİN UZAYA ÇIKTIĞINA TANIKLIK EDEREK HAYIFLANIRIZ YA DA ONLARA GIPTAYLA BAKARIZ...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389