banner374
04 Mart 2015 Çarşamba 21:19
Dershaneokullar!
 

Oldu mu? Oldu.

Peki, neydi bu dershaneler, nasıl yerlerdi? Madem bu kadar sakıncalıydılar, neden sayıları4000’e yaklaşmıştı?

Tarihe kısaca bir göz atalım:

Özel dershaneler ilk kez 08.06.1965 tarih ve 625 sayılı yasa ile açılmışlardı. Bu tarihten sonra merkezî sınavların çoğalmasıyla özel dershaneler de yayıldı. 1970'li yıllarda Türkiye’nin bütün illeri dershanelerine kavuşmuştu!

1983 yılında Meclise getirilen yasa tasarısı ile dershanelerin kapatılması görüşülmüş amareddedilmişti. Ancak bu “önemli konu” Millî Güvenlik Kurulu tarafından veto edilince, 625 sayılı yasanın bazı maddeleri değiştirilerek tekrar Meclise taşındı ve yasanın kabulünden bir yıl sonra özel dershanelerin kapatılmasına karar verildi. Ancak fiilen kapanma gerçekleşmeden kurulan yeni hükümet, 3035 sayılı yasayı kabul ederek, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nu tekrar görüşerek bazı maddelerini değiştirdi ve kapatma hükmünü iptal etti. Ancak fiilen kapanma gerçekleşmeden kurulan yeni hükümet, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nu tekrar görüşerek bazı maddelerini değiştirdi ve kapatma hükmünü iptal etti. O zamanlar sayıları 174 olan dershaneler de derin bir nefes almış oldu. İşte bu derin nefesle2015 yılına kadar gelindi.

1965 yılından bugüne 50 yıl dayanabilmişlerdi ama ülkenin neredeyse tüm ilçelerinde de açılmışlardı. Aslına bakacak olursanız gerçek bir başarı öyküsü bu. 50 yılda 174’ten 4000’e

Şimdi tekrar bitti.

4000 dershaneyi kapatmak öyle kolay iş değil elbette, bir ara formül gerekliydi, o da bulundu.Dönüşüm!

Üstelik devlet desteği de alınabilecek bir dönüşümle dershaneler okul olacaktı.

Haydi hayırlısı

Ancak okul olmak da kolay değildi, öyle olsaydı o kadar dershane açılırken okul olarak açılırdı. Geçiş sürecinde bunun için de bir formül gerekliydi ve bulundu!

Düz liselere küçük bir dokunuş ve haftalık ders çizelgelerindeki düzenlemeyle nur topu gibi yeni okullarımız oldu. Temel liseler… Hazırlık liseleri

Neye hazırlık?

Yıllar önce yükseköğretime geçiş sınavları için okulların yetersiz kaldığı, bunun için çok özelbir hazırlık süreci olduğu o kadar yoğun olarak işlenmişti ki velilerin neredeyse tamamı çocuklarına ek dersler, etütler ve dershaneler aramıştı. Kamuoyuna pompalanan bu yaklaşım herkes tarafından kabul görmüş ve içselleştirilmişti. Çoğu zaman okullar, değerlerini anlatamamış ancak dershaneler, vazgeçilmez oldukları algısını çok başarılı bir şekilde topluma empoze etmişlerdi.

Ancak işi bilenlerin dışında hiç kimse akademik süreçlere yakından bakmamıştı. Oysa çoğudershane yöneticisi ve işin uzmanı, öğrencilerin asıl bilgiyi okullarda alması gerektiğini, dershanelerin bunun için yeterli zamanları olmadığını her fırsatta ifade etmişti. Yani lise hayatı boyunca ortalama 500 saat fizik, 1200 saat matematik dersi alan bir öğrencinin öğrenemediği konuları 80 saatte dershanede öğrenebilmesi mümkün değildi! Ama bunu kimse görmedi ve bir şeylerden geri kalmama adına çocuklarını dershanelere göndermeye devam etti. Haksızlık olmasın, elbette öğrenmek isteyenler için tekrarların yapılması anlamında katkıları olmuştur; ancak vazgeçilmez olmak başka bir şey!

Yapılan seviye belirleme sınavlarıyla yüksek başarılı öğrenciler özel sınıflarda toplanmış ve onlara çok daha özel programlar uygulanmıştı. Akademik başarısı ve motivasyonu düşük olanlar ise her zaman olduğu gibi alabildiklerini almışlardı.

Bu arada dershaneler, sadece öğretimle ilgilenerek, ne not vermişler ne de öğrencilerin sosyalleşme konularıyla ilgilenmişlerdi. Onlardan bu tür beklentiler hiç olmamıştı. Ama sonuçta öğrencilerin yükseköğretim sınavlarındaki başarısını sahiplenen ve kamuoyunda öne çıkan yine dershaneler olmuş, yıllarca öğrencilerin gelişme dönemlerinde onların yanında olan, onları yetiştiren okulların ve öğretmenlerinin adı bile ağza alınmamıştı.

Dershanelerin 50 yıl boyunca aldıkları tek sorumluluk öğrencilerin yükseköğretim sınavlarında “başarılı” olmasıydı. Sanatsal, kültürel, sportif etkinlikler, bilimsel ve sosyal sorumluluk projeleri gibi çalışmalarla neredeyse hiç ilgilenmeyip tek işe odaklanmışlardı. Aslına bakacak olursanız okullarla dershaneler karşılaştırıldığında da her zaman bunlar göz ardı edilmişti. Bu hiç adil değildi.
Geçtiğimiz 50 yıllık süreç içerisinde yabancı dille öğretim yapan özel liselerin bazıları, yabancı liseler ve bazı Anadolu Liseleri eğitim öğretim programlarından ödün vermeden gerçek bir eğitim programı ile öğrenci yetiştirmişlerdi. Bu okullarda okuyan öğrenciler, edindikleri bilgilerle yükseköğretim sınavlarında veya yurt dışı müracaatlarında başarı elde ettikleri gibi kişisel gelişim bakımından da üstün seviyelere ulaşmışlardı. Bu okullar için hiçbir zaman birinci derecede önemli olan sınavlara öğrenci yetiştirme olmamıştı! Ancak her okul elbette ülke gerçeklerine göre sınavları da göz önüne alarak akademik çalışmalarını şekillendirmişti.Olması gereken de buydu.

Bugün yeni düzenlemeyle açılan temel lise veya hazırlık liseleri ile yabancı dil öğrenimininne olacağı da ayrıca mutlaka sorgulanmalıdır. Dünyanın gelişimine bakıldığında bilimsel öğretim alacak gençlerin mutlaka dünyada olan biteni takip edecek seviyede yabancı dil bilmesi gerekmektedir. Unutulmaması gereken en önemli şey ise yabancı dil öğreniminin küçük yaşlarda başlayan ve en geç lisede halledilmesi gereken bir süreç olduğudur. Sadece bir sınav için bundan vazgeçmek hiç akılcı değildir.

Yeni düzenlemeyle devletin okulları öne çıkartarak, onları değerli kılma çabası takdir edilmesi gereken bir şeydir. Ancak üretilen ara formülle insanların kafasının iyice karışacağı da unutulmamalıdır. Devlet ve kamuoyu, dönüşümü gerçekleştiren temel lise ve hazırlık liselerinin söylemlerine ve uygulamalarına yakından bakmalıdır. Yabancı dil öğrenimi, özellikle ölçme değerlendirme kriterleri, not verme ve eğitimin kalitesi sorgulanmalıdır.

Sıralama sınavlarının önde tutulduğu ve amaç olduğu bir toplumda sistemler oluşturulurken çok daha gerçekçi olunmalıdır. Özellikle eğitimciler gelişmeleri velilere doğru anlatmalı, veliler de konuya çok daha duyarlı ve bilinçli yaklaşmalıdır. Okullarda yoğun müfredatlar ve sınav kaygılarına rağmen yürütülmeye çalışılan eğitim faaliyetleri ise mumla aranacak gibi görünüyor.
Dershaneler kapatıldı… Yaşasın “Dershaneokullar”!
 
Ömer Orhan
banner182
Son Güncelleme: 04.03.2015 21:20
Anahtar Kelimeler:
dershaneokullar
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
emk 2 yıl önce

önceden 2-3000 lira verip dershaneye gönderiyordunuz şimdi 15-20000 lira verip dershane+okula gönderirsiniz bu koyunlar bu ülkede olduğu sürece daha sizden çoook deri çıkar