banner374
01 Eylül 2014 Pazartesi 13:27
Eğitimde teftiş ve hesap verebilirlik
 Eğer her çocuğa iyi ya da daha iyi bir eğitim verebilmek mümkün olabilirse, o zaman her biri potansiyellerini sonuna kadar kullanabilmeleri için donatılmış olurlar ve dolayısıyla da yaşamlarında daha fazla seçenekler olabilir. Ülkeleri global ekonomide rekabet etmelerini sağlacak daha iyi becerilerle donatılmış insan gücüne sahip olur ve sosyal bütünlük gittikçe artar.
Fakat, anne ve babalar okulların iyi olup olmadığını nasıl öğrenebilirler? Ülkelerin liderleri, kamu parasının iyi harcanıp harcanmadığını ve eğitimle ilgili politikalarının olumlu etkilere yol açıp açmadığını nasıl bilebilirler?  Pek çok ülkede, bu tür sorulara yanıt verebilmenin en önemli yolu, okullara yapılan birinci elden ziyaretlerle veri ve raporlar üreten bağımsız, dış denetim sistemlerinin kurulmasıdır. Gittikçe artan sayıda ülke, benzeri sistemleri hayata geçiriyor ve pek çoğu da yıllardır bu sistemleri kullanıyor.

Akıllarımızda bu sorularla, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı,  dört ülkeden uzmanlar davet ederek, kendi ülkelerindeki teftiş ve denetleme sistemlerini tanıtmak üzere bir seminer düzenledi. Bu seminere Türkiye’den maarif müfettişleri, akademisyenler ve uzmanlar da dahil oldular. Yuvarlak masa toplantısı şeklinde düzenlenen bu seminerde Türkiye’nin yanı sıra, Dubai, İngiltere, Hollanda ve Washington DC’den baş müfettişler deneyimlerini paylaştı. Günün sonunda, bu ülkelerde uygulanan denetim sistemlerinden yola çıkarak,  etkili bir denetim ve hesap verebilirlik sistemi oluşturmak için çok önemli görülen belli baslı bazı ortak özellikler belirlendi.

Tüm bu sistemlerin temelinde, her çocuğun iyi ve hatta daha iyi bir eğitim alması için duyulan istek yatıyor ve herhangi bir denetleme sisteminin odaklanacağı nokta da öğrencinin okulda geçirdiği deneyim olmalı.  Denetleme sistemlerinin bu temel özelliklerini aklımızda tutarak, aşağıdaki ortak özellikleri sıralayabiliriz:

Denetleme organı bağımsız olmalı
- Denetleme organı, denetleme sürecinde de olması gerektiği gibi bağımsız olmalı. Politikacılar bu organları oluşturuyor olsa da, denetim sürecini etkileyecek durumların olmaması ya da oluşturulan raporlarla ilgili bir değişiklik talep edememeleri, bu raporlar üzerinde baskı oluşturmamaları gerekiyor. Eğer bu bağımsızlık ve her türlü politik baskıdan uzak olma sağlanamazsa, denetlemenin hem öğretmenler, hem okul liderleri hem de ebeveynler nezdinde inanırlığı azalacak. 

- Denetleme süreci sadece okulun girdilerine (kaynaklar, çalışanlar, öğrencinin girişteki kazanım düzeyleri gibi) veya öğrencilerin çıktılarına değil, aynı zamanda öğretimin (öğretmenin değil) kalitesine ve okuldaki liderliğe odaklanmalı. Çünkü bu ikisi de çıktılara ulaşmayı sağlayan en temel faktörler. Okulun ve öğrencilerin kazanımlarının kalitesine, öğretimi doğrudan gözlemleme, öğrencilerin ürettikleri inceleme, öğretmen, öğrenci ve velilerle görüşmeler yapma gibi veri toplama araçları kullanılarak karar verilebilir.  

- Veri, okul hakkında en temel bilgileri sağlar ve denetçilerin doğru sorular sormalarına yardımcı olur. Öğrenci ilerlemesi, sınavlar ve ortak sınavlarda aldıkları sonuçlarla ilgili verilere olduğu kadar, okulun genel bağlamı ve devam eden öğrencilerin genel profilleri ile ilgili verilere de ihtiyaç duyulmalı. Bu verilerin analizi, benzer topluluklarda hizmet veren okullar arasında ve hangi grup(lar)daki öğrencilerin kendilerine benzer durumlardaki diğer öğrenciler kadar ilerleme kat edip edilmediğne yönelik karşılaştırmaların yapılmasına olanak sağlar.

- Denetleme sistemi hayata geçirildikten bir süre sonra, her okul hakkında kümülatif bilgi elde edilmiş olacak ve bu şekilde riske-dayalı denetleme sistemine geçilecek. Bu sistemde, iyi okullar daha az sıklıkla denetlenirken, diğer okullar çok daha sıklıkla denetlenecek.

Gençlerin eğitimi ülke için de hayati önemde
- Bir okulun, ihtiyaç duyulan ve beklenilen standartta eğitim vermediği tespit edilirse, o zaman bu okulun dışarıdan da gerekli desteği alarak, kendisini iyileştirmesini zorlayacak yaptırımlar da uygulanmalı. Genellikle bir yıl gibi bir sürede belli bir iyileşme beklenmeli. Aynı şekilde, beklenilen standartlarda ve üstünde eğitim verdiği tespit edilen okullar için de, bu başarının herkes tarafından takdir edileceği sistemler geliştirilmeli.

- Denetleme süreci ve bu süreçte kullanılan bütün belgeler, halka açık olmalı ve denetleme raporları velilere ve toplumun geneline açık olmalı. Denetlemeye yönelik bu şeffaflık, denetleyen kişilerin kalitesi kadar vazgeçilemez derecede önemli. Denetçiler de özenle seçilmeli, çok iyi eğitilmeli ve denetim sırasında işlerini nasıl yaptıkları da değerlendirilmeli. Pek çok sistemde, mevcutta müdürlük ve öğretmenlik yapan kişiler müfettiş olarak eğitiliyorlar.

- Denetimden elde edilen delile ve bilgiye göre hem eğitimle ilgili yeni politikalar üretilebilir hem de mevcut politikaların etkililiği ile ilgili karar vericilere bilgi sunulabilir.

- Denetimden elde edilen toplam veri ve bilgi, sistemin bir bütün olarak nasıl performans gösterdiğini, zayıflıkların neler olduğunu ve tabii ki güçlü yanların da neler olduğunu görmek için kullanılabilir. Bu da, sınırlı olan kaynakların, en çok ihtiyaç duyulan alanlara aktarılmasına yardımcı olacak.

Bu ortak özellikler üzerinde, tüm katılımcılar hemfikir. Ancak bunların hayata nasıl geçirileceğine yönelik her ülkenin kültür ve politikalarına bağlı olarak farklı yolları var. Kesin olan şey, gençlerin eğitimi sadece kendi gelecekleri için değil, ülkeleri için de hayati derecede önemli. Okullar iyi eğitim vermekte başarısız oldukları zaman, bunun neden kaynaklandığını bilmek ve daha iyi eğitimin sunulması için gerekli adımları atmak bir zorunluluk. Bütün çocuklar ve veliler, kendi yerel bölgelerinde daha iyi bir eğitim almayı hak ediyorlar. 
 

Mike TOMLINSON - İngiltere, OFSTED (Denetim Kurulu) Kurucusu BAU Vakfı Direktörü
banner182
Son Güncelleme: 01.09.2014 13:28
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol