banner374
29 Temmuz 2015 Çarşamba 13:22
Eğitim fakülteleri, akademik ve bilimsel yeterlilik kazandıramıyor

 Türkiye bu anlamda son 10 yılda önemli mesafeler kat etti. 8 yıllık zorunlu eğitim, 12 yıllık zorunlu-kademeli eğitim sistemine dönüştürüldü.

İhtiyaçlar hiyerarşisinde ikinci önemli konu fiziksel imkanlar ki, bu konuda gerçekten önemli gelişmeler oldu. Artık okullar, sınıflar çok daha modern imkanlara sahip. Sınıflar eskisi gibi kalabalık değil. 2002'lerde ilköğretimde sınıflarda ortalama 36 öğrenci varken, şimdilerde ortalama 27 öğrenci mevcut. Akıllı tahtalar ve tablet bilgisayarlarla teknolojik donanım bakımından eğitim sistemimiz birkaç sınıf birden atladı. Öğretmen istihdamları arttı. Yaklaşık 500 bin öğretmen alımı ile 2002'lerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 28 iken, 2015'e geldiğimizde bu rakam 18 oldu. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi, % 642'lik bir artış oranıyla 12 yılda 7.5 milyar TL'den 55.7 milyar TL'ye yükseldi.

Tüm bunlar milli eğitim alanında son 10 yılın parlak karnesi. Ama parlak olmayan konular da var. MEB 1 milyona yakın personeli ile adeta bir personel bakanlığı iş yüküyle icraat yapıyor. Toplumumuzdaki yaygın MEB algısı, adeta tayin ve atama kurumuyla özdeş. Değişen çağa uygun yeni bir eğitim felsefesinin izdüşümlerini ne yazık ki eğitim sistemimizde göremedik. Bakanlık ajandası öylesi rutin gündemlerle meşgul ki, ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst aşaması olan eğitim sisteminin yetiştirdiği insan kalitesini artırma seviyesi konuşulamıyor bile. Eski Türkiye'den Yeni Türkiye'ye geçiş sürecinde değişen algıların, yaşam pratiklerinin eğitim sistemimizdeki aksülamelleri belli belirsiz. Sözgelimi ders kitaplarındaki içerik, ne oranda Yeni Türkiye paradigmasını yansıtıyor, bunun kritik edilmesi gerekir. Türkiye, çözüm süreci gibi çok kritik bir aşamadan geçti. Bu atmosferde çocuklarımıza bir arada yaşamanın, farklı kültürel karşılaşmaların alışkanlıklarını ne oranda kazandırabildik, bunu sorgulamak gerekir. Bu alandaki zaaf ve eksikler ya da kazanımlar, ölçülebilir derecede somut konular olmasa da, yansımaları, esintileri, yarattığı gündemler bugünden hissedilebilir.

Özellikle öğretmen yetiştirme konusu eğitim sistemimizin en kritik mevzusu. Tayin ve atamalar dışında öğretmenlerin yetiştirilmesi konusunda hangi tartışma toplum gündemine düştü? Bu alanda hangi güzel örnekler ödüllendirildi ya da medyaya gündem oldu? Ne yazık ki, eğitim fakülteleri, öğrenciye ne tam bir akademik ve bilimsel yeterlilik, ne tam bir eğitim formasyonu kazandıracak durumda. Keza sınav sistemi eğitim sisteminin hedeflerini hiçbir zaman üst aşamalara taşıyamayacak doğal engellerle kuşatılmış halde. Öğrenciler okulu 'insan' kalmanın alt yapısını hazırlayacak bir eğitim yuvası görmekten çok, sınav hazırlık merkezi olarak algılıyor.

Türkiye bugünlerde zor zamanlardan geçiyor, çevresi ateş çemberiyle sarılmış. Böyle zamanlarda eğitim meselesi, ihtiyaçlar hiyerarşisinde güvenlik meselesinin gerisine düşse de, eğitim öyle bir konu ki, güvenlik gibi stratejik meselelerin dahi çözümünü içinde saklıyor. Bu nedenle hangi şartlar altında olursa olsun eğitim, gündem dışı sayamayacağımız bir konu. Bürokrasimiz, koalisyon/seçim atmosferi ve genel Türkiye gündemine rağmen, eğitim sistemimiz ve daha çok eğitim felsefemiz konusunda toplumu seferber edecek bir ajandayı gündeme taşımalı ve en azından konunun muhataplarını bu hayati konuya kanalize etmeli. Benzer şekilde sivil toplum, bu önemli meselenin takipçisi olmalı. Yazarlar, fikir insanları gündelik siyasetin dar kalıplarından çıkıp, insan yetiştirme siyasetimizi daha çok tartışmalı.

HÜMEYRA ŞAHİN
 -Akşam-

banner182
Son Güncelleme: 29.07.2015 13:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
sınıfcı 1 yıl önce

sınıf ogrt 7500 atama ıstıyoruz