banner374
10 Kasım 2014 Pazartesi 23:37
Başarının Sırrı Kaliteli Öğretmende
 Grigoriy Petrov’un ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’ Finlandiya son yılların en popüler ülkelerinden biri durumunda. Bu popülerlik ne futbol, ne ekonomi, ne turizm ne de bunlara benzer bir sebepten. Tamamen Finlandiya’nın tüm dünyaca bilinen ve eğitim alanındaki en önemli ölçme ve değerlendirme göstergelerinden biri olan PISA vb. gibi sınavlarda Finli çocukların elde ettikleri başarılar ve listenin en üstünde yer almalarından kaynaklanıyor.
Ancak, Petrow’un kitabında aktardığı gibi, bataklıklar içinde yer alan, doğal madenlerden yoksun küçük bir ülkenin nasıl ayağa kalktığı, kusursuz bir ekonomik, siyasal ve kültürel düzene kavuştuğu bir ülkenin, bugün bu listenin sürekli en üstünde olması acaba bu ülkenin gerçekten bir dünya lideri olduğunu gösteriyor mu? Eğitimden başka hangi alanda böyle bir liderlik durumu var? Türkiye de dahil, tüm dünyanın kendilerine örnek model almak için yarıştıkları kadar önemli bir eğitim sistemleri var mı?

Alanyazın incelendiğinde Finlandiya’nın çok fazla eleştirel bir yaklaşımla incelenmediği, çıkan tüm yazılarda eğitim sistemlerinin ve öğretmen yetiştirme modellerinin mükemmelliğinden bahsediliyor. Yine bu konuda yapılan araştırmalarda Finlandiya’nın eğitim gurusu diye adlandırılan ve en önemli eğitimcilerinden biri olan Pasi Sahlberg ön plana çıkıyor.

Peki, gerçekten çok önemli bir olay mı eğitim sisteminin mükemmel olması? Gerçekten tüm ülkelerin bu kadar mükemmel bir eğitim sistemine sahip olabilmesi mümkün mü? Ya da olmalı mı? O zaman, neden bir Amerika, eğitim sistemi olarak Finlandiya’nın gerisinde olmasına rağmen dünyanın bir numaralı ülkesi durumunda? Tüm dünya ekonomileri Amerika’da olan bir sarsıntıdan etkileniyor. Bunun yanında, neden Çin, Singapur, Kore gibi uzakdoğu ülkelerinde de eğitime yönelik yatırımlar ve yaklaşımlar arttıkça başarı düzeyleri de Finlandiya’nın üstüne çıkmış gibi görünüyor?

Uluslararası öğrenci değerlendirme programı (PISA), dünyada uygulanan eğitim sistemlerini araştırıyor, öğrencilerin okumayla sahip oldukları yeterlilikleri ne derece hayata geçirdiklerini, matematik ve fen bilimleri konusundaki bilgi ve becerilerini ve bunları günlük hayatlarında nasıl ve ne kadar kullanabildiklerini ölçüyor. Bu ölçüm dünyada 2000 yılından beri kullanılıyor ve Finlandiya her zaman en başarılı ülke sonucunu alıyor.

Başarının sırrı kaliteli öğretmende
Finlandiya’daki eğitim sistemini incelediğimizde, bu başarının birçok nedeni olduğunu görüyoruz. Finlandiya’daki okulların müfredatı “yaparak öğrenme” prensibiyle eğitim ve öğretim veriyor. Ülkedeki zorunlu eğitim süresi, ekonomik koşullar, uygulanan öğrenci aktiviteleri, sınıf düzeni ve en önemlisi öğretmenlerin sahip olduğu nitelikler, Finlandiya’yı dünyanın en başarılı ve donanımlı öğrencilerini yetiştiren ülke konumuna ulaştırıyor.

Eğitimde kazandıkları bu başarı, Finlandiya’nın kültürel başarısı olarak da gösterilebilir. Çünkü Finlandiya, başarısının sırrını “kaliteli öğretmenler yetiştirmeye” bağlıyor. Ülkede öğretmenlik çok prestijli ve kutsal bir meslektir, üstelik öğretmen olmak hiç de kolay değil. Ayrıca öğretmenlere sunulan yaşam standartları ve olanaklar onlara verilen değerin en açık göstergesi.

‘Finlandiya Dersleri: Finlandiya’daki Eğitimsel Değişimden Dünya Neler Öğrenebilir?’ adlı kitabıyla, 2013 yılı kitap yazarı ödülü kazanan Pasi Sahlberg’e göre, Finlandiya’daki okullarda çocukların akademik başarılarından ziyade onların güvenli ortamlarda, sağlıklı ve mutlu bir şekilde bulunmaları daha önemli.

Finlandiya’daki okulların bir başka önemli yönü, özellikle ilkokulun ilk yıllarında çocukların sağlık ve mutluluklarının sistematik olarak takip edilmesi. Birçok ülkede standart test baskısı üst düzeyde olmasına rağmen, Finlandiya’daki okullar çocukların rekabet, başarısızlık ya da performans konusunda endişelenmelerine gerek olmayan yerler.

Finlandiya eğitim sisteminin “dünyanın başka hiç bir yerine transfer edilemeyeceğini” çok açık bir şekilde belirtmek gerekiyor. Finlandiya eğitim sisteminin başarısını destekleyen birçok yönü var ve bunlar Finlandiya’nın çok derin kökleri olan, yerleşmiş kültürüne ve değerlerine bağlıdır. Örneğin, kişi ve kurumlara yüksek düzeyde güven, toplum ve yaşamda eşitlik, adalet arayışı, toplum yararı için vergi ödemeye istekli olma, Finlandiya’nın başka hiçbir ülkede ya da yerde olmayan özelliklerinden bazıları.

Tüm bunlara karşın, Fin toplumunda yaşanan yapısal değişiklikler ve sosyal problemler, Finlandiya’nın eğitim alanındaki başarısıyla tam bir tezatlık gösteriyor. Finlandiya’da toplumsal yapının bozulmasına neden olan temel nedenin “aile yapısındaki bozulmalar” ve bunu tetikleyen etkenlerden kaynaklandığı düşünülüyor.

Aile yapısının bozulmasının nedenlerinden biri “ebeveynlerin çocuklarına yeterince zaman ayırmaması” olarak görülüyor. Finlandiya’daki aile yaşamında çocuk ve aile arasındaki ilişkiler, önceki yıllara göre değişiklikler gösteriyor. Çocuklar anneyle daha sıkı ilişkiye sahipken, babayla daha mesafeliler. Bu nedenle, çocuklar ailelerinden bağımsız zaman geçirmek ve aile üyeleri dışındaki sorumlularla muhatap olmak zorunda kalıyor.

Aile içi şiddet yaygın
Ülkede internet kullanımı oldukça yaygın ve Finli çocuklar, “zamanlarının büyük çoğunluğunu internet üzerinde tüketiyor”. Bu durum, çocukların asosyal ve içine kapanık olmasına sebep oluyor ve onların ruh halinde ve davranışlarında olumsuz değişikliklere yol açıyor.

Üzerinde durulması gereken bir konu da, çocukların şiddeti yalnızca internet yoluyla öğrenmediği gerçeğidir. Finlandiya’da eğitim ve öğretim seviyesi oldukça yüksek olmasına rağmen, “aile içi şiddet” oldukça yaygın.

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın araştırmasına göre Finli kadınların yüzde 47’si şiddete maruz kalıyor ve bu oran Avrupa Birliği ülke ortalamasının (yüzde 33) üstünde. Buna bağlı olarak Finlandiya’da çocuklar da evde, okulda şiddete maruz kalıyor. 

Şiddetin en büyük nedeninin “madde bağımlılığı” olduğu düşünülüyordu. Ancak ülkenin içki satışları ve reklamlara yönelik uyguladığı yasal düzenlemeler sonrasında asıl sorunun madde bağımlılığı olmadığı görüldü. Devam eden araştırmalar, şiddete sebebiyet veren bir diğer etmeni “işsizlik” olarak gördü.

1990’lı yıllara kadar uygulanan politikalar ülkedeki yoksulluk oranını azaltmış olmasına rağmen, bu tarihten sonra arttığı gözleniyor. 2014 yılı verilerine göre işsizlik oranı yüzde 7.4 olarak açıklandı. Finlandiya “nüfusunun belli bir oranı yoksulluk sınırı altında yaşıyor” ve devlet yardımıyla geçiniyorlar.

2010 yılı verilerine göre Finlandiya’da 7 bin 877 kişi evsiz, 349 aile olarak evsiz yaşıyor. 1987 yılında 17 bin olan evsizlerin sayısı 2010 yılında 8 bin civarına düştü. Ancak tamamen bu sorun çözülemedi. Bu nedenle, “evlilik oranı ülke genelinde oldukça düşük” ve insanlar beraber yaşamayı daha çok tercih ediyorlar. “Boşanma oranı oldukça yüksek”.

2012 yılı verilerine göre 28 bin 878 evlenme, 13 bin 40 boşanma olayı gerçekleşti. Dünyada boşanma oranının en yüksek olduğu ülke Finlandiya olduğu söylenebilir. Ülkede yalnız yaşamak oldukça alışılagelmiş bir durum. Ayrıca ülkede “alkol kullanımı da oldukça yaygın”. Her yıl ortalama 3 bin kişi alkol ve bağlı nedenler yüzünden ölüyor. Bu oran trafik kazasından ölenlerin sayısından 10 kat daha fazla.

Yukarıdaki verilere bakıldığında mükemmel derecede işleyen eğitim sistemine rağmen Finlandiya’da toplumsal bir çöküş yaşandığı söylenebilir. Bu nedenle Finlandiya hükümeti, küreselleşen dünyada ülkelerin ve medeniyetlerin devamlılığını sağlayan, onları geleceğe taşıyan en önemli özelliğin toplumsal refah olduğunun farkına vardı ve bu yönde çalışmalar başlattı.

2012 PISA sonuçları düştü
Yaklaşık 40 yıl önce uygulamaya konulan eğitim reformunun ardından Finlandiya uzun bir süredir dünyada eğitimin en iyi olduğu ülke olarak tanımlanıyordu. Adeta eğitimin lideri haline gelmiş Finlandiya’nın 2012 Aralık ayında yayımlanan PISA değerlendirmelerinde üç anadalın toplam ortalamasında ilk 10’un altına düşmüş olması büyük şaşkınlık yarattı. Peki neden Finlandiya’nın PISA notu bu kadar düştü? Bu soruyu çeşitli açılardan değerlendirebiliriz.

1- Finlandiya eğitim sisteminin birçok uygulaması çok başarılı oldu. 2000, 2003, 2006 yıllarında üst üste alınan PISA birinciliğinin arkasından tüm dünyada eğitimcilerin aşırı ilgisiyle karşılaşan Fin eğitim sistemi, sonraki süreç içerisinde “kendi okul sistemleri üzerinde çalışmaya odaklanmak yerine bu özgün sistemi başkalarına anlatmaya odaklandılar”. Bu kazanılan yüksek başarı Fin eğitim sisteminin, Finli öğretmenlerin ve hatta öğrencilerin biraz rahatlamasına, dikkatlerinin dağılmasına neden olmuş olabilir.

2- Rekabete dayalı olmayan Fin eğitim sisteminin büyük “başarısı”, dünyadaki eğitim sistemlerinin en azından bir kısmını etkileyerek dönüştürmeyi başardı. Bu etkilenmeden kaynaklı olarak, Fin eğitiminin temel prensipleri olan daha esnek bir müfredat çerçevesiyle okullara ve öğretmenlere özerklik tanıyan eğitim anlayışını uygulayan Estonya, Polonya ve Portekiz gibi Avrupa ülkeleri de PISA değerlendirmelerinde başarılı oldular. Asya’da ise üç kıtadan birçok etnik grubu bünyesinde barındıran Singapur ve Japonya, Fin eğitim sisteminden ilham alan Asya ülkelerinden oldular. Daha iyi bir eğitimin, standardize testler yerine, öğrenme ve okul yaşamını sabote etmeyen nitelikli, konuya ve kişiye özel değerlendirme kriterleriyle sağlandığı herkesçe anlaşılır oldu. 

3- Bunların yanında Finlandiya’nın başarı düzeyinde çok önemli bir değişme olmadı. PISA’nın üç anadal ortalamasında Finlandiya yine Avrupa’nın en iyilerinden biri durumunda. Finli öğrencilerin test sonuçlarına baktığımızda hemen hemen 2009’daki PISA testleriyle aynı sonuçları almış oldukları görülüyor. Ancak PISA sonuçları çan eğrisi prensibine göre açıklanıyor ve bu durumda daha yüksek sonuçlar elde eden Çin, Singapur, Kore gibi ülkelerin yanında Finlandiya’nın sadece yerinde saymış olması grafiğe gerileme şeklinde yansıyor.

4- Fin kültürünün, dolayısıyla Fin eğitim sisteminin en ilginç yanlarından biri de “rekabete önem vermeyen bir değer sistemine sahip olması”. Oysa PISA testlerinin, uluslararası bir eğitim değerlendirme sistemi olarak varlığı yeni bir rekabet alanının kapılarını açmış durumda. 
PISA testleri eğitim anlayışımıza dair birçok şeyi değiştirdi. En önemlisi nitelikli eğitimin, sadece eğitime ayrılan büyük bütçelerle ilgili olmadığı, çok daha mütevazi bütçelerle eğitimde yaratıcı uygulamaların mümkün olduğu ve yapılan yeniliklerin sonuçlarının bir sonraki PISA testinde görülebilecek kadar çabuk alınabildiği görüldü. Bu bakış açısıyla birçok ülke kendi eğitim sistemine yeni bir yön veriyor.

Ancak, tıpkı Finlandiya örneğinde olduğu gibi, PISA’nın başarısı PISA’nın kendisine çelme takıyor. 10 yıl önce, hiç bilmedikleri bir sınav sistemiyle karşı karşıya kalan öğrencilerin aldığı sonuçları, onların matematik, bilim ve okur yazarlık adına kazandıkları becerileri ne kadar uygulayabildiklerinin bir göstergesi olarak kabul edebilirsiniz. Ancak, işin içine çocukları PISA testlerine, PISA testlerine benzer sorularla hazırlayan eğitim kurumları girdiğinde bu sistemin gerçek başarısı olarak değerlendirilebilecek mi?

5- Kısa okul saatlerinin, bol spor, sanat ve müziğin, açık havada geçen uzun saatlerin, öğrenci mutluluğunun, bireysellik ve demokrasinin Fin eğitim sisteminin vazgeçilmezleri olduğu da biliniyor. Bu kriterlerin henüz herhangi bir teste tabii tutulmamış olduğunu unutmamak gerekir.  Bu kriterler test edilebilir mi? O da ayrı bir tartışma konusu olabilir.

6- Bütün bunlara rağmen, 2012 PISA sonuçlarının Finlandiya’da da hayal kırıklığı yarattığı söylenebilir. Bu sonuçların nedenleri üzerine tartışmalar başlamış durumda. Eğitim sistemleri ile ilgili yeni bir düzenleme olup olmayacağı ya da ne tür değişiklikler yapılacağı zamanla görülecek. Ancak en çok tartışılan nedenlerden biri, tüm kuzey ülkelerini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilemiş olan “ekonomik durgunluk, işsizlik ve bunun sosyal sonuçlarının eğitim hayatına da yansımış olması” olarak değerlendiriliyor.

Bunların yanında, bir yandan ekonomi odaklı değerlendirme sistemi eleştirilmekle birlikte, PISA hala eğitim alanında yapılan en kapsamlı çalışmalardan birisi ve bizlere yorumlamamız, üzerinde düşünmemiz için birçok veri sunuyor. PISA 2012’nin verilerinden biri şu: 
Öğrenciler okulda ne kadar mutlu?

En şaşırtıcı verilerden biri, eğitim efsanesi Finlandiya’nın sondan altıncı olması ve üç anadal ortalamasında PISA’nın en kötüsü Endonezya, öğrencilerin okulda en mutlu olduğu ülke ve en iyilerden Güney Kore’nin en mutsuz öğrencilerin ülkesi olması. Almanya, Amerika, İtalya gibi ülkeler de OECD ortalamasının çok altında sıralamanın sonlarında yer alıyor.

Peki, diğer Uzak Doğu ülkelerindeki durum ne? Tüm zorlu ve rekabetçi yapısına rağmen “yüksek motivasyon” nedeniyle Çin listenin orta ve üst sıralarına dağılmış durumda. Uluslararası bir rebaket ortamı olan, yine ekonominin çok kültürlü bir eğitim sistemiyle özdeşleştiği Singapur, Uzak Doğu’nun en mutlu öğrencilerinin ülkesi.

Bir başka Uzak Doğu ülkesi Japonya ise, öğrencilerin okula dair algısını değiştirmek amaçlı programları ve müfredatı 21’inci yüzyıl gençliğinin ihtiyaçlarına göre düzenleme çalışmalarıyla öğrencisini “mutlu” etmiş görünüyor.

Eğitimin ekonomik ve toplumsal eşitlenmenin tek aracı olmadığı, iyi bir eğitimin toplumsal hayatta beklenmedik sıçramalar yaratmadığı refah ülkelerinde yaşayan öğrencilerin Çinli öğrencilerin motivasyonunu paylaşmayacağı çok açık.

Nitekim, birbirine çok yakın coğrafyadaki Çin, Güney Kore, Japonya gibi üç ülkeyi, gelişmekte olan, artık gelişmiş ülkeler ligine çıkmış ve çok gelişmiş ama ekonomik durgunlukla baş etmeye çalışan ülkeler olarak kıyaslayacak olursak, öğrenci/eğitim politikası yaklaşımlarındaki farklılıklar da böylece anlamlı olacak.

Artık eğitim denince üzerinde çalışılması gereken başka değişkenler de var. Öğrencinin okulda ne kadar mutlu olduğu, öğrenim sürecinin onu ne kadar tatmin ettiği gibi. Öğrencilerin okulda mutluluğuyla ilgili sıralamada Türkiye 33’üncü sırada yer alıyor. Aslında bunun için istatistiki verilere ve bilgilere ihtiyaç yok. Çevremize dönüp bakmak yeterli. 

Tüm ülkelerin eğitim sistemleri için, köklü değişiklik ve yenilik arayışları yüzyıllardır eğitimin önemi nedeniyle her ülke için birinci sırada yer almışsa da, birkaç ülke hariç bunun başarılabildiği söylenemez. Ülkelerin eğitim sistemi sorunlarına rağmen “nitelikli” olarak yetişmiş insanlar, zaten iyi oldukları için sisteme rağmen “iyi” olmuşlardır.

Sevinç ATABAY - Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Müdürü

Kaynaklar
- Grigoriy Petrov, (2007), Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Koridor Yayıncılık 72, İstanbul (Rusçadan Çeviren: Sübhane Mirzayeva)
- Handan Saatçıoğlu,  Dünyanın en iyi eğitim sistemine ne oldu? KAYNAK: http://egitimpedia.com/egitim-2/finlandiyanin-pisa-notu-neden-dustu) 8 Ocak 2014 
- Nil Kuşçu, http://blog.tedmem.org/blog/2013/06/25/finlandiyanin_toplumsal_cokusu.html
- Handan Saatçıoğlu, Dünyanın en zeki çocukları Çinli mi? KAYNAK:http://egitimpedia.com/egitim-2/dunyanin-en-zeki-cocuklari-cinli-mi) 18 Aralık 2013 
- Statistics Finland’s (2013), http://www.stat.fi/til/ssaaty/2012/ssaaty_2012_2013-04-19_tie_001_en.html
- Finland is EU’s second most violent country for women (2014) http://yle.fi/uutiset/finland_is_eus_second_most_violent_country_for_women/7120601
- Finland Unemployment Rate (2014) http://www.tradingeconomics.com/finland/unemployment-rate
- Statistics about Finnish homelessness http://www.housingfirst.fi/en/housing_first/homelessness_in_finland/statistics
- National Institute for Health and Welfare http://yle.fi/uutiset/special_researcher_proposes_measures_to_reduce_cross-gulf_booze_running/6749509
banner182
Son Güncelleme: 10.11.2014 23:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Mesut Cenan Konal 2 yıl önce

ve bu kaliteyi algılayabilen/kalitenin kıymetini bilebilen öğrencilerde... (diye devam ettirilesi bir öneri)

Avatar
daha çok spor ve oyun 2 yıl önce

7 saat ders nedir ya. bir öğretmen olarak yedinci derste bitmiş oluyorum. ben verimli olamazken öğrencinin verimli olmasını nasıl beklerim. çocuklar bıkmış durumda...

Avatar
ağaçkaKAN 2 yıl önce

haftalik ders saatleri acilen orta okulda 30,lisede ise 35'e düşürülmeli...

Avatar
öğretmen 2 yıl önce

öyleyse fen lisesindeki öğretmeni meslek lisesinde görevlendirin sorun çözülsün. hala öğrenci merkezli eğitimi anlamayanlar var. öğrenmenin sorumluluğu öğrencide olmalı. gelişmiş ülkelerde öğrencilere sorumluluk yükleniyor, bizde hala 3.dünya ülkesi mantığıyla herşeyden öğretmen sorumlu.

Avatar
öğretmen 2 yıl önce

din kültürü ders saatleri arttırılmalı başarı yakalanır

Avatar
yancı öğretmende ne verimi olucak 2 yıl önce

6 derslik yan alanla branş dersine gir. hikaye işte