banner374
20 Ocak 2015 Salı 10:53
Eğitim Yılının Dönem/Durum Değerlendirmesi.
 Eğitim Sisteminin Başlıca Sorunları
2014-15 Eğitim yılının bir yarı dönem değerlendirmesini, okullarda öne çıkan uygulamaların yarattığı sonuçları öğretmenlerden gelen yorumlarla birlikte ele aldığımızda önemli bulgulara ulaştığımızı görmekteyiz.

Bu bilgiler ışığında baktığımızda öne çıkan dönem konularını beş başlıkta toparlamak olanaklıdır.

Buna göre,
*İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarının işleyiş esaslarını belirleyen yönetmeliklerde yapılan değişiklikler öğretmenler arasında tartışmaların ilk sırasında yer aldı. Değişikliklerle birlikte ortaokullar ve liselerde kılık kıyafet, okullarda mescit açılması, Kutlu Doğum Haftası gibi dini içerikli günlerin zorunlu kutlanacak belirli gün haftalar arasına alınması tartışmaların merkezinde yer aldı. Ayrıca liselerde, devamsızlık 45 güne, başarısız sayılma puanı 45’ten 50’ye çıkarıldı. Ortalama yükseltme sınavları kaldırıldı. Sınavlara itiraz hakkı tanındı. Bulunulan sınıftan bir üst sınıfa geçmede 3 alt sınıflardan 6 dersten sorumlu geçme getirildi. Çeşitli nedenlerle okulla ilişiği kesilenlere mecburi açık lise uygulaması getirildi. Evlenenlere açık lisede okuma kolaylığı sağlandı. Ders süreleri 40 dakika teneffüsler 5,öğlen tatilleri 45 dakika yapıldı.

*Öğretmen atamaları, öğretmenlere uygulanacak rotasyon ile yönetici kadrolara yapılan görevlendirmeler eğitimin ve eğitimcilerin gündeminde önemli yer edindi. Öğretmen atamaları bu ülkenin son 20 yılının kadım tartışma konuları arasında yer aldı.90’lı yıllarda öğretmenlikle ilgili herhangi bir alandan mezun olan doğrudan atanma şansı yakalarken, günümüzde mezun olan her 10 öğretmen adayından 2 tanesi atanma şansı yakalayabilmektedir. Bu nedenle bugün atanamayan öğretmen adayı sayısı 330 binlere ulaşmış bulunmaktadır. Doğru bir öğretmen yetiştirme bir istihdam politikası geliştirilmezse 330 bin rakamının orta vadede 500 bine uzun vadede ise 1 milyona ulaşması kaçınılmaz olacaktır. Bulunduğu okulda 8-10 yıl görev yapan öğretmenlere rotasyon uygulaması getirilecek olması öğretmenlerin yoğun tepkisine neden oldu. Bu tepkiler nedeniyle bakanlık bu konuda adım atmakta zorlanmaktadır.
4 Yıllık görev süreleri dolan yöneticilerin yeniden görevlendirilmesinde uygulanan mülakat yöntemi tamamen siyasal amaçlı kadrolaşmaya hizmet eden bir yol izlemektedir. Görevlendirilen yöneticilerin %90’nın hükümet yanlısı sendikanın üyeleri arasından seçilmesi, hükümetin de bunu kolaylaştıracak düzenlemelere kapı aralaması, destek vermesi eğitim emekçilerinin yoğun tepki göstermesine neden olmuştur. Ancak, bütün tepkilere rağmen bakanlık kendine yakın sendikanın üyelerine büyük bir ayrımcılık yapmaya devam etmektedir. Hiçbir liyakat esasına dayanmayan uygulama sonrasında okullarda görevlendirilen yöneticiler “zücaciye dükkanına girmiş fil” gibi davranmakta beis görmemektedir. Kadrolaşma konusunda,”yokuştan inen freni patlamış kamyon” örneğinde olduğu gibi davranılmaktadır.”

*Bu dönemin tartışma gündemleri arasında 19.Şura kararları önemli yer tutmaktadır.19.Şura’nın özellikle “müfredat ve ders dağıtım çizelgeleri” komisyonu sonuçları ve bu sonuçların Şura Genel Kurulunda kabul edilen “tavsiye” önerileri tartışmaların odağında yer aldı. Buna göre bu Şura karları tavsiyeden öte bir anlam taşımaktadır. Öğretmenler arasında kararlara yandaşlık ve karşıtlık temelinde süren bu tartışmalar öğrencilere de yansıyan gerilimlerin yaşanmasına neden oldu. Kararlarla birlikte pozitif bilimleri tasfiye süreci yaşanmakta olduğunu söylemek olanaklıdır.

Osmanlıcanın tüm ortaöğretim kurumlarında okutulma ısrarı, zorunlu din derslerini ve din içerikli değerler eğitimini okulöncesi eğitim kurumlarına kadar indiren öneri, liselerde din derslerinin 1 saatten 2 saate çıkarılması, bazı meslek liselerinde kimi hizmet sunum derslerinin kaldırılması bu tablonun en somut örnekleridir. Seçimlik oranı öğrenciler arasında %52’ye ulaşan Kuran-i Kerim dersi ile %36’ya ulaşan Peygamberin Hayatı derslerinin ardından “dindar nesiller yetiştirme”  stratejisinin tam yol hız aldığını söyleyebiliriz. Öğretmenlerin büyük bir bölümü Şura’da öğretmenlerin ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesine yönelik alınan kararların uygulanmayacağına inanmaktadır.
*Geçen yıl başlayan TEOG Sınavları uygulaması ve okul tercihleri, yerleştirmeler ve diğer sonuçları itibarı ile kamuoyunda çok tartışılan sonuçlar üretti. Sınav sonuçlarına duyulan güvensizlik, geçmiş sınavlarda yaşananlara nazaran az olmakla birlikte, sonuçların kamuoyuna açıklanmamış olması bu sınavlara ilişkin kuşku dolu sis bulutlarının dağılmamasına neden oldu.

Özellikle geçen yıl tercih yapmayan 134 bin öğrencinin 40 bin tanesinin imam hatiplere, geriye kalanların meslek liselerine ve açık liseye yönlendirilmesi AKP Hükümetinin din eğitimi ve açık lise öncelikli tercilerinin en belirgin göstergesi oldu. Bu Hükümet döneminde sayıları 720 bine dayanan imam hatip öğrenci sayısı ile sayıları 1,5 milyonu bulan açık lise öğrenci sayısı pozitif bilimlere inanan toplum kesimlerinin geleceğin eğitim düzenine kaygı ile bakmasının nedenleri arasında yer aldı. Çocuk gelin ve işçiliğinin yaygınlaşması kaygıları arttıran tablolar olarak karşımızda durmaktadır. Kaygıları gidermenin yolu durma sınırını belirlemekten geçmektedir. Görünen o ki, AKP buna bir sınır tayin etmeye yanaşmayacaktır. Bu durumda iş pozitif bilimlerden, felsefeden, sanattan ve özürlükçü laiklikten yana tavır alanlara düşmektedir.

*Bu dönemin gündemleri arasında eğitim bütçesi ve bu bütçenin yetersizliğine dönük geliştirilen tepkilere bakarak bir değerlendirme yapıldığında, eğitim ve üniversite bütçesinin son yıllarda artmış olması bir olumluluk olarak değerlendirilmektedir. Ancak GSYİH eğitime ve üniversitelere ayrılan payın binde 46 oranında arttığı da başka bir gerçektir. Bu oran ile OECD ülkeleri arasında en alttakiler liginde yer aldığımızı söylemeden geçmek olanaklı değildir. Kaldı ki artan bütçe rakamları; personel, öğrenci ve okul sayılarındaki artışlarla orantılandığında yetmediği, yetmeyeceği olgusu ortada durmaktadır. Bütçede yer alan artışların yetmediğini esas olarak GSYİH’ da ki oranları yükseltmek gerektiğini belirtmek gerekmektedir.

Sonuç olarak, Eylül 2014’te başlayan eğitim yılının aradan geçen 4,5 aylık döneminin ardından geride kalan eğitim gündemleri ve tartışma konularının bir bölümü bu dönemde de yoğun olarak tartışılacaktır. “Sınavlar ve stres” dönem olarak adlandıracağımız eğitim yılının ikinci dönemi öğrenciler ve veliler yönünden heyecan dolu “yarışmalara” sahne olacaktır. Her yönüyle haksızlık, eşitsizlik ve adaletsizlikler içeren bu durumu ortadan kaldıracak yapısal dönüşümler gerekmektedir.

20.01.2015
Alaaddin Dinçer/Eğitimci
banner182
Son Güncelleme: 20.01.2015 10:56
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol