banner374
15 Ekim 2015 Perşembe 08:59
Bakan Avcı Canlı Yayında Soruları Yanıtladı
 Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
"Cumartesi günkü menfur saldırıda hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımızaki içlerinde öğretmenlerimiz var, öğrencilerimiz var, hepsine Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabırlar diliyorum, meslektaşlarına, öğretmen arkadaşlarıma, eğitimcilere, diğer vatandaşlarımızın meslektaşlarına, her birine ve bütün Türkiye'ye, tabii milletimize başsağlığı diliyorum. Ailelerine, yakınlarına, sevdiklerine sabrı cemil niyaz ediyorum, sabırlar diliyorum. Böyle bir acıya katlanmak tabii çok zor, ama sabır diliyoruz."
Sadece bu olay vesilesiyle değil 30 yıldır, 40 yıldır yaşadığımız acılar sebebiyle de eğitimcilerimiz bu konularda gerçekten çok duyarlı, sistemimiz de duyarlı
"Şimdi eğitimci olarak dediğiniz zaman, tabii işin içerisine söylenecek pek çok şey giriyor. Ama şunu biliyoruz en azından: Terör olaylarına karışanlar, yani terörist profili üzerine yapılan araştırmalar, en çok bu insanların kendi hayatları da dahil olmak üzere insan hayatını hiçe saymak konusunda ne kadar acımasız olabildiklerini ve dolayısıyla insan hayatının kutsallığı, insan hayatının değeri, bir insanın değeri konusunda nasıl bir yoksunluk içinde, duyarsızlık içinde olduklarını gösteriyor. Ve dolayısıyla eğitimde en çok üzerinde durulması gereken, sadece hani çocuklar, gençler, insanlar bu tür olaylara karışmasınlar veya bu tür yollara kolayca sevk edilemesinler diye değil, gündelik hayatın işleyişinde de insanın insana saygısı, insana saygı ilkesinin eğitimin en olmazsa olmaz ilkelerinden biri olduğunu bir kere daha gösteriyor. Bizim eğitim sistemimizin bu konuda zafiyeti var mı? Bütün dünyadaki eğitim sistemlerinin zafiyeti olduğu terörün bütün dünyaya yayılışından da anlaşılıyor, ama özellikle bölgemizde eğitimsizliğin veya eğitim sistemimiz içerisinde bu insana saygı ilkesinin yeterince derinleştirilememesinin bir etkisi olduğu açık. Biz eğitimciler olarak bunlardan tabii kendimize göre paylar çıkartıyoruz. Sadece bu olay vesilesiyle değil 30 yıldır, 40 yıldır yaşadığımız acılar sebebiyle de eğitimcilerimiz bu konularda gerçekten çok duyarlı, sistemimiz de duyarlı, ama daha yapacak çok şeyimiz var.

Şimdi yüzleşme konusunda söyledikleriniz belki bizler için, yani siyaset sınıfı için ve dolayısıyla sizler için, yani medya çalışanları ve kanaat önderleri, yani toplumun televizyonlarda, gazetelerde görmeye alışkın olduğu belli bir kitle açısından özellikle yürütülen tartışmalara da bakılarak böyle bir yargıya varmak mümkün. Yani biz kendimizle yüzleşme, özeleştirimizi yapma konusunda hem siyasetçiler, hem medya olarak yeterince geniş davranamıyoruz denilebilir, doğru. Ama ben halkta bunun karşılığı olmadığını düşünüyorum. Yani halkımız olup bitenleri bütün bu tartışmaları da gördükten sonra Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyunları, insanın insana yaptığını-yapmadığını, yani meseleye gerçekten insani boyutlarıyla bakma konusunda halkımızın vitrindekilere göre çok daha derinlikli bir sağduyuya sahip olduğunu görüyorum."

Kamuya alınacak personel konusu, kadro konusu, yasa konusudur
"İlgili arkadaşlar biliyorlar, ama kamuoyunun da bilmesinde yarar var: Kamuya alınacak personel konusu, kadro konusu yasa konusudur. Yani Milli Eğitim Bakanı 20 bin alacağım, yok 30 bin alalım, arkadaşlar ne dersiniz 45 bin mi alalım diyecek durumda değildir. Kadrolar bütçe kanunuyla ihdas edilir. Yani bütün kamu kuruluşlarına o yıl ne kadar kadro kullanabilecekleri yasayla belirlenir. Kimse yasanın dışında kadro kullanamaz. Dolayısıyla bize mesela geçen yıl bütçe kanunu üzerinden 47 bin ihdas edildi. Fakat kamuoyu genellikle ihdas edilen, yani verilen kadroyla kullanmayı karıştırıyor birbirine. Evet, bütün kamu kuruluşlarına bir kadro ihdası yapılır, fakat hangi kamu kuruluşunun bu ihdas edilen kadrolardan ne kadarını o yıl kullanabileceği konusunda Maliye Bakanlığı'nın izni gerekir. Dolayısıyla biz geçen yıl bize verilmiş olan, ihdas edilmiş olan 47 bin kadronun ancak 37 bini için kullanma izni alabildik ve onu kullandık. Şimdi önümüzdeki yıl da dolayısıyla elimizde 10 bin kadro kaldı, 10 bin oradan çıkıyor. Yani kullanmadığımız bir 10 bin kadro var, nasıl olsa bunun kullanım iznini bu yıl alırız inşallah. Ama onun üstüne ne kadar ilave edeceğimiz bütçe kanununda ihdas edilecek olan yeni kadro sayısı ve bu yeni ihdas edilecek kadrodan da ne kadarını kullanma konusunda Maliye Bakanlığı'nın izin vereceğine bağlı."

Ama şunu da söyleyeyim: Şimdi burada size şimdi şu anda muhtemelen işte geçen yıl yapılan KPSS sonuçlarına göre 37 bin alımdan sonra sınırda kalmış olan, yani bir 10 bin daha alınsa veya 15 bin daha alınsa ben de girerim diyen arkadaşlarımız size ulaşıyorlar, bize de ulaşıyorlar. Dolayısıyla insanlar az-çok puanlarını bildikleri için, kendi puanlarını ve muhtemel sırayı bildikleri için, tahmin edebildikleri için herkes, yani 20 bin alınırsa ben de girerim diyenler 20 bin alınsın diyor. Ama buna mukabil mesela bize ilk alımdan sonra ya Şubat'ta 3 bin daha alsanız diyenler de oluyordu. Niye? Çünkü 3 bin daha alınırsa onlar girebilir durumda olacaklar. Şimdi 10 bin, aşağı yukarı böyle ben hani sınırda kaçırdım, ben de biraz daha esnek davranılsaydı, hatta işte o zaman 47 bin kadronun tamamı kullanılabilseydi ben de girebilirdim diyen arkadaşlarımız açısından bir ölçü oluyor. Onlar tamam, yani o 10 bin kadroyu biz kullanırız inşallah. Ama onun üzerine şimdi, bir de size şu anda ulaşmayan, ama bu kadro meseleleri ve sayılar konuşulmaya başlandığı zaman yani bütçe kanunu sonrasında, şu grupta size ulaşmıyor, ama bize ulaşmaya başladı. Her yıl Temmuz ayında KPSS sınavı yapılıyor, bu yıl da, yani önümüzdeki yıl 2016'da da KPSS sınavı Temmuz'da yapılacak. Ve ona girecek olan insanlar da diyorlar ki, şimdi eğer Şubat'ta eldeki bütün kadrolar kullanılırsa, verilecek olan bütün kadrolar Şubat'ta kullanılırsa, o zaman Temmuz'da yapılacak KPSS'nin bir anlamı kalmaz. Çünkü o KPSS ile almayacaksınız demektir. Dolayısıyla biz tahsis edilecek olan, bize ihdas edilecek olan ve kullanım izni verilecek olan kadronun bir kısmını Şubat'ta, bir kısmını da Ağustos'ta, yani yeni KPSS'ye girecek arkadaşlar için kullanmak zorunda..."
Şimdi gerçekten hani kafamda bir rakam var veya birileriyle, Maliye'yle oluşmuş da ben bir şeyleri gizliyor değilim. İstihbari bir bilgi değil, yani bunu olsa söylerim. Ama dediğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kanunla ihdas edilir kadrolar, orada ihdas edilecek, sonra da yeni kurulacak olan hükümette de Maliye'den biz bunu, yani hep aynı aktörler üzerinden konuşuyorsak, Maliye, Milli Eğitim Bakanlığı'na bunun ne kadarını kullanabileceğini söyleyecektir. Dolayısıyla önümüzdeki yıl en azından ben çok çalışmıştım, ama şans eseri bu sefer alınan rakam yüzünden giremedim diyen gençlerimizin, arkadaşlarımızın büyük bir kısmı, çok büyük bir bölümünün bu sefer atanacağını düşünüyorum.
Sadece benim bu üç yılım doluyor, üç yıllık dönemde 143 bin 774 öğretmen ataması yapıldı.

Toplam öğretmen ihtiyacımız 95 bin 624
"Şu anda 95 bin yalnız, onu söyleyeyim; bizim şu andaki ortalamalarımızla öğretmen açığımız 95 bin. Bizim 2003 yılından bu yana, daha önce hiç yapılmıyordu bu, 2 bin 500'ün üzerinde engelli öğretmen ataması yaptık, bunun da yarısı bu dönemde, yine benim dönemimde atanan bin 512. Ama 12 yıl boyunca atanan 2 bin 500'ün üzerinde, daha doğrusu bu son 5 yılın şeyiydi, ondan önce yoktu engelli öğretmen ataması. Geçen yıl atadığımız da 51bin 74. Toplam öğretmen ihtiyacımız da 95 bin 624."

Bizim şu anda öğretmen doluluk oranımız aşağı yukarı bütün bölgelerde yüzde 90 civarında
"Genellikle öğretmen açığımızla ilgili olarak işte Doğu'da, Güneydoğu'da çok ciddi açık olduğundan söz edilir. Bu atamalar aynı zamanda çok nitelikli bir dağılım gösteriyor. Yani bizim şu anda öğretmen doluluk oranımız aşağı yukarı bütün bölgelerde yüzde 90 civarında. Mesela Akdeniz'de yüzde 90, Doğu Anadolu'da 95, Doğu Anadolu bakın, Ege 92, Güneydoğu 92, İç Anadolu 94, Karadeniz 89, Marmara 81. Genel toplam da yüzde 90,75 doluluk oranımız."

Biz son atamamızın yüzde 70'ini Doğu'ya ve Güneydoğu'ya yaptık
"Biz son atamamızın yüzde 70'ini Doğu'ya ve Güneydoğu'ya yaptık ve medyada da zaman zaman böyle endişeler dile getirildi, bu şartlar altında oraya atananlar gitmezler etmezler diye. Hayır, bölgeye atanan 29 bin öğretmenimizin veya işte yüzde 70'i öğretmenlerimizin ne kadar meşru mazeret sebebi, ya askerlik sorunu ya sağlık sorunu sebebiyle gitmeyen öğretmen sayısı kaç biliyor musunuz? 40. Dolayısıyla ben bütün o genç öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum. Gerçek bir vatanseverlik örneği sergilediler ve görevlerinin başına gittiler, görevlerini de şanla şerefle yapıyorlar, hepsine buradan ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum."

Bir danışman öğretmen nezaretinde bütün sömestr boyunca derse girecekler
"Önümüzdeki Şubat atamasının bir özelliği şu: Şubatta atanacak olanlar diyelim 1 Mart itibariyle göreve başlayacak, yani 1 Mart'tan itibaren öğretmen adayı olarak maaşlarını almaya başlayacaklar. Fakat biz bunları hemen atandıkları illere göndermeyeceğiz. Diyelim ki Kayseri'ye atandı, Van'a atandı, Ağrı'ya atandı. Bu 1 Mart'ta göreve yeni başlayacak olan öğretmen adaylarımız ikinci sömestrin sonuna kadar, yani Haziran'a kadar ya bulundukları ilde veya tercihe göre atandıkları ilde veya yine tercihe göre belki üniversiteyi okuduğu ilde, bunları da kendi tercihlerine göre modellemeye çalışıyoruz, bir danışman öğretmen nezaretinde bütün sömestr boyunca derse girecekler.

Oryantasyon eğitiminden geçecekler. Yani branşı her ne olursa olsun, diyelim bir sınıf öğretmeni ortaokul fen bilgisi dersine de bir öğretmeni, kıdemli öğretmenin, tecrübeli öğretmenin dersini izlemek üzere gidecek, lisede bir matematik öğretmeninin dersine. Bu kıdemli öğretmenlerimizi biz özel olarak belirleyeceğiz, belirliyoruz, şimdi onların çalışmalarını yapıyoruz. Yani hangi öğretmenlerimizin o kıdemli, deneyimli öğretmenlerimizin yanında bu genç öğretmenler öğretmenlik mesleğini hem daha çok severler, hem de daha çok mesleğin incelikleri konusunda bir ön eğitimden geçmiş olurlar. Bir de tabii bütün bu süreci takip edecek olan bir danışman öğretmen...

Sadece ders meselesi de değil, aynı zamanda il milli eğitim müdürünün yanında, ilçe milli eğitim müdürlerinin yanında, şube müdürlerinin yanında, yani Milli Eğitim camiası bürokrasisi nasıl çalışıyor, mevzuat bilgileri, işte 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu gibi mutlaka bilmeleri gereken, kendilerini doğrudan ilgilendiren mevzuat konusunda da iş üzerinde bu ön eğitimden geçirildikten sonra yazın, yaz tatiline geldiğimizde yazın da diğer mevcut öğretmenlerimizin devam ettiği planlanmış hizmet içi eğitim kurslarımız var zaten. Onlara da dahil olacaklar. Özellikle bölgeye atanacak olan öğretmenlerimiz de, yani bölge derken ana dili Türkçe olmayan çocuklarımızın yoğunlukta olduğu okullarda görev yapacak. Diyelim anadili Kürtçe olan çocuklarımıza öğretmen olarak gidecek öğretmenlerimize de temel kalıp cümleleri, en azından nasılsın, adın ne, karnın mı ağrıyor, annen, baban ne iş yapıyor, bugün niye geç geldin, ödevini yaptın mı gibi, yani bir öğretmenin çocuğuyla ilişki kurmasında işine yarayacak kalıp cümleleri öğrenecek kadar bir Kürtçe eğitiminden veya gittiği bölgenin diline göre, Zazaki de olabilir. Bunun için de zaten Şubat atamalarında inşallah bu dönem; Şubat ataması o bakımdan da işimize yarayacak.

Dolayısıyla, bu gerçekten devrimci bir dönüşümdür öğretmen oryantasyon programı. İnşallah hem mesleğe başlayacak öğretmenlerimiz için, hem onlara yol göstericilik, rehberlik yapacak olan kıdemli öğretmenlerimiz için, hem de tabi en başta çocuklarımız için çok olumlu bir süreç olacağını düşünüyorum."

Bir öğrencinin bize maliyeti okul türüne göre değişebilir
"Bir öğrencinin bize maliyeti okul türüne göre değişebilir, kademesine göre değişebilir, ama ortalama 3000-3500 lira civarında. Tabi bunu biz her yıl da artırmaya çalışıyoruz, yani diyelim öğrenci başına düşen öğretmen sayısı arttıkça öğrencinin maliyeti de artıyor, derslikteki öğrenci sayısı düştükçe maliyetler ona göre her yıl bunlar daha da yükselebilen maliyetler. Ama bugünkü ortalamalar üzerinden, biz 3000-3500 lira üzerinden özel okullara giden her öğrenci devlet okullarından bir yükü, bir sandalyeyi boşaltıyor, yani devletin sırtından bir yükü alıyor oraya gidiyor. Biz de dedik ki, madem veli çocuğunu özel okula göndererek devlette bir anlamda destek oluyor, o zaman devlet de ona destek olsun. Ve dolayısıyla, biz geçen yıl 167 bin 563 öğrenciye bu desteği verdik ve bununla birlikte ilk defa özel okula kayıt olan öğrenci sayısı 150 bini geçti."

Bu yıl 1 milyon 95 bin öğrenci özel okulda kayıtlı
Geçen yıl 778 bin öğrencimiz kayıtlıydı, bu yıl 1 milyon 95 bin öğrenci özel okulda kayıtlı. Biz de okul türlerine göre değişen oranlarda özel okula giden öğrencilerden ihtiyaç durumuna göre, yani her öğrenciye vermiyoruz, hali vakti yerinde olan, kendisi zaten onu karşılayabilecek durumda olan aileler zaten müracaat da etmiyorlar veya etseler bile ihtiyaç skalasında bir sıraya giriliyor, o sıraya göre bu teşvikler veriliyor.

Orada da ne oluyor? Ailenin gelir durumuna bakılıyor, kaç çocuk okuyor, hangi kademede okuyor, ağabey-kardeş bunlar ne durumda, işte ev kendisinin mi? Yani geçim standartlarına göre daha düşük gelir durumunda olanlar öncelikli olarak bu teşvikten yararlanıyor. Bir de tabi başarı durumu, puan durumu, onları da hesaba katıyoruz.

Bunlar bir yıl için verilmiyor, yani bu yıl diyelim lise 1'de veya ortaokul birinci sınıfta bir özel okula giderek bu teşvikten yararlanan öğrenci o kademeyi bitirinceye kadar 4 yılı boyunca bunu almaya devam ediyor. Dolayısıyla, şu anda geçen yıl verdiklerimizle birlikte 350 binin üzerinde öğrenci bundan yararlanıyor, seneye buna diyelim 150 bin daha eklenecek. Bu devam edecek, yani bu 3 yıllık, 5 yıllık bir program olarak düşünülmedi, bu devam edecek.

Şimdi işin esası şu: Puanlar nerede sıraya diziliyor? Diyelim A lisesinde...

Ha, bir de okulları da biz tasnif ettik, yani teşvikten yararlanabilecek okullar da ayrıca belirlendi, belli standartlara sahip olan okullar bu şeyden yararlanıyor.
Şimdi A lisesi çok rağbet gören bir lise diyelim, oraya 100 çocuk müracaat ediyor teşvik almak için, ama okulun teşvik kontenjanı 30. Puan sıralamasına diziliyor ve en yukarından başlayarak 30'da bir çizgi çekiliyoruz, orada 30'uncu çocuğun puanı diyelim, rakamları atarak söylüyorum, 400, oraya 400'le girdi, bir sonraki 399 puanı olan çocuk oraya girmedi A okulunda. Buna mukabil, A okulu kadar tanınmamış, onun kadar belki rağbet görmeyen, onun kadar veliler açısından cazip olmayan bir B özel okulu var, oranın da diyelim aynı şekilde 100 kişi müracaat ediyor ama, veliler hangi okulun kaç puanla aldığını aşağı yukarı bildikleri için bu tercihleri yaparken yüksek puanlılar yüksek puanlı okullara, daha düşük puanlılar da daha düşük puanla alan okullara, orada da 30 öğrenci diyelim 300 puanla girdi. Şimdi onun puanı o okulun sıralamasında 300 olarak bir işe yaradı, buradaki 399 puan bu okulun sıralamasında bir işe yaramadı. Yani okuldan okula bu rakamlar değişiyor.
Şunu demek istiyorum: A okuluna giden öğrencilerin içinde son giren öğrenciden daha düşük puanlı bir öğrenci müracaat ettiği halde dışarıda kalmış olamaz. B okuluna gitseydi o puanla belki oradan girecekti. Ama A okulunda puanlar orada sabitlendi, dolayısıyla...

Hafta sonlarında 112 bin öğretmenimiz ders verdi
"Bizim ortaokul ve lise olarak 23 bin 314 okulumuz var, 24 bin okulumuz var Türkiye genelinde, bunlardan 22 bin 272'sinde, yani yüzde 95'inde biz bu takviye kurslarını açtık, hafta sonlarında öğrencilerimiz istedikleri öğretmenden takviye kursu almak üzere bu kurslara müracaat ediyorlar.

Bu kurslar tamamen ücretsizdir, velilerden 5 kuruş para alınmamaktadır, alınmayacaktır, alanlar hakkında da işlem yapılır. Bunlar ücretsiz kurslardır, dileyen her öğrenci bu kurslardan yararlanabilir ve yararlanıyor.

Geçen yıl bu kurslarda 112 bin öğretmenimiz ders verdi hafta sonlarında, üstelik çok düşük, yani nispeten düşük bir ders saati şeyi olmasına rağmen bu yıl 250 bin öğretmenimiz bu işe müracaat etti.
Şimdi e-kurs modeli açtık biz e-okulda, orada bu kurslarda görev almak isteyen öğretmenlerimiz müracaat ediyorlar, kurs almak isteyen öğrencilerimiz müracaat ediyorlar, okulların kapasiteleri, bizim okulumuzda şu kurslar açılıyor diye derslik ilan ediliyor, sonra biz bunları buluşturuyoruz e-kurs üzerinden. Yani öğrenci öğretmen seçme şansına sahip e-kurs modeli üzerinden. Duydu ki Ahmet Bey matematiği çok iyi öğretiyormuş, Ahmet Beyin sınıfını seçebiliyor o e-kurs üzerinden."

4 Milyon 12 bin öğrencimiz takviye kurslarına müracaat etti
"Şimdi rağbet var mı, yok mu? Geçen sene 2 milyon 600 bin öğrencimiz pilot uygulama başlamıştık üstelik, bu yıl bugün saat 16:00 itibarıyla aldığım rakamı söylüyorum, 4 milyon 12 bin öğrencimiz takviye kurslarına müracaat etti, 4 milyon 12 bin.

Yani bütün dershane süreçlerinde, dershanelerin o ortalığı kasıp kavurduğu zamanlarda ulaşılamayan... Bir de orada şunu da söylemem lazım: Ulaşılamayan derken, iki tip rakam vardır dershane rakamlarında. Bir; 1,5 milyondur aslında maksimum dershanelerin topladığı öğrenci, ama bu yasal kayıtlı öğrenci. Bir de yasa dışı kaydedilmiş, yani vergi kaçıran filan rakamlarla 4 milyonu bulduğu söyleniyordu. Şimdi bu bitti, bu çocuklar şimdi 5 kuruş ödemeden istedikleri öğretmenden seçerek 4 milyon 12 bin öğrencimiz takviye kurslarından yararlanıyor."

Takviye kursları kesinlikle ücretsizdir
"Bir kere daha söylüyorum, takviye kursları kesinlikle ücretsizdir, hiçbir ad altında bu kurslar için para talep edilmez. Şimdi ben bunu söylüyorum, mesela deniyor ki bazı yerlerde, bu kurslarda da kullanmak üzere yardımcı ders kitabı alacaksınız. Şimdi bu dersi kitabı meselesi, yardımcı ders kitabı meselesi de çok önemli bir soygun alanıdır. Yani işini düzgün yapan yayıncıları tenzih ederek söylüyorum. Ama burada bir mekanizma var, vardı, büyük ölçüde kırıldı, ama devam eden kısmı var. Bandrolsüz, yani Kültür Bakanlığından, yani vergisiz, yani sattığının vergisini ödemeden karaborsa yayıncılık yapan bir grup var, bunun kim olduğunu herkes biliyor bu grubun ne yaptığını. Şimdi bunlar okullarımızda yardımcı ders kitabı alınmayacak diye hem sene sonunda, hem sene başında biz genelgelerimizi yayınladık, uyardık bütün kurumlarımızı, okullarımızı, idarelerimizi, öğretmenlerimizi. Buna rağmen pek çok okulumuzda hala öğretmenlerimizi yardımcı ders kitabı almaya mecbur edecek şeyler yapılıyor ve velilerimizi"

EBA, dünyanın en büyük eğitim portalıdır
Bizim EBA diye bir platformumuz var. EBA, dünyanın en büyük eğitim portalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın kurduğu portaldır. Burada 150 binin üzerinde kaynak yardımcı eğitim malzemesi var. Yardımcı ders kitabı var, testler var, ödev örnekler var, binlerce, 20 binin üzerinde örnek test var. Her konuda, hangi alanda olursa olsun, hangi ders olursa olsun bütün derslerin örnek uygulamaları var. Yani siz fizik dersinde öğretmeninizin anlattığı elektrik devrelerini anlamadıysanız EBA'ya girdiğiniz zaman size elektrik devrelerini anlatan en az 2-3 tane, en az bakın söylüyorum, atarak söylüyorum şimdi, ama en az 3 tane, 4 tane, 5 tane, bazısında 25 tane ders var. Dersi kaçırdınız, öğretmeniniz anlattı anlamadınız, o gün okula gitmemiştiniz, EBA'ya girin o konuda arama motorunuz...
Video çekimli öğretmenlerimiz, ya öğretmenimiz kendisi gönüllü olarak çekmiş oraya yüklüyor veya bizim yaptığımız çekimler var, ders çekimleri var. Bir öğretmenin anlattığından anlamıyorsan ötekini dinle, onu anlamıyorsan ötekinden.

Hiçbir şekilde yardımcı ders malzemesi adı altında bir ihtiyaç söz konusu yok, burada hepsi var ve ücretsiz. EBA'daki bütün yardımcı ders materyali, bu videolar, testler, ödev örnekleri...
Hepsi kullanımda, 150 binin üzerinde dediğim gibi yardımcı ders materyali var, dergiler var, kitaplar var. Ve zaman mevhumu yok 24 saat açık, mekân mevhumu yok, belediye otobüsünde giderken cep telefonundan bile girebilirsin, oradan izleyebilirsin dersini, ödevini yapabilirsin, test yapabilirsin ve bunların hepsi bedava."

Şu anda pansiyonlarımızda 295 bin öğrenci var
"295 bin öğrenci var şu anda pansiyonlarımızda, yani bu az bir hizmet değil. Bir de burslu öğrencilerimiz var. İşte bütün bu e-pansiyona girdikleri zaman, e-okulda e-pansiyon, o kurslarla ilgili takviye kursları e-kursta, buna e-kurs'tan giriyorlar. E-pansiyona girdiğiniz zaman da, çocuğunuz hangi pansiyonda kalıyorsa onun o günkü bütün faaliyetlerini, yediğini-içtiğini, sağlığını, her şeyi oradan takip etme imkânınız var. Ayrıca pansiyonlarımızın, şimdi onun örnekleri de var burada, vaktinizi almamak için göstermeyeyim. Standart bir bütçe programı geliştirdik, yani artık pansiyon yöneticisi nereye ne kadar para harcayayım, şuna şu kadar mı, buna bu kadar mı, öğrenci sayısını giriyor, diyelim benim pansiyonumda 250 öğrenci var, oraya 250 rakamını girdiği zaman, ona ne kadar pirinç alması gerektiğini, ne kadar yoğurt alması gerektiğini, kaç yatak, ne kadar çamaşırhane, ne kadar temizlik tozu, yani bir bütçe için gerekli bütün kalemleri biz onun önüne otomatik olarak koyuyoruz. Ve bu neyi getiriyor? Tasarruflu kullanımı, yani onu kontrol edebiliyoruz."

Şu ana kadar 1,5 milyon öğrencimize ve öğretmenimize tablet bilgisayar dağıttık
"FATİH Projesi bazılarının zannettiği gibi sadece bir tablet bilgisayar dağıtma projesi değil, o da var, içinde o da var, yani sadece bir donanım projesi, bir alet-edevat projesi değil. Evet biz çocuklarımıza tablet bilgisayar dağıttık, daha da dağıtacağız. Şu ana kadar 1,5 milyon öğrencimize ve öğretmenimize tablet bilgisayar dağıttık. 9. sınıflara dağıtıyoruz öncelikle. Ama önümüzdeki üç yıl içinde 10 milyon 600 bin çocuğumuza peyderpey üç yıl içerisinde yerli üretim oranı da yüksek tablet bilgisayar dağıtmaya devam edeceğiz.
300 binin üzerinde, 304 bin etkileşimli tahta kurduk. 1 milyon 437 bin 800 tablet bilgisayar dağıttık, 41 bin 996 çok fonksiyonlu network yazıcı, bu bütün sistemi ... bunu yaptık. 442 bin 912 uç sınıflarda internet erişimi ve bu internetler de geniş bant hızlı erişim internetler. Bunların kurulumları devam ediyor, inşallah bu yıl sonuna kadar 400 bini tamamlamış olacağız, 400 bin daha tamamlamış olacağız.

12 ilimizde 13 stüdyo kuruyoruz
Bu etkileşimli tahtalar ve bilgisayarların kullanımı, EBA'nın kullanımı, EBA sınıflarda da kullanılıyor. Şimdi bakın bununla ilgili olarak biz bir e-içerik geliştirme programını yürürlüğe koyduk. Bununla ilgili olarak iki ay önce Mersin'de 1000 öğretmenimizi etkileşimli tahtalarda ve bilgisayarlarda kullanılabilir malzeme üretme eğitiminden geçirdik, yani bunları kullanma ve üretim yapma, içerik üretme eğitiminden geçirdik. Şimdi 12 ilimizde ve bu EBA'daki 150 bin eğitim malzemesinin içerisinde öğretmenlerimizin gönüllü olarak ürettikleri eğitim malzemeleri bayağı bir yer tutuyor. Yani bir öğretmenimiz diyor ki elektrik devreleri öyle anlatılmaz böyle anlatılır, kendisi bir çekim yapmış. Amatör kamerayla, ama çok güzel.
Oraya yüklemiş, oradan diğer öğretmenler izliyor. Şimdi biz öğretmenlerimizin bu kabiliyetini, bu potansiyelini görünce dedik ki; o zaman biz onlara daha iyi imkânlar sağlayalım, daha profesyonel koşullarda üretim yapsınlar, 12 ilimizde 13 stüdyo kuruyoruz. Öğretmenlerimize içerik üretme tekniklerini öğretecek ve onlara... Bugün Kıbrıs Milli Eğitim Bakanı geldi, ona anlatınca dedi ki; bir tane de biz istiyoruz dedi. İnşallah Kıbrıs'a da bir stüdyo kuracağız, Kıbrıs milli eğitimine de böylece bir içerik merkezi kazandırmış olacağız.

392 bin öğretmenimizi eğitimden geçirdik
FATİH Projesinde bugüne kadar bu etkileşimli tahta ve bilgisayar kullanımıyla ilgili, sadece derste nasıl yapılacağını eğitimden geçmiş, 392 bin öğretmenimizi eğitimden geçirdik, 392 bin, bu yıl da 175 bin inşallah.
banner182
Son Güncelleme: 15.10.2015 09:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol