banner374
08 Kasım 2015 Pazar 11:11
Eğitim reformu neden şart? (2)

 Eğitim ile kalkınmışlık arasında direkt bir bağ var.

Eğitim ve bilimde ne kadar ileriyseniz, o kadar güçlüsünüz.

Bugün Amerika’yı Amerika yapan en büyük güç eğitim, bilim ve Ar-Ge’deki üstünlüğüdür.

Avrupa’nın gücü de yine eğitim ve bilime verdiği önemden geliyor...

PISA’ya göre Avrupa’da sonuncuyuz.

Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında esamemiz okunmuyor.

TÜBİTAK ve benzeri araştırma kurumlarımız, kendi ufak dünyalarının dışına çıkamıyor.

Birbiri ardına açılan teknoparklarda ise motivasyon ve koordinasyon zafiyeti var.

MEB, YÖK, ÖSYM ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da kuruluş amaçlarının çok ötesindeler...

Oysa Cumhuriyet tarihimize göz attığımızda dünden bugüne eğitime de, bilime de ciddi anlamda destek söz konusu.

Sayısal olarak sürekli büyüyoruz ama idealizm yok oldu. Ruhumuzu kaybettik!..

Kabahatli kim mi?

Hepimiz.

Zaten şu anda kabahatli aramanın da kimseye bir yararı olmaz.

Önemli olan, birkaç gün sonra Antalya’da bir araya geleceğimiz G20 ülkeleriyle aradaki farkı nasıl kapatır ve geleceği bir an önce nasıl yakalarız?..

Çağı nasıl yakalarız?

Endüstri Çağı’nı yakalamamız zordu ama Bilişim Çağı’nı yakalayabiliriz.

Çünkü yaratıcı, girişimci ve özgüveni yüksek gençlerimiz var.

Onları test manyağı yapmaktan kurtarıp, biraz destekleyip, biraz da vizyon kazandırabilirsek, on yıl sonra bizi kimse tutamaz.

2023 vizyonu da hayal olmaz!

Peki, bu nasıl gerçekleşecek?

Önce eğitimin ve bilimin önemini kavramalıyız, sonra da evrensel kriterler ölçüsünde onlara yeni hedefler koymalıyız.

Bilim Bakanlığı açmakla Bilim Toplumu olunmadığını artık anlamalıyız.

Osmanlıca, Arapça gibi popülist ataklarla enerjimizi tüketmemeli ve diğer yapacaklarımızı sorgulanır hale getirmemeliyiz.

En önemlisi de üreten nesiller yetiştirmeliyiz.

Tüketim, tüketim, tüketim!

Üstelik başkalarının ürettiklerini tüketerek, daha nereye kadar borçlanarak idare edebiliriz!..

Çare düşünen, üreten, satan, kimi tarlada, kimi fabrikada, kimi ekran başında kimi de elinde sepetle dünyayı dolaşan gençler yetiştirmektir.

Bunu yapmadığımız sürece gerisi hikâyedir!..

Geleceğin mimarları!

Her ne kadar, siyasiler, geleceğin mimarı olarak kendilerini görseler de, insan ve toplum söz konusu olduğunda asıl mimar, öğretmenlerdir.

Çünkü hepimizi yetiştiren onlardır.

Öğretmenleriniz ne kadar donanımlıysa, ne kadar özgüvenli ve mutluysa, siz de o kadar güçlüsünüz demektir.

Eğer bir de bizim gibi genç bir nüfusa sahipseniz ve her dört kişiden birisi öğrenciyse!

İşte bu yüzden eğitim reformuna önce öğretmenlerden başlamakta yarar var.

Özetin özeti:Atanacak yeni Milli Eğitim ve Bilim bakanları bir anlamda 2023 vizyonuna bakış açımızı da ortaya koyacak! Haydi hayırlısı.

Kaynak: Milliyet
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
lise mat 1 yıl önce

bütün bunları din le yapacaklar heralde ki o kadar fazla dikb alımı oluyo

Avatar
Görsel sanatlar 1 yıl önce

*1000* kontenjan lutfen artık alımları adaletlı yapın lutfen