banner374
09 Temmuz 2016 Cumartesi 12:56
Bazı Ülkelerin Öğretmenlik Öğretimi Program Örnekleri
 Öğretmenlik mesleği ve öğretmen niteliği Türkiye gibi pek çok ülkede sıkça gündeme gelen bir konu olmuştur. Bu da öğretmenlik mesleğine hazırlayıcı öğretim programlarının niteliğini ve bu programların önemini ortaya koymaktadır. Farklı ülkelerde ve toplumlarda öğretmenlik programları ile ilgili farklı öğretim sistemleri uygulanmaktadır. Öğretmenliğin öğretim programları kapsamında üniversitelerin kabul koşulları, alınan eğitimin niteliği, değerlendirilme sistemleri ile istihdam koşulları her ülkede farklılıklar göstermektedir.

64 Ve 65.Hükümetin programlarının eğitime ilişkin bölümlerinde öğretmen akademisi adı altında yeni bir öğretmenlik program türünün açılacağından söz edilmektedir. Bu program türünün gerekli mi yoksa gereksi mi olduğu tartışmasına girmeden önce Dünya’da ve ülkemizde öğretmenlik için uygulanan öğretim programlarının nasıl olduğuna bakmak gerekmektedir. Bu bağlamda Türkiye ile birlikte 11 ülke örneği ele alınmıştır. Bu yazıda ülke örnekleri, öğretmen akademisi ve sözleşmeli öğretmenliğe ilişkin değerlendirme yer almaktadır.


ABD’de Öğretmenlik Öğretimi

ABD’de öğretmenlik yapabilmek için gerekli koşullar eyaletten eyalete değişmektedir. Eğitimde her düzeyde öğretmenlik yapabilmek için en az dört yıllık lisans eğitimi yapma zorunluluğu vardır. Eyaletlerin birçoğun da ise okul müdürü olabilmek için yüksek lisans veya doktora derecesi gerekmektedir. Yine birçok eyalette öğretmenlikten emekli olma hakkını elde etmek için yüksek lisans derecesi istenmektedir.

İlk ve orta öğretimde öğretmenlik yapabilmek için ülkede hem lisans hem de lisansüstü eğitim alma imkanı vardır. Lisans düzeyindeki programlar genellikle öğrencileri üniversitedeki 3. yılından itibaren öğretim programlarına kabul etmekte, bu programdan mezun olan öğrenciler eğitimde lisans diploması ile öğretmenlik sertifikaları almaya hak kazanmaktadırlar. Ayrıca Florida Üniversitesinde yer alan Profesyonel Öğretmen programı gibi programlarda eğitimde mastır derecesi ile sonlanan 5 yıllık programlar uygulamaktadır. .

Bu program ile ilköğretim, özel öğretim ve orta öğretimin çeşitli branşları için öğretmenlik öğretimi yapılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer fakülteler ile işbirliğine gidilerek çok çeşitli dallarda da öğretmenlik eğitimi verilebilmektedir. Bir lisans programı dâhilinde ilk 2 yılını tamamlayan ve eğitim fakültesinin ön koşul dersleri olan en az 45 kredi alan aday 3. yıl eğitim fakültesine kabul edilir.3.Yıl ile birlikte 2 yıl daha öğretim programına devam edilerek programları tamamlama halinde öğretmenlik için geçerli belge alınır.Okullarda öğretmenlik yapabilmenin koşulu bu belgeye dayanmaktadır.


Almanya’da Öğretmenlik Öğretimi

Almanya’da 1970 yılından beri, okul öncesi öğretmenliği dışındaki öğretmenlerin eğitimi yükseköğretim kurumlarında yapılmaktadır. Bu uygulama, 12 eyalete göre farklılıklar göstermekle birlikte, ilkokullarda sınıf öğretmenliği için en az 3, orta öğretim alan öğretmenliği için en az 4 yıllık öğretmenlik eğitimi ve bu eğitimin üniversitelere bağlı ya da bağımsız, ancak üniversite yetkilerine sahip eğitim yüksek okullarında verilmesi tüm eyaletlerce kabul edilmiştir.

1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesinden sonra, yeni eyaletlerde de aynı uygulama geçerlidir. Almanya’da, öğretmenlik eğitimlerini tamamlayan öğretmen adaylarının öğretmenliğe atanabilmeleri için, her eyaletteki Devlet Sınav Dairesi tarafından yapılan I. Devlet Sınavını başarmaları zorunludur. Alan bilgisinin sınandığı bu sınavı başaran adaylar, stajyer öğretmen olarak bir okulda görevlendirilirler ve iki yıl süren stajyerlik eğitimine başlarlar.

 Bu süre içinde adaylar, bölgelerindeki hizmet içi eğitim merkezi tarafından düzenlenen seminerlere katılırlar, Okulda rehber öğretmen gözetiminde ve bağımsız olarak ders verirler ve diğer eğitim etkinliklerine katılırlar. Bu sürenin sonunda yapılan değerlendirmede başarılı bulunan adaylar, öğretmenlik meslek bilgilerinin sınandığı II. Devlet Sınavına girerler. Bu sınavı başaranlar, öğretmen ihtiyacı olan bir okulda asil öğretmen olarak görevlendirilirler.


Fransa’da Öğretmenlik Öğretimi

Fransa’da, Almanya ve ABD' ye göre daha merkeziyetçi bir yapı hakimdir ve bu da eğitim sistemlerine yansımıştır. Eğitimin bazı yetkiler yerel yönetimlere bırakılmış olsa da çoğunluğu merkezidir. Fransa'da öğretmen eğitimi 1990 yılından sonra önemli bir değişim geçirmiştir. İlköğretim okulları için öğretmenler öğretmenleri Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda öğretmenlik eğitimi almaktaydı.. Daha sonra yapılan reformla “Öğretmenlik İçin Öğretim Enstitüleri” açılarak ilköğretim ve Lise öğretmenleri burada öğretim programlarına devam etmeye başlamıştır. Bunun amaca ise alan eğitiminden çok mesleki eğitime verilen önemdir.

Ardından 2005 yılında bu enstitülerde üniversitelerin bünyesine alınmıştır. Fransa'da fakültelere öğretmen seçimi 3 yıllık bir lisans programından sonra yapılmaktadır. Öğretmen adayları oldukça zor ve seçici bir sınavdan geçerek öğretmen enstitülerinde bir yıl stajer öğretmen olarak eğitim alırlar. Ayrıca enstitüler bir yıl bu sınavlara hazırlık kursları da vermekte olup genellikle enstitüde geçirilen süre 2 yılı bulmaktadır. Bu süreyi başarıyla tamamlayanlar doğrudan öğretmen olarak atanmaktadır.

Öğretmen adayları staj sürecinde farklı staj türleri yapmaktadırlar. Bunlardan bazıları Rehberlik Uygulama Stajı, Sorumluluk Uygulama Stajı, Gözlem Stajı ve Şirket Stajı. Fransa’da tüm öğretmen adayları bir sanayi veya ticari şirket ortamında üç hafta boyunca uygulama yapmak zorundadır. Bu staj öğretmenlik eğitimi öncesinde, alan lisans eğitimi sırasında da yapılabilir. Uygulamalar ile tüm öğretmen adaylarının iş ortamlarını ve farklı meslekleri daha yakından tanımaları hedeflenmektedir. Bu stajın amacı öğrencilere lise ve üniversitedeki eğitim alanlarını ve mesleklerini seçme konusunda rehberlik eden öğretmenlerin, meslek ve iş hayatı konularında bilinç ve bilgi düzeyini arttırmaktır.(MEN2007b).

Avusturya’da Öğretmelik Öğretimi

Avusturya’da zorunlu genel okulların öğretmenleri (ilköğretim, özel okullar, genel ortaokullar, meslek öncesi okullar/sınıflar) öğretmenleri, üniversite sistemiyle benzerlik gösteren 3-4 yıl süreli Öğretmen Eğitim Kolejleri tarafından uygulanan programları tamamlayarak öğretmen olabilmektedir.. Bu öğretmen eğitimlerinde, alan bilgisi, pedagojik formasyon, akademik çalışmalar ve ilköğretim okullarında yürütülen öğretim uygulamaları önemli yer tutar. Programın %25’i öğretmenlik meslek bilgisi derslerinden oluşur.

Öğretmen adayları, ilköğretim müfredatında yer alan tüm dersleri verebilecek şekilde yetiştirilirler. Bu öğretmen adayları, asıl alanlarının yanı sıra bir yan alanda da belli bir düzeyde eğitim alırlar. Öğretmenlik eğitiminin sonlarında, ilkokullarda, deneyimli öğretmen gözetiminde 12 haftalık öğretmenlik staj uygulamasına katılırlar. Bu uygulamanın sonunda adaylar, Eğitim Kolejleri tarafından düzenlenen stajyer öğretmen final sınavına tabi tutulurlar. Ayrıca akıcı ve etkili konuşma yeterliliğinin arandığı okuma, yazma ve konuşma etkinliklerini içeren çeşitli sınavlardan geçirilirler. Bu sınavları başarıyla geçenler, öğretmenlik hakkını elde eder ve öğretmen olarak atanırlar.


İngiltere’de Öğretmenlik Öğretimi

İngiltere’de öğretmenlik eğitimi, 3 veya 4 yıllık lisans ve 1 yıllık lisansüstü sertifikalar olmak üzere 2 grupta incelenebilir. Genelde İngiliz üniversitelerinde lisans eğitimi 3 yıl sürelidir. 4 yıllık lisans eğitimi de mevcut bulunmaktadır. 3 ve 4 yıllık lisans eğitimlerinde alan dersleri, eğitim dersleri ve öğretmenlik uygulaması eş zamanlı olarak yapılmaktadır.

1 yıllık sertifika programlarında ise 3 yıllık program üzerine eğitim dersleri ve öğretmenlik uygulaması verilmektedir. İlkokul öğretmenlerinin %95’i 3 ya da 4 yıllık lisans programları ile ortaöğretim öğretmenlerinin %95’i ise lisansüstü programlarla mesleğe hazırlanmaktadır.

Ancak az da olsa öğretmenlik öğretimi için alternatif programları seçeneği de vardır. Açık üniversite (bizdeki açık öğretim sistemine benzeyen bir üniversitenin hazırladığı programlarla) yoluyla, uzaktan eğitimle, herhangi bir alanda eğitim alan öğrenciler için 2 yıl lisansüstü öğretmen yetiştirme programları ile veya 3 yıllık yoğunlaştırılmış eğitim programları ile sertifikalar almak da mümkündür.


Japonya’da Öğretmenlik Öğretimi

Japonya’da öğretmen eğitimi üniversitelerde ve Eğitim, Bilim, Spor, Kültür ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanan diğer yüksek öğretim kurumlarında yapılmaktadır. Üniversiteler kendi öğretmen eğitimi programlarını kendilerini düzenlemektedir. Ancak, Eğitim, Bilim, Spor, Kültür ve Teknoloji Bakanlığı dersleri sertifikalandırmakta, derslerin içeriği ve fakültedeki öğretim konularını takip etmektedir.

Çoğu ilköğretim ve orta öğretim öğretmeni, üniversitelerin dört yıllık öğretmenlik öğretimi programlarından mezun olmuştur (UNESCO, 2008). Ancak, ilköğretim ve orta öğretim öğretmenleri, eğitim fakülteleri, devlet üniversiteleri, özel üniversiteler veya öğretmenlik sertifikası veren bakanlık tarafından onaylanmış fakültelerdeki öğretim programlarını bitirerek öğretmen olabilmektedir.. Üniversiteler ve kolejler eğitim programlarını, Eğitim Personeli Sertifika Kanunu ve Üniversite Standartlarını Oluşturma Düzenlemesi’ni göz önünde bulundurarak geliştirirler.

Alınacak sertifika türüne göre, öğretmen adayının alması gereken minimum kredi değişmektedir. Orta öğretim öğretmenlerinin dört yıllık lisans eğitimi alması gerekmektedir. Japonya´da iki yıllık kolejler de vardır fakat mezunları ön lisans derecesi almaktadır ve sadece ilkokullar ve orta öğretim birinci kademe okullarında çalışabilmektedir. Öğretmen eğitiminin değişik türleri vardır. Orta öğretim öğretmenlerinin eğitiminde, alan bilgisi eğitimine önem verilmektedir.

Temel öğretmen eğitimi üç kategoriden oluşur:

-Eğitimin hedefleri, eğitim sosyolojisi, eğitim programı ve öğretim, ahlak eğitimi ve pedagoji gibi dersleri içeren pedagoji alanı,

-Gelişim psikolojisi, rehberlik ve danışma gibi dersleri içeren psikoloji alanı,

-Uygulama ve beden eğitimi ile Japon anayasası gibi ilgili alana ilişkin konular

Öğretmen adayları, eğitimin temelleri, eğitim psikolojisi, alan bilgisi derslerinin yanı sıra eğitimle ilgili seçimlik dersler de (tarih, sosyoloji, eğitim felsefesi, karşılaştırmalı eğitim, eğitim yönetimi, sosyal eğitim, öğretim yöntemleri, program geliştirme, vs.) almaktadır.


Avustralya’da Öğretmenlik Öğretimi

Avustralya’da öğretmen eğitimi üniversiteler ve akredite olmuş özel kolejler tarafından verilmektedir. Çoğu eyalet veya bölgede temel öğretmen eğitimi üniversite düzeyinde en az 4 yıllık eğitimi gerektirmektedir. Öğretmen eğitimi programları şu alanları içermektedir.

Mesleki alan: öğretmenlik mesleği için gerekli olan teorik bilgi ve beceriler

Eğitim Programı alanı: konu bilgisi ve pedagojik beceriler

Uygulama eğitimi: 12–20 hafta süren yönlendirilmiş mesleki eğitim.

Tüm programlar, Avustralya yerlileri ve kültürler arası farkındalık çalışmaları, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların eğitimi, bilgi ve iletişim teknolojilerini içermek zorundadır.

Avustralya’da öğretmen eğitimi, eğitim süresi ve uygulanan programlar bakımlarından eyaletten eyalete farklılık göstermektedir. Ayrıca, yeterlikler ve unvanlarda da eyaletler arasında farklılıklar vardır. Avustralya’da ilköğretim ve orta öğretim düzeylerine öğretmen öğretimi için üç ayrı yol izlenmektedir.

Birincisi; dört yıllık öğretmen eğitimi lisans derecesi (Eğitim Lisansı),

ikincisi; iki alandan birinin öğretmen eğitimi olduğu dört yıllık çift derece programı (Eğitim Lisansı ile birlikte Fen Bilimleri Lisansı veya Sosyal Bilimler Lisansı) ve üç yıllık (veya bazen dört) akademik derece (Fen Bilimleri Lisansı ve Sosyal Bilimler Lisansı) ve ardından bir veya iki yıl süren lisansüstü öğretmen eğitimi programı.

Victoria eyaletinde öğretmenler, en az dört yıllık yükseköğretim derecesine sahip olmalıdır. Bu eyalette, on iki aylık adaylık dönemi vardır. Bu dönemde, öğretmen adayının Victoria’da öğretmenlik yapmak için gerekli standartları taşıyıp taşımadığına bakılır. Queensland’de öğretmen olmak için öğretmen adayları en az dört yıllık akademik eğitim almalı ve bunun en az iki yılı eğitimde profesyonel çalışmaları içermelidir. Bu eyalette öğretmen eğitimi alanında üniversite derecesine sahip olmak, öğretmenlik yapabilmenin garantisi değildir. Kadrolu öğretmenlik için başvuran aday görüşmeye veya performansa dayalı değerlendirmeye alınır. Tazmanya eyaletinde ilkokul öğretmenleri, belli bir sürede gerekli eğitim yeterliğine ve profesyonel becerilere sahip olduklarında Tazmanya Öğretmen Sertifikası’nı alırlar.

Finlandiya’da Öğretmenlik Öğretimi

Finlandiya’da öğretmen eğitimi 1980 yılından itibaren yüksekokullar tarafından verilmektedir. 1999 yılında yürürlüğe giren 986 Sayılı Eğitim Personelinin Nitelikleri Yönetmeliği ile öğretmenlik için öğretim programlarının içeriği yapılandırılmış ve düzenlenmiştir. Yüksek standartlarda öğretmenlik mesleği, öğretmenlerin sürekli eğitimi, öğretmenlerin sosyal gelişimleri ve sağlıkları, öğretmenlerin teknoloji kullanımı ve öğretmenlerin hizmet-içi eğitimlerle sürekli eğitimleri Finlandiya Hükümetinin öğretmenlerin yetiştirilmesiyle ilgili hedeflerinden bazılarıdır.

Finlandiya’da öğretmen olabilmek için sadece üniversite giriş sınavı yeterli değildir. Üniversite giriş sınavında başarı olan öğrenciler öğretmen olabilmek için yazılı giriş sınavı, yetenek testi, bireysel mülakat ve grup tartışması aşamalarından geçmek zorundadır. Bu sınavların içerikleri üniversiteden üniversiteye farklılık göstermektedir. Araştırma temelli oryantasyon, ulusal ve uluslar arası değerlendirmeler ve pedagojik program içeren bir yapıya sahip olan öğretmenlik yoğun bir öğretim sürecine tabidir.

Finlandiya’da öğretmenlik mesleğinin statüsü yüksektir ve yüksek yeterlilikler gerektirmektedir. Tüm öğretmenlik türlerinde yüksek lisans düzeyinde eğitim zorunludur. Finlandiya’da öğretmenlerin niteliği bakımından teori ve pratik bütünlüğünün önemi büyüktür. Uygulamaya yönelik dersler eğitim süresince teorik dersler kadar yoğunluk içerisindedir. Öğretmen adayları iki yıl süren uygulama eğitimine katılmaktadır. Bu süreç, üçü eğitim fakültelerine bağlı uygulama okulları, biri devlet okulunda olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır.


Güney Kore’de Öğretmenlik Öğretimi

Güney Kore’de öğretmenlik eğitimi seçilen alana göre ya lise ya da üniversiteden başlar. Güney Kore’de öğretmenlik eğitimiyle, okul öncesi, ilköğretim ve lise öğretmeni olabilmenin yanı sıra, asistan öğretmen, profesyonel danışman, bakıcı öğretmen ve kütüphane memuru olmak da mümkündür.

İlköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin öğretim programları farklı kurumlarda verilmektedir.. İlköğretim öğretmenliği için bir tane özel olmak üzere 13 tane eğitim üniversitesi vardır. Dört farklı kurum da ortaöğretim için öğretmenlik öğretim programı bulunmaktadır. Öğretmen kolejleri, genel üniversitelerdeki öğretmen eğitim sınıfları, eğitim bölümleri ve eğitim enstitüleri.

Öğretmenlerin mezun olduktan sonra yüksek lisans veya doktora programlarını bitirme zorunlulukları yoktur. Her ne kadar öğretmenlik sertifikası alabilmek için sınava tabi tutulmasalar da devlet kurumlarında öğretmenlik yapabilmek için öğretmen yerleştirme sınavına girmek durumundadırlar. Alınan puanlar en yüksekten en düşüğe doğru sıralanarak öğretmen adayları kontenjanlar dâhilinde devlet okullarına yerleştirilmektedirler. Sınavın %30’unu ilk aşama genel eğitim derslerini ölçmeye yönelik hazırlanmış test sunulurken, ikinci aşaması alan ve meslek bilgisiyle ilgili açık uçlu sorular ve görüşme oluşturmaktadır.

Güney Kore’de öğretmenlik mesleği, aileler tarafından saygı görmesi, sertifikasının alındıktan sonra yaşam boyu geçerliliğin olması, öğretmenlik mesleğinde meslek değiştirmenin çok az görülmesi ve toplumda yüksek bir statüye sahip olması nedeniyle öğrenciler tarafından kabul görür. Fakat sınavı kazansa bile öğrencinin mülakata alınıp öğretmenlik tutumunun ölçülmesi öğretmenlik mesleğini yerine getirebilmede belirli niteliklere sahip olması gerektiğini ve bunun meslek için önemli olduğunu göstermektedir.


Çin’de Öğretmenlik Öğretimi

Çin eğitim sisteminde 1985 yılında devlet tarafından oluşturulan yasa ile yerel yönetimlere temel eğitim ve öğretimde söz hakkı almaları yönünde yetkiler verilmiştir. Yani Çin’de eğitim sistemi günümüzde yerel bir özellik sergiler. Çin merkez komitesi ve devlet konseyi tarafından 1999 yılında yayınlanan bir bildiri ile eğitim kalitesini tamamıyla destekleyen ve eğitim alanındaki reform çalışmalarını derinleştiren bir sisteme geçildiği duyurulmuştur (Sezgin, 2008). Bu doğrultuda gelişen eğitim sistemi içerisinde Çin’de öğretmen olmak için çeşitli alternatif okul ve durumlar mevcuttur. Öğretmen yetiştirmek için sadece eğitim fakülteleri görevli değildir.

Çin’de öğretmen olabilme alternatifleri;

İlkokul Öğretmenliği için 3-4 yıllık öğretmen kolejleri,

Ortaokul Öğretmenliği için 4 yıllık öğretmen koleji veya normal üniversite,

Lise Öğretmenliği için 4 yıllık öğretmen koleji veya normal üniversite,

Bazı Lise Öğretmenliği için Yüksek Lisans


Türkiye’de Öğretmenlik Öğretimi

Türkiye’de milli eğitim 1739 sayılı “Milli Eğitim Temel Kanunu” ile oluşturulan merkezi bir yönetim yapısına sahiptir. Bu çerçevede eğitim ve öğretim sürecinde istihdam edilecek öğretmenlerin öğretim programları ve eğitim sisteminin tüm unsurlarının ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirilmesi 12 Eylül 1982 sonrasında yapılan anayasa değişikliğiyle Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) işbirliğine bırakılmıştır.

Öğretmenlik öğretiminde YÖK’e bağlı eğitim fakülteleri mesuldür. Öğretmen öğretim programları veren eğitim fakültelerin de öğrenci seçiminde tek ölçüt YÖK’e bağlı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) gerçekleştirilen Yüksek Öğretime Geçiş (YGS) sınavı ile ardından yapılan Lisans Yerleştirme Sınavı(LYS) sonucunda tercihler doğrultusunda girilen lisans programlarından mezun olmak gerekmektedir. Anadolu Öğretmen Liselerinden mezun olanlar öğretmenlik alanları ile ilgili programları tercih etmeleri halında kendilerine katsayı çarpımlı özel teşvik puanı uygulanmaktadır. Anadolu İmam Hatip Liselerini bitirenler İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinin öğretmenlik programlarını tercih etmeleri halinde aynı olanaktan yararlanmaktadır.

Öğretmenlik öğretim programları misyonu üniversitelere devredildiğinden bu yana eğitim fakültelerinin üniversite yapısı içindeki rolü ve bu rolü yerine getirme düzeyi tartışma konusu edilmektedir (Öncesi de tartışmalı olmak üzere). Öğretmen yetiştirme görevinin üniversiteler tarafından üstlenildiği dönemde Türkiye’de 17 Eğitim Yüksekokulu ile 17 Eğitim Fakültesi bulunmaktaydı. Bu kurumlarda toplam 39.684 öğrenci öğrenim görmekteydi. 2009-2010 eğitim öğretim yılında Eğitim Fakültelerinin sayısı 72’ye yükselmiştir (Özoğlu, 2010). Şu an Türkiye’de 96 eğitim fakültesi yaklaşık 220.000 öğrenciye eğitim-öğretim hizmeti sunmaktadır. Bu fakültelerde 797 profesör, 1155 doçent, 3221 yardımcı doçent, 1130 öğretim görevlisi, 86 okutman, 74 uzman ve 2536 araştırma görevlisi görev yapmaktadır (YÖK, 2015).

Bu sayılara bakarak; eğitim fakültelerinde bir öğretim üyesine 43 bir öğretim elemanına 58 öğrenci düşmekte olduğunu görmekteyiz..Eğitim fakültelerinde bir profesöre 276 doçente ise 190 öğrenci düşmektedir.Derslere aktif olarak girmeyen idari görev üstlenmiş akademik personel sayısını düştüğümüzde özellikle profesör ve doçent düzeyinde bir öğretim üyesine düşen öğrenci sayısının çok yüksek olduğunun altını çizmeliyiz.


Türkiye’de Çğretmen Olabilmek İçin;

-Okul öncesi, engelliler, sınıf ve diğer branş öğretmenlikleri için eğitim fakültelerinin öğretmenlik için öngörülen öğretim programlarından,

-Müzik, Resim, Görsel Sanatlar ve Beden Eğitimi öğretmeni olabilmek için, YGS sınav sonucu ile birlikte özel alan yetenek sınavlarıyla bu alanlarda öğretmenlik programı uygulayan lisans programlarına girip bu programlardan mezun olmak,

-Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İmam Hatip okullarının meslek dersleri için ilahiyat fakültelerinden, diğer ortaöğretim kurumlarında öğretmen olabilmek için alanla ilgili fakültelerin lisans programlarından mezun olmanın yanında eğitim fakültelerinden pedagojik formasyon almak gerekmektedir.


Türkiye’de Kamu Okullarına Öğretmen Olarak Atanabilmek İçin;

-KPSS’ye girmek, bu sınavlarda alan bilgisi sınavı dahil iki aşamalı sınavdan geçmek,

-Branşlar bazında belirlenen puan barajlarının üzerinde puan almak,

-Kadrolu öğretmen olabilmek için, 1 yıllık staj döneminin altı ayını asil öğretmenin yanında derslere girmek, geriye kalan 6 aylık süreci okul ortamında performans ölçümlerinde geçirmek ve bu sürecin sonunda yapılacak yazılı ya da sözlü sınavlarda ortalama 60 puan tutturmaktan geçmektedir. Birinci yılın sonunda başarılı olamayanlara bir yıl daha aynı süreçlerden geçme hakkı verilmekte, iki yılın sonunda başarılı olamayanların atandığı kadro ile ilişkisi kesilmektedir.

Yukarıda aşamaları belirtilen eleme ve seçme süreçlerinden geçerek öğretmen olmak çok zor ve meşakkatli bir yolculuk gerektirmektedir. Bütün bu zorlu süreçlerin geçilmesine rağmen öğretmenlik için uygulanan öğretim programları ve bu programları tamamlayarak öğretmen olanların nitelikleri tartışılmaya devam etmektedir.2014-15 İstatistiklerine göre öğretmen olmak için üniversitelerin değişik programlarına devam eden öğrenci sayısı yaklaşık 600 bindir. Her yıl ortalama 80 ile 100 bin arasında genç üniversitelerin bu değişik alanlarında uygulanan öğretmenlik programlarından mezun olarak atanmak için KPSS’ye başvurmaktadır. Elinde öğretmenlik diploması olup atanamayan öğretmen sayısı 300 bindir. Bunların bir bölümü KPSS’ye başvurmakta, bir bölümü ise atanma umudunu kaybettiği için KPSS’ye başvuru yapmamaktadır.

Türkiye’de öğretmen olabilmek yukarıda çeşitli kaynaklardan alıntılar yapılarak özetlenen ülkelerin öğretmenlik öğretim programlarında yer alan uygulama süreçleri ile büyük oranda benzerlik göstermektedir. Bu ülkeler dışında kalan ülkelerde de öğretmen olabilmek için farklı öğretim programları uygulanmaktadır. Özellikle eski Sovyet Bloku ülkeleri, Latin Amerika ile Küba örnekleri ayrıca incelenmeye değer örnekler olarak ele alınabilir.


Yeni Aday Öğretmenin Kadrolu Öğretmenliğe Geçiş Modeli

Şubat ayında farklı branşlarda yapılan atamalarla 30 bine yakın aday öğretmen daha eğitim sistemine katılmış oldu. Aynı zamanda aday öğretmenlik sürecini yeniden tanımlayan bir düzenleme yapıldı ve uygulamaya geçildi.

Aday öğretmenler, bu yıl ilk kez uygulanacak bir yetiştirme sürecine girdiler. Hizmet öncesi öğretmen yetiştirme programlarında “öğretmenlik uygulaması” oldukça sınırlı. Bugüne kadar mesleğe yeni başlayan öğretmenler adaylık dönemlerinde de teorik bir eğitim alıyorlardı. Yeni düzenlemede büyük bölümü uygulamalı eğitimden oluşan 26 haftalık deneyimli öğretmenlerin danışmanlık yapacağı süreçten geçme uygulaması yaşandı.

Dünyada mentörlerin rolü ve çalışma ilkeleri bakımından farklılaşan mentörlük uygulamaları var. Örneğin İngiltere, Galler ve Kanada’daki “eğitici öğretmen”lik uygulamasında eğitici öğretmenler mesailerinin dörtte birini yeni öğretmenlerin mesleki gelişimine ayırıyorlar ve bunun için ek ücret alıyorlar. Bizde yeni uygulanmaya başlayan modelin ise daha iyi tanımlanmaya, kamuoyunda ve eğitimciler arasında daha fazla tartışılmaya ihtiyacı var. Danışman öğretmenin mentörlük nedeniyle gelen ek iş yükünü gönüllülük temelinde ne ölçüde karşılayacağının da uygulamanın başarısı ve sürekliliği için tartışılması gerekir.

Danışman öğretmenlerin eğitimlerinin gerçekleştiği toplantıların açılışlarına Bakan ve Müsteşar düzeyinde katılımın olması, yeni yöntemin MEB tarafından sahiplenilme düzeyinin yüksek olduğunu gösteriyor. Bu sahiplenme sayesinde uygulamanın daha iyi tanımlanması ve sürdürülebilir duruma getirilmesi için çalışmalara hız verilirse, Türkiye’deki öğretmenlerin gereksinimlerine yanıt veren bir modelin kurulması zor olmaz.

Düzenlemenin uygulama sonuçlarının süreçlere nasıl yansıyacağını, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin gereksinimlerini ne ölçüde karşılayacağını geniş bir alan çalışması yapmadan değerlendirmek güç olsa da uygulamaya katılan adaylardan elde edilen bilgiler doğrultusunda oluşan düşünceleri üç beş madde de toparlamak mümkün:

1) Teorik eğitimden çok uygulamaya dönük eğitime odaklanılması mesleğe uyum için olumlu bir adım;

2) Yeni düzenleme mentörlük benzeri bir uygulamayı öne çıkardığından en az aday öğretmenler kadar danışman öğretmenleri de ilgilendiriyor, ancak danışman öğretmenlerin öznel tutumlarından kaynaklı birçok olay yaşanması nedeniyle modelin bu boyutunun daha iyi tanımlanması gerekiyor.

3) Modelde aday öğretmenlerin atandıkları bölgelerle bağlarını güçlendirecek önlemler yetersiz kaldığı görülüyor.

4)Model uygulama süreç ve sonuçlarının saha araştırması yapılarak analiz edilmesi gerekiyor.

5)Danışman öğretmenlerin belirlenmesinde bilimsel, objektif kural ve yöntemlerin uygulanması daha yararlı olacaktır.


Uygulama Ağırlıklı Modele Geçiş

30 bine yakın aday öğretmen 1 Mart 2016 itibarıyla başlayan ve ağustos sonuna dek süren altı aylık bir yetiştirme sürecine girmiş oldu. Bu sürecin 16 haftası uygulamalı, 10 haftası ise teorik eğitime ayrılmış durumda. Yeni adaylık süreciyle ilgili en önemli değişikliklerden biri de bu; geçmişte herhangi bir uygulamalı yetiştirme süreci söz konusu değildi.

Eğitim fakültelerindeki uygulamalı eğitim olanaklarının da sınırlı olduğu göz önüne alındığında, adaylık sürecinde uygulamaya ağırlık verilmesi olumlu bir adım. Uygulamalı eğitim, sınıf ve okul içi ile okul dışı etkinlikler olarak üçe ayrılmış durumda.

Sınıf içi uygulama kapsamında, adaylar danışman öğretmen gözetiminde derslere girdiler; ancak bağımsız olarak derse girmemeleri gerekiyor. Zaman zaman danışmanlar sınıfı aday öğretmenlere bıraktılar, bazen de aday öğretmenler joker öğretmen gibi değerlendirildi bu tür uygulamalardan kesinlikle uzak durulması gerekiyor.

Okul içi uygulamalar daha çok okul idarecileriyle birlikte yapılacak çalışmalardan oluştu. İdareciler ile yapılan çalışmalar genel işleyişini aktarmaya yönelik oldu. Okul dışı uygulamalarda ise aday öğretmenlerin zamanı daha çok rehberlik araştırma merkezlerini, halk eğitim merkezi ve müze gibi alanları ziyaret etmekle geçti. Tüm bu etkinlikler bir çalışma planı doğrultusunda, danışman öğretmen, okul müdürü ve il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerinin üstleneceği sorumluluklarla gerçekleşti.


Danışman Öğretmenin Rolü

Her bir aday öğretmenin deneyimli meslektaşları arasından belirlenmiş bir danışmanı bulunuyor. Bakanlık, danışman öğretmenlerin belirlenmesi için belirli ölçütler getirdikten sonra bu görevi okul müdürlerine bıraktı. Bu ölçütlere göre danışman öğretmenin en az 10 yıl deneyime sahip olması, ulusal ve uluslararası projelerde görev almış olması, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmış olması, iletişim ve temsil yeteneği güçlü olması gerekiyor. Danışman öğretmen, aday öğretmenle aynı branştan seçiliyor. Bu yöntemle Türkiye genelinde 35 bin danışman öğretmen belirlendi. Danışman öğretmenler yaklaşık 10 günlük bir eğitimden geçtiler.

Uygulamaya dair dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın basına yansıyan açıklamaları danışman öğretmenlere atfedilen rol hakkında olumlu fikirler içerse de uygulamada bunun ifade edildiği gibi yaşanmadığı anlatılardan anlaşılmaktadır.

Avcı, danışman öğretmenlerin birer “usta” olarak “mesleğin inceliklerini” genç meslektaşlarına aktaracaklarını, aday öğretmenlerin “öğretmen duruşu” kazanmalarına katkıda bulunacaklarını açıklamıştı. Ayrıca, aday öğretmenlerle danışman öğretmenler arasındaki ilişkinin 6 ayla sınırlı kalmayıp daha uzun sürecek bir ilişki olması gerektiği de belirtiliyordu. Bu sürekliliğin adaylık süreci bittikten sonra nasıl sağlanacağına ilişkin belirsizlikler henüz giderilemedi.

Söylenenlerin yaşanıp yaşanmadığını, gerçekleşip gerçekleşmediğini önümüzdeki dönemde aday öğretmenlerin sınıflarda kendi başlarına ders vermeye başladığında göreceğiz. Danışman öğretmenlerin belirlenmesine yönelik tanımlanan kriterlerin ardından seçimin okul müdürlerine bırakılması “yandaş” danışman öğretmen tartışmasını da beraberinde getirdi. Bu eleştiriyi haklı çıkaran birçok uygulama örneği kamuoyunda ve eğitim ile ilgili sosyal medyada ilk sıralarda yer aldı.

Bunun dışında, öğretmenlerin atandıkları bölgelerle bağını artıracak önlemler öğretim modelinde eksik. Aday öğretmenler, adaylık süreçlerini atandıkları okullar yerine kendi tercihlerine uygun olarak farklı illerde geçirme olanağına sahipler ve aday öğretmenlerin yaklaşık beşte biri adaylık süreçlerini İstanbul, Ankara ve İzmir’de geçirdi. Bu uygulama da, onların görev yapacakları bölgelerle bağ kurmalarını geciktirecek nitelikte.


Yeni Modelin Başarısı İzlenmeli

Uygulamaya ağırlık veren bir aday öğretmeni kadroya hazırlama modeline geçilmesi umut verici. Özellikle aday öğretmenlerin derslere tek başlarına değil, danışman öğretmenlerle birlikte giriyor olmaları oldukça olumlu bir adım. Öte yandan danışman öğretmenlerin rolünün daha ayrıntılı tanımlanması, hem aday hem de danışman öğretmenlerin gereksinimleri göz önünde tutularak geliştirilmesi gerekiyor.

Uzun vadede yeni atanan öğretmenlerin mesleğe uyumlarının görev yapacakları bölgelere olan bağlarını artıracak önlemlerle bir arada düşünülmesi, eğitim sisteminin önemli bir sorunu olan öğretmen devinimini azaltmak için yararlı olabilir. Son olarak, her yeni politika gibi yeni aday öğretmeni kadrolu olmaya hazırlama modelinin de başarısının izlenmesi, modelin iyileştirilmesi için oldukça önemli. Mesleki standartlara dayalı bir değerlendirme sisteminin kurulması, aday öğretmeni mesleğe hazırlama modelinin başarısını ölçmek ve eksikliklerini gidermek için yararlı olacaktır. 


Öğretmen Akademisi ve Sözleşmeli Öğretmenlik Tartışmaları

Öğretmen akademileri, ilk planda duyulduğunda kulağa hoş gelen bir ninniye benzemektedir. Ancak aradan zaman geçtikçe dinletilen ninninin kulağı tırmalayan bir sese dönüştüğünü belirtmek isterim. Ne ve nasıl olacağına, akademi kurarak neyin amaçlandığına yönelik henüz ortada hiçbir bilimsel araştırma, tartışma ve hazırlık yokken hemen yarın akademi açılacakmış gibi bir algı oluşturulması yanlıştır.

Bir yandan akademi propagandası yapılıp diğer yandan YÖK’ün öğretmen öğretimi programlarına yeni standartlar getirmesi kurumlar arsında bile bir ortak akıl oluşturma noktasında olunmadığını ortaya koymaktadır.Hele hele onlarca yıl öğretmen olmak için hazırlanan insanların önüne “akademi” adı altında yeni programlar,elemeler, yıl ya da yıllar engeli koymak adaylara çile çektirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Nitelikli öğretmen öğretimi programları noktasında MEB ve YÖK gibi sorumlu kurumlar arasındaki irtibat kopuklukları ve ülke genelinde öğretmen öğretimine yönelik arz-talep dengesinin yeterince gözetilememiş ve çözülmemiş olması Türkiye’de öğretmen öğretimi ve istihdamı konusunda hem şimdiye hem de geleceğe dair sorunların doğmasına olanak tanımaktadır. Bu sorunun çözümü olarak topluma sunulan “akademi” ve “çakılı sözleşmeli” öğretmen çalıştırma yöntemi yeni sorunların ve mağduriyetlerin yaşanmasını beraberinde getirecektir.


Çakılı Sözleşmeli Öğretmen Atama Modeli

Yeni atanan Bakan ile birlikte “sözleşmeli askerliğe” özenilerek gündeme yeniden getirilen “Çakılı Sözleşmeli Öğretmenlik” modeli başlangıçta 5+3 yıl olacak şekilde gündeme getirildi. Gelişen tepkiler üzerine Meclis Eğitim Komisyonunda 3+2 yıl olacak şekilde torba yasa tasarısına son dakikada yerleştirilen bir madde ile yasallaştırılması amaçlanan düzenleme şimdiden kaygıları ve tedirginlikleri beraberinde getirmiş görünüyor.

Kaygılar üç temelde gelişmektedir. Birincisi 10 yıl önce vazgeçilen sözleşmeli öğretmenlik yani güvencesiz çalıştırma koşullarına yeniden dönülmesi bir bakıma kazanılmış hakların kaybettirilmesi, ikincisi adayların kadroya geçme aşamasının mülakat sınavına dayandırılmış olması,üçüncüsü ise Anayasanın “aile bütünlüğünün korunmasına” dair hükmü yok sayılarak getirilen düzenleme ile öğretmenlere “ya beş yıl boyunca aile hayatı kurmayın,ya da kurmuşsanız 5 yıl ayrı yaşayın veya ayrılın” mealine gelecek tutumlar sergileniyor olması kaygıların boyutlarını oluşturmaktadır.

Kamuda kadrolu öğretmenliğe geçiş şartlarının bu denli zorlu bir yolculuğa tabi tutulduğu ülkemizde, öğretmenlerin önüne “öğretmen akademisi” veya öğretmen açıklarını kapatmak için bazı bölgelerde “3 yıl sözleşmeli öğretmenlik” yaptırıldıktan sonra kadroya alma uygulaması öğretmenlerin önüne yeni zorluklar ve engeller koymaktan başka bir anlam taşımayacaktır. Atanan öğretmenleri 3 yıl çakılı sözleşmeli olmak üzere 2 yılda kadroya alınma halinde yine aynı bölgede çakılı kadrolu öğretmen olarak tutmak doğru, verimli ve sonuç odaklı bir uygulama olmayacaktır.


Sonuç olarak,her alanda olduğu gibi bu alanda da muhatap kurumlar arasında geniş bir iletişim,işbirliği ve bilgi paylaşımı çok önemlidir.Toplumda önemli bir yere ve role sahip olan öğretmenlik mesleğini kapalı kapılar ardında bir takım ince hesaplar yaparak belirleme yöntemleri ile ”yandaş öğretmen” kurgusu oluşturmak bu mesleği itibarsızlaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır..O nedenle hem sözleşmeli öğretmen istihdam etme politikasından,hem de aday öğretmenleri bunca aşamadan geçtikten sonra en sonunda mülakat ile seçme uygulamasından vazgeçilmelidir.

Alaaddin Dinçer /
 Egitimajansi.com


Kaynak:

 “DÜNYADA ÖĞRETMEN YETİŞTİRME PROGRAMLARI VE ÖĞRETMENLERE YÖNELİK MESLEKİ GELİŞİM UYGULAMALARI” TurkishStudies – International PeriodicalForTheLanguages, LiteratureandHistory of TurkishorTurkic Volume 9/5 Spring 2014, p. 1-46, ANKARA-TURKEY / Yazar: İlkay ABAZAOĞLU Yeliz DÜŞKÜN - Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Politika Analisti

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol