banner374
01 Kasım 2015 Pazar 22:49
Darboğaz Okullar Boğazımızı Düğümlüyor
 Malumunuzdur ki, 1 Kasım 2015 Pazar günü, milletvekili genel seçimleri yapıldı. Dilerim, kazanan demokrasimiz ve cumhuriyetimiz olmuştur. Bunu, ileride yaşanılacak süreçler gösterecek bizlere. Hem de tüm çıplaklığıyla... Laf kalabalığı ve kuru sözler olmadan...
7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreçte de gördük ki, ne yazık ki, her seçim döneminde, devletin kesesi başka yerlere kanalize ediliyor. Seçim, devletin elini kolunu bağlıyor sanki. Varsa yoksa seçim kaygısı, düşüncesi ve hedefleri. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal tarihinin belli dönemlerinde, hep tanıklık ettiğimiz demokrasinin eli sıkı halini, devletsel yapılar bu sefer sanki daha iliklerine kadar ve hissedilir derecede yaşadı. 1 Kasım gününe yakın bir zamanda, ülkemizin bir vilayetindeki bir okuldan gelen aşağıdaki fotoğraf ise okullarımızın ödeneksizlik gerçekliğini, düştükleri durumu tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne serdi. Şöyle ki;

Aşağıdaki fotoğrafa baktığınızda dört kişiyi görmektesiniz. Bulundukları mekan, bir okulun sınıfı. Sıralarda, ellerini yanaklarına dayayarak oturup, boya yapan kişiye büyük bir sevgiyle, merakla ve dikkatle odaklananlar, o okulun ve sınıfın öğrencileri. Ve boya yapan kişi, tahmin ettiğiniz gibi bir boyacı değil. O, 2015 Türkiye’sinde, belki de;

Okulu için boya verildikten sonra başının çaresine bakması telkin edilen ya da okulu için cebinden ödeyerek veyahut oraya buraya el açarak güç bela temin ettiği boya ile bilahare hiç kimseden medet göremeyince iş başa düştü diyip sınıfını boyayan ‘’FEDAKAR’’ BİR ÖĞRETMEN. Ama bu fotoğrafa, yalnızca öğretmenin fedakarlığı penceresinden ya da sevgi dolu ona bakan çocukların penceresinden bakamayız. Zira; bu fotoğraf ders çıkarmamız gereken bir vesikadır. Özellikle söylemeliyim ki, bir öğretmen, 60’lı yılların ses getiren eğitim sendikası TÖS’ün genel başkanı, aynı zamanda edebiyatımızın kulağımıza aşina olan eserlerin yazarı Fakir BAYKURT deyimi, YALNIZCA DERS VERMELİDİR. Eğer ki, bu pencereden bakar isek, öğretmeni doğru yere konumlandırmış oluruz. Böylelikle bir öğretmene de, doğru yerden bakmış oluruz. Fotoğraftaki çocuklarımızın, bir öğretmene fotoğraftaki nazarda bakmasına yol açan nedenler ise asıl üzerinde düşünmemiz gereken hususlardır. Şöyle ki;

Temel Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı okullarımıza, doğrudan gönderilen bir ödenek bulunmamaktadır. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri vasıta kılınarak, okullarımıza belli kalemler için ödenek gönderilmekte, çoğunlukla bu ödenekler dolaylı olması nedeniyle erimekte ya da çeşitli nedenlere bağlı olarak yerine ulaşamamaktadır. Özellikle söz konusu genel müdürlüğümüze bağlı okullarımızın, doğrudan, onlar dışında el sürecek başka birinin olmadığı ya da külliyen onlar tasarrufunda olan bir ödeneğe ihtiyaçları vardır. Bu ödenek ihtiyaçları için gerekli acil adımlar bir an evvel atılmazsa, okullarımızda ödeneksizlik dolayısıyla BAŞININ ÇARESİNE BAKMA YA DA İŞ BAŞA DÜŞTÜ duygu ve düşüncelerinin yol açtığı öğretmen ve öğrenci fotoğraflarının, insanımız tarafından fedakar bakış açısı ile yüceltici, ama gerçekler açısından kahredici görüntüleri ile yüzleşmek zorunda kalabiliriz. Bu, devletimizin ağrına gider, elbette bizlerin de ağrına gidecektir. Bu gibi görüntülere mahal vermemek için MEB, yaklaşık 3 yıldır üzerinde çalışılan her okul için okul-aile birliklerine öğrenci başı verilecek 60 TL çalışmalarını hızlandırıp sonlandırmalıdır. İnanınız ki, bu durumda okullar rahat bir nefes alacak. Bahsolunan fotoğraftaki görüntü meydana gelmeyecek. Herkes, işini yapacak. Öğretmenin tek işi ders vermek olacak, okul yöneticilerinin de tek derdi öğrencileri ve öğretmenleri yani eğitim öğretim işleri olacak. Sağdan soldan para dilenmek olmayacak mesela. Veliler, ALO 147’yi arayıp, benden zorla şu ad altında para alıyorlar, diyerek şikayette bulunmayacak. Bu meselelerden dolayı veli-okul arasında sürtüşmeler olmayacak, gerilimler olmayacak, tartışmalar olmayacak, kısacası ne veli okula para verme konusunda mecbur tutulacak (İMALI MECBURİYET) ne de okul yöneticileri parasal konulardan dolayı veli ile yüz göz olacak. Buradaki dik ala paradoks ise hem kesinlikle velilerden herhangi bir ad altında para istemeyeceksiniz talimatı hem de okulların ihtiyaçları için kullanılmak üzere ödenek isteğine yüz çevrilmesidir. İkisi bir arada uzun yıllar devam edemez. Zira, MEB’in bu talimatı veliler kanadında kullanılırken, okulların ödeneksizliği de okul yönetimi kanadında kullanılmaktadır. Kısacası, her iki taraf için düşünüldüğünde, diyebiliriz ki, savunması olmayan kanatlardan birbirine hücum yapılmaktadır. KİM KİME GOL ATARSA ARTIK, ORTAM VE ŞARTLARA GÖRE DEĞİŞİYOR TABİ.

Okul yöneticisi ve veli arasında, imalı mecburi parasal bağışla ilgili geçen bir diyaloğu sizlerle paylaşmak istiyorum. Üzerinde düşünülmeli bence.

(...)

YÖNETİCİ- Okul aile birliği genel kurulunda alınan karar ile her veliden 50 TL bağış alacağız. Sizden de tabi.

VELİ- MEB, veli para vermeye zorlanamaz diyor, okul aile birliği genel kurulunda alınan kararla o zaman para vermeye zorlanmış olmuyor mu?

YÖNETİCİ- Ne yapabiliriz? Neticede, okulumuzun ihtiyaçları için okul-aile birliği hesabımızda para bulunması gerekiyor. Yoksa, okul nasıl dönecek?

VELİ- Onu bırakın, siz değil, devlet düşünsün. Benden zorla para alamayacağınız talimatını veren devletimiz...

YÖNETİCİ- Okul-aile birliği benimle alakalı değil, ama benim başımda, ihtiyaçlarımızın karşılanması da beni alakadar etmemeli, ama o da benim başımda. KAFAM BİR MİLYON, KAFAMDA ASIL UĞRAŞIM OLMASI GEREKEN EĞİTİM ÖĞRETİM DIŞINDA HER İŞ VAR, İNANIN...

VELİ- İnanıyorum, ama siz de beni anlayın. T.C. VATANDAŞI OLARAK DEVLET BENDEN VERGİ ALIYORSA, BANA EĞİTİM HİZMETİNİ BEDAVA SUNMAK ZORUNDA DEĞİL Mİ, SİZİ ÖRTÜLÜ VERGİ ALMAYA, BENİ İSE ÖRTÜLÜ VERGİ VERMEYE ŞU AN KİM ZORLUYOR SİZCE? AYRICA, MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL-AİLE BİRLİĞİ YÖNETMELİĞİNİN ŞU MADDESİ BOSTAN KORKULUĞU MU?

Birlik gelirleri

MADDE 15 – (2) Birlikler, velileri hiçbir surette bağış yapmaya zorlayamaz, okul kayıt döneminde bağış ve yardım toplayamaz. Ayrıca Bakanlık tarafından yürütülen proje ve yapılan protokoller kapsamında okul ve kurumlarda yapılacak faaliyetlerden ücret talep edilemez.

YÖNETİCİ- HAKLISINIZ...

(...)

EVET, BİLİNMELİDİR Kİ, AŞAĞIDAKİ DARBOĞAZ, BOĞAZIMIZI DÜĞÜMLÜYOR ARTIK... FEDAKARLIK POHPOHLAMASI DA, KUTSALLIK ATFEDEREK, BU DARBOĞAZI GEÇEMEZ... BU DARBOĞAZDAN GEÇİŞ, OKUL-AİLE BİRLİĞİNE ÖĞRENCİ BAŞI ÖDENEK GÖNDERMEKLE MÜMKÜN OLABİLİR... OKULLARIMIZ BOĞULMASIN, RAHAT NEFES ALSIN DİYORUZ... YETER!


NOT 1: 657 DMK’DAKİ İŞ GÜVENCESİ, CUMHURBAŞKANIMIZIN GEÇEN HAFTA SÖYLEDİKLERİNDEN ANLAŞILDIĞI ÜZERE MEMURUN, ÖĞRETMENİN ELİNDEN ALINMAK ÜZERE . BİZ, BUNU BÖYLE ANLADIK. EĞER YANLIŞ ANLADI İSEK BİRİ ÇIKSIN, DÜZELTSİN. NASIL Kİ, PARALEL AYAĞI İLE YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME YÖNETMELİĞİ İLE TÜM MUHALİF SENDİKALILARA EL ATILARAK, YÖNETİCİLİKTEN EL ÇEKTİRİLMİŞSE, 657’DEKİ OLASI İŞ GÜVENCESİNİN SÖKÜLÜP ALINMASI, BELKİ DE BİRÇOK ÖĞRETMENİN AZLEDİLMESİ ANLAMINI TAŞIYACAK. BİLİNMELİDİR Kİ, 657’DEKİ İŞ GÜVENCESİNİN MEMURUN ELİNDEN ALINMASI, BÜYÜK BİR TEMİZ ELLER OPERASYONUNUN BAŞLAMASI DEMEKTİR Kİ, BU OPERASYONLARA KARŞI BÜYÜK BİR ÖRGÜTLENME HAREKETİ BAŞLAR, HEM DE BUGÜNE KADAR HİÇ GÖRÜLMEMİŞ OLAN... DİLERİZ, BİZ YANLIŞ ANLAMIŞIZDIR... DİLERSENİZ, DENEYİMLERİMİZLE, OLASI 657 DEĞİŞİKLİĞİNİN SONUÇLARINI SÜBUTA ERDİREBİLİRİZ...

Yahya ASLAN
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol