banner374
18 Aralık 2014 Perşembe 21:10
Evde Eğitim Hizmeti Pratikte Nasıl Uygulanır?
 Milli Eğitim Bakanlığı’nın  evde ve hastahanelerde eğitim yönergesinden birçok eğitimcinin ve özellikle velilerin haberi yok.Yönerge Şubat 2010 tarihinde tebliğler dergisinde yayımlanmış.Yönergeye ilk baktığımda gayet güzel bir uygulama diye düşünmüştüm.Amaç çeşitli sebeplerden dolayı örgün eğitime devam edemeyen öğrencilerin evde eğitimlerine kesintisiz devam edebilmeleri.Veliden istenen belgeler de;

 Eğitim hizmeti için gerekli belgeler:

MADDE 6- (1)- Evde eğitim hizmeti verilebilmesi için;

a) Bireyin en az dört ay süreyle örgün eğitim kurumundan doğrudan yararlanmasının mümkün olmadığı ya da yararlanması hâlinde olumsuz sonuçlar doğuracağını belirten sağlık raporu,

b) Veli başvuru dilekçesi,

c) Öğrenci belgesi,

ç) Ev Ortamı Durum Tespit ve Değerlendirme Formu (EK-1),

d) Veli Sözleşmesi (EK-2),

e) Değerlendirme kurulu raporu

Buraya kadar her şey normal görünüyor.Gel gelelim buz dağının görünmeyen yüzüne;

 Başta bu öğrencilerin ve ailelerin bu yönergeden haberleri yok.Haberleri olan da ya tesadüfen ya da birilerinin yönlendirmesiyle bilgi sahibi oluyor.Okullar (istisna olanlar da var)bu konuda ne bir bilgilendirme yapıyor ne de yönlendirme.

 Yaşadığım bir olaydan örneklerle devam etmek istiyorum bu konuya.Lösemi hastası bir öğrencim bu yönergeden haberi olduğunda bulunduğu okuldan böyle bir talepte bulunmuş.Daha doğrusu kanunen hakkı olan bir talep.Okulun verdiği cevap eviniz okulumuza çok uzak hiçbir öğretmen kabul etmiyor, kaydınızı evinize yakın bir okula aldırın.Veli ilçe milli eğitim, il milli eğitim arasında bir maratona başlıyor.Aldığı cevap aynı olunca öğrencinin kaydını evine en yakın okula aldırıyor.Daha sonra o okuldan da hiçbir öğretmen kabul etmeyince(öğretmenlerin kabul etmeme sebebi verilen ek ders ücretinin düşük olması)başka bir okuldan öğretmen arayışı başlıyor.Sonunda bir okuldan iki öğretmen kabul ediyor.Öğrenci 5.sınıfta ve bu öğrenciye sınıf öğretmeni gönderiliyor.4+4+4 yasasını çıkaranlar burada bu yasayı unutmuş olmalılar!Eğitimine hastalığına karşı her türlü devam etmek isteyen bu öğrenci sadece 3 derste (türkçe -matematik -sosyal bilgiler)eğitim alabiliyor.Yasalarda eğitimde eşitllik, eğitimde süreklilik ve eğitim hakkı ilkelerine dayanarak verilen haklar burada da hiçe sayılıyor.Yönergelerin kanunen yasalara ve anayasaya uymak zorunda olduğunu bilmek için hakim ,savcı veya avukat olmaya gerek yok.Ne hikmetse bu yönergeleri hazırlayanlar bunu göz ardı etmişler.

 Bu yönergede en çok şaşırdığım bölüm ise;

 MADDE 12- (1) Eğitim ortamının düzenlenmesi aşağıdaki hususlara göre yapılır:

a) Eğitim ortamı temizlik, ısınma, aydınlatma, havalandırma ve benzeri bakımlardan sağlıklı bir eğitim yapılmasına ve öğretmenin önerileri doğrultusunda bireyin özelliğine uygun olarak düzenlenmesine özen gösterilir.

 Eğitim hakkı olan bu öğrencinin eğitim alamaması için her şart koşulmuş!Öğretmenini atadığı okulun ve çevrenin şartlarını bilmeyen bir bakanlığın burada bu şartları sunduğunu görünce gözlerim yaşardı.Ülkemizin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırındayken öğrencinin evinin bu denli önemsenmesi çok ilginç.Kaldı ki bir çok öğretmen devletin atadığı birçok yerde büyük zorluklar yaşamakta.Isınmak bir yana yıkık dökük okullarda eğitim-öğretim yapılıyor...Gerisini siz düşünün(!)

 Bu sadece bu yönergede gördüğüm sorunlardan bir tanesi , yazmaya kalksam sayfalar yetmez.Düşünce güzel ama uygulama ve denetim yoksa hiçbir sonuç elde edilemez.Ülkemizde eğitimde en büyük sorun da bu değil mi?

     Kübra Bayrak AES

www.mebpersonel.com

banner182
Son Güncelleme: 16.12.2014 20:19
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol