04 Nisan 2018 Çarşamba 15:21
Çağdaşlığın Anahtarı Eğitim, Kalkınmanın Temeli Mesleki Eğitim

Gelişen teknoloji, ebeveynlerin evlatlarının eğitimine bakışındaki anlayışın değişimi, tüketen insan modelinin hızla toplumca benimsenmesi, “kolay kazanç, 
lüks hayat” metaforunun medya -özellikle gençlik dizileri- aracılığıyla gençlerimizin zihnine ilmik ilmik işlenmesi bu  bocalamanın sebepleri arasında ilk akla gelenler. Yazımızda, “bu gidiş nereye” sorusuna cevap aramanın yanı sıra, Milli Eğitim Bakanlığımızın bu alandaki reform niteliğindeki değişim sürecini ele alacağız. 

Bilindik bir hikâyedir: Bilgeye sormuşlar; “Üstad, nasıl medenileşir, nasıl  kalkınırız?” Bilge cevap verir; “Muassır bir medeniyet seviyesi için 3 üniversite bitirmek  lazım” der. Soruyu soran “zor ama imkânsız değil, bir sistem kurar herkesin 3 üniversite okumasının yolunu açarız” der. Bilgenin cevabı anlamlı  olduğu kadar da düşündürücüdür; “bir kişinin tek başına 3 üniversite bitirmesi değil, 3 kuşak üniversite bitirmeye başlarsa yani toplumun menfi yönde değişim sağlaması yolunda dede, baba ve torun kendilerini en iyi şekilde donatabilirse; medeniyet yolunda adımlar da atılmaya başlanmış olur.” “Bireyde istendik davranış değişikliği” ifadesi, eğitimin en sade tanımıdır. Bu kısa ve özlü tanım, sadece bireyler için değil, toplumlar için de anlam ifade eder. Bir toplumun kendisini geliştirebilmesinin, çağdaşlık yolunda ilerleyebilmesinin, toplum fertlerinin ekseri çoğunluğunun aydınlanmasının anahtarıdır eğitim. Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal’de eğitimin bu boyutunu şu cümlelerle dile getirmemiş midir? “Eğitimdir ki, bir  milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.” Şanlı, yüksek topluluk; yani çağdaşlık ancak ve  katiyen doğru kurgulanmış bir eğitim sisteminin çıktısıdır. Bu çıktıyı elde edebilmek, muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmek için de bilgenin yol göstericiliğinde belirttiği gibi; 3 kuşağın bu bilinçle yetişmesi, bu ülküyü kendine hedef alması, gerek bilgi, gerekse de ahlak olarak kendilerini geliştirmesi gerekir. Dönüşüm, bugünün çalışmalarıyla değil; kökünü geçmişten alan bir döngüyle gerçekleşebilir. 

Eğitim, salt akademik ve bilimsel eğitim şeklinde planlanamaz. Toplumların, hekim,  hukuk adamı, akademisyen, bilim insanı ihtiyacı kadar, hatta onlardan çok daha fazla mekaniker, zanaatkâr, berber, teknik eleman, ara eleman, hizmet elemanı vb. iş gücüne de ihtiyaç vardır. Eğitimin ve eğitim sisteminin görevi sadece bilişsel aydınlanmayı sağlamak değildir. Toplumun ihtiyacı olan işgücünün eğitim yoluyla hazırlanması da eğitim sisteminin olmazsa olmaz görevlerindendir. 

Eğitim modelini planlama ve sürdürülebilir, işlevsel bir sistem haline getirme görevi Devlet Yapılandırmamız içerisinde; Milli Eğitim Bakanlığımızın sorumluluğundadır. Bakanlığımız, taşrada resmi ve özel eğitim kurumları eliyle bu görevin yerine getirirken, kurumsal ve bireysel paydaşlardan destek alır, işbölümü yapar, onlarla işbirliğine gider. Örneğin, sektörel bazda iş gücü ihtiyacı verilerini Çalışma Bakanlığından, Okul çağı nüfus verilerini Đç Đşleri Bakanlığından alır. Bu veriler doğrultusunda ihtiyaç duyulan eğitim kurumlarının yer tespiti ve inşa sürecinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Belediyelerle işbirliği yapar. Milli Eğiti Bakanlığının, ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verecek bir eğitim sistemini kurması ve bunun sürdürülebilir bir hal almasındaki en önemli paydaşı ise; velilerimizdir. Velinin desteğini almayan, velilerimizin içinde yer almadığı; özümseyip, kabullenmediği eğitim modelleri ve sistemler sürdürülebilir olamamıştır. Bundan sonra da  olamayacaktır. 

Velilerimiz gözünde evlatlarının yeri tarif edilemez. Her anne-babanın dünyadaki en kıymetli varlığıdır evladı. Anne-babaların, evlatlarıyla ilgili çok büyük beklentileri, planları, hayalleri vardır. Kendilerini onların geleceğine adeta vakfetmişlerdir ve açıkçası bu da normal bir durumdur. Đmkânlar ölçüsünde en iyi eğitimi almalarını ve yetişkin birer birey olduklarında da; rahat, iyi gelir getiren, toplum içinde sınıfsal saygınlığa haiz bir mesleklerinin olmasını arzularlar. 

Ülkemizde uygulanan 4+4+4 kesintili, zorunlu 12 yıllık eğitimin ikinci dörtlük dilimin akabinde yani ortaokul kademesinin sona ermesiyle yönlendirme başlar. Đşte bu an velilerimizin de sistemle savaşının(!) başladığı andır. Hemen hemen her velinin birleştiği  ortak tavır şudur: Adı ya da şekli ne olursa olsun; sınavlı ya da doğrudan, merkezi ya da yerel, adrese ya da kuraya dayalı sistemin neticesinde “benim çocuğum, benim istediğim en iyi okula yerleşsin.” 

Đstatistiklere bakıldığında; velilerimizin bu beklentilerin toplumun ihtiyaçlarıyla örtüşmediği görülmektedir. Akademik eğitim almış gençlerimiz işsizlik problemiyle boğuşurken, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerimizin alanında yetişmiş kalifiye işgücü ihtiyacı karşılanamamaktadır. Zanaatkârlarımız, esnafımız; gelecekte topluma hizmet etmeleri için meslek erbabı yetiştirmek üzere genç bulamamaktadırlar. Otomotiv sanayi, metal sanayi, kişisel bakım hizmetleri, mobilya sektörü ve daha onlarca sektörde istihdam açığı vardır. 70’li yıllarda yaşlı kıta Avrupa’ya göç verdiğimiz gibi; şimdi de ülkemiz ara eleman ihtiyacının bir kısmı yurtdışı göç yoluyla karşılanmaktadır. Buna mukabil, yüksek öğrenimli işsiz ya da mezuniyetiyle ilişkisiz istihdama girmiş kişi sayımız yıldan yıla artış göstermektedir. 

Göstergelerin bu olumsuz seyri üzerine harekete geçen Hükümetimiz, 6764 sayılı “Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile reform niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Bu düzenlemeler ile aşağıdaki değişiklikler gerçekleşmiştir: 

1. Çıraklık eğitimi zorunlu eğitim kapsamın alınmıştır. 4+4+4 kesintili zorunlu 12 yıllık eğitimin üçüncü dörtlük diliminde; öğrenciler örgün ya da yaygın lise programlarına devam edebilecekleri gibi, mesleki eğitim merkezlerinde de öğretimlerine devam edebileceklerdir. 2. 3308 sayılı Kanunla öğrencilerin işletmede çalıştıkları süre boyunca ücret almaları sağlanmıştır. 3. Yirmiden az personelin çalıştığı küçük ölçekli işletmelerde pratik eğitimlerine devam eden öğrencilere işveren tarafından ödenecek ücretlerin 3’te 2’si Devlet tarafından karşılanacaktır. 4. Mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin alan eğitimleri süresince iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanması zorunluluğu hale getirilmiştir. Başkaca bir sosyal güvencesi olmayan öğrenciler için, ayrıca genel sağlık primleri de karşılanmaktadır. 5. Bütün mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarına teknisyen unvanı verilmesi sağlanmıştır. 6. Mesleki ve teknik ortaöğretimden mezun olanların üniversiteye geçiş sınav sonucuna göre alanında eğitim yapmak isteyen mezunlara, meslek yüksekokullarına geçişte ek puan  verilecektir. 

2. Çıraklık eğitim programı ile meslek liseleri alan/dal programları birbirleriyle eşleştirilmiş ve farkındalıklar giderilmiştir. Çıraklık eğitimi tamamlayan gençlerimiz; genel bilgi fark derslerinin sınavlarını da başarmaları halinde Meslek Lisesi diploması sahibi de olabilecek ve istemeleri halinde akademik eğitime de devam edebileceklerdir. 8. Çıraklık eğitimlerine devam eden gençlerimiz, haftada 1-2 günlük okullardaki teorik eğitimin yanında, gerçek istihdam ortamlarında yaparak-yaşayarak beceri eğitimine devam edeceklerdir. Đşletmelerdeki eğitimciler nezaretinde mesleki eğitim programına da devam etmiş olacaklardır. 11. Öğrencilerin alan/dal eğitimleri sürecinde; 6331 sayılı Đş Sağlığı ve Güvenliği 
Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacaktır. 12. Getirilen Kanuni düzenlemelerle birlikte Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği de sistemin işleyişine uygun hale getirilmiştir. Öğrencilere, kurumlar arası nakil ve geçiş süreci düzenlenmiştir. Liselerden, Mesleki Eğitim Merkezlerine ya da Mesleki Eğitim Merkezlerinden Liselere geçiş imkânı verilmiştir. 13. 18 yaşını doldurmuş bireylere, yıl boyunca mesleki eğitime kayıt hakkı sağlanmıştır. 

Getirilen bu yeni düzenlemelerle, yarınlarımızın teminatı olan gençlerimizin, meslek erbabı olarak yetişmeleri, hizmet ve üretim sektörünün ihtiyacı olan bilgi ve beceri birikimine haiz personel olarak istihdam olanağı bulabilmeleri, “iş bulan değil, iş kuran; sadece tüketen değil, üreten bireyler” olabilmeleri amaçlanmaktadır. Mesleki eğitim yolu ile “ara değil, ana eleman” yetiştirmek sistemin öncelikli hedefidir. Gençlerimizin mutluluğu, ülkemizin kalkınması, toplumun refahı, bireysel ve toplumsal barışın inşası; istihdamın gerçekleşmesi ve işsizliğin önlenmesi ile mümkündür. Bunun için de eğitim sistemimizi, mesleki eğitim temeli üzerine inşa etmek kaçınılmazdır.  

A. Tamer KAMBER 
Maltepe Mesleki Eğitim 
Merkezi Müdürü 
Mesleki Yeterlilik Kurumu 
Teknik Uzmanı (A) Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı 

Kamuajans

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.