banner374
12 Temmuz 2016 Salı 10:43
Eğitim sorununun kaynağı ders programları değil!
 MEB’in Program Tanısı Yanlış
Milli Eğitim Bakanlığında eğitim sistemini iyileştirmeye yönelik çabalar sürüyor. Bu çabalar doğrultusunda öğretim programlarının yenilenmesine yönelik çalışmalar yapıldığı açıklandı. Müteakip haberlerde bazı ders konularının müfredattan çıkarıldığı yer aldı.

Öncelikle belirtmek isterim ki Türkiye’deki eğitim sorununun kaynağı Programlar değildir. 10 yıl önce yenilenen öğretim programları incelendiğinde ideal insan yetiştirmeyi ve onu en güzel becerilerle donatmayı amaçladığı görülecektir.

Bu görmek için derslerde öğrencilere kazandırılacak temel becerilere ve derslerin hedeflerine bakmak yeterlidir.

Örneğin İlköğretim Türkçe ders programında yetiştirilecek bireylere ilişkin hedefler şöyledir:

“Günümüzün ve geleceğin öğrencilerini yetiştirecek bu programla;
• Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanan,
• Kendini ifade eden, iletişim kuran, iş birliği yapan, girişimci ve sorun çözen,
• Bilimsel düşünen, anlayan, araştıran, inceleyen, eleştiren, sorgulayan, yorumlayan,
• Haklarını ve sorumluluklarını bilen, çevresiyle uyumlu, şartlandırmaya karşı duyarlı,
• Okumaktan ve öğrenmekten zevk alan,
• Bilgi teknolojilerini kullanan, üreten ve geleceğine yön veren bireylerden oluşan bir toplum hedeflenmektedir. “

Sosyal bilgiler dersinin amaçlarından bazıları şöyledir:
Özgür bir birey olarak fiziksel, duygusal özelliklerinin; ilgi, istek ve yeteneklerinin farkına varır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, vatanını ve milletini seven, haklarını bilen ve kullanan, sorumluluklarını yerine getiren, ulusal bilince sahip bir vatandaş olarak yetişir.
Hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu, tüm kişi ve kuruluşların yasalar önünde eşit olduğunu gerekçeleriyle bilir.
Türk kültürünü ve tarihini oluşturan temel öğe ve süreçleri kavrayarak, milli bilincin oluşmasını sağlayan kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini kabul eder.
Ekonominin temel kavramlarını anlayarak, kalkınmada ve uluslararası ekonomik ilişkilerde ulusal ekonominin yerini kavrar.
Meslekleri tanır, çalışmanın toplumsal yaşamdaki önemine ve her mesleğin gerekli olduğuna inanır.
Bilim ve teknolojinin gelişim sürecini ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini kavrayarak bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanır.
Bilimsel düşünmeyi temel alarak bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretmede bilimsel ahlakı gözetir.
Katılımın önemine inanır, kişisel ve toplumsal sorunların çözümü için kendine özgü görüşler ileri sürer.
İnsanlığın bir parçası olduğu bilincini taşıyarak, ülkesini ve dünyayı ilgilendiren konulara duyarlılık gösterir.
Görüldüğü üzere, öğretim programlarının hedefleri ve öğrencilere kazandırmak istediği beceriler son derece güzel ve yerindedir.

Diğer yandan, Onuncu Beş Yıllık Kaklında Planında eğitim sisteminin temel amacı şu şekilde belirlenmiştir:

“Düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, demokratik değerleri ve milli kültürü özümsemiş, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik uyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu ile girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın, bilgi toplumunun gerektirdiği temel bilgi ve becerilerle donanmış, üretken ve mutlu bireylerin yetişmesi eğitim sisteminin temel amacıdır.”

Mevcut öğretim programlarındaki hedef ve becerilerle Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planındaki hedef ve becerilerin karşıladığı da görülmektedir.

Kamuoyundaki, yenilenen programlarda çok büyük değişikliklerin olacağı ve eğitimdeki sorunların çözüleceği beklentisi son derece yanlıştır. Yenilenen ve bu öğretim yılında okutulmaya başlanılacak Hayat Bilgisi programını incelersek zaten önceki programlara benzer hedefler yer aldığı ve görülecektir.

“Öğrencilere kazandırılacak beceriler şöyledir: Araştırma, Bilgi ve İletişim Teknolojilerini Kullanma, Değişim ve Sürekliliği Algılama, Dengeli Beslenme, Doğayı Koruma, Girişimcilik, Gözlem, İletişim, İş Birliği, Karar Verme, Kaynakların Kullanımı, Kendini Koruma, Kendini Tanıma, Kişisel Bakım Kurallara Uyma, Mekânı Algılama, Millî ve Kültürel Değerleri Tanıma, Öz Yönetim, Sağlığını Koruma, Sorun Çözme, Sosyal Katılım, Zaman Yönetimi.”

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sistemindeki hastalığın tanısını yanlış koymuştur. Hastalık programlarda değildir. Programlardaki eksik beceri ve değerler tamamlanabilir, bazı konular çıkarılabilir ancak “programlar değişiyor, sorun kalmayacak” algısını ve beklentisini oluşturmak yanlıştır. Ders kitaplarından birkaç konu çıkarmakla bu ülkenin eğitim sorunu çözülemez.

Peki, programlarda sorun yoksa sorun nerededir?
- Sorun uygulamadadır.
Bu konu hakkında “Hayatları çalınan çocuklar” başlıklı yazımı okumanız yeterlidir. (http://www.kamudanhaber.com/hayatlari-calinan-cocuklar-makale,3060.html)

Sayın Bakanım,
Ülkemiz ve milletimiz için en doğru çalışmaları yapma gayretini taşıdığınızı biliyoruz. Doğru çalışmalar yapabilmeniz için size yol gösterecek eğitimci bir çalışma ekibi oluşturmanız önemlidir. Lütfen bu ülkenin geleceği için böyle bir iyilik yapın.

Egitimajansi
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Mustafa 5 ay önce

Türkiyede eğitimin temel problemi uygulamadan tamamen uzak olmasıdır. İlkokulda temel türkçe ve temel matematik öğretimi milli ve manevi değerler öğretimi tamamlanarak ortaokulda itibaren branş okulları kurulmalıdır ve tamamıyla uygulamaya yönelik olmalıdır. Tek çözüm budur. Kültür dersleri mantığı derhal terk edilmelidir.