banner374
06 Nisan 2016 Çarşamba 10:32
İlkokul öğrencilerinin bir günü camide geçirmelerini öngören proje meclise taşındı!
Sarıhan; “TACİZ VE CİHAT TERÖRÜNÜN ŞİDDETİ ARASINDA SIKIŞIP KALAN ÇOCUKLARI KORUMANIN,  BİLİMSEL, AKILCI VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR GELECEK KURABİLME BİLİNCİ KAZANDIRMANIN   YOLU BU MUDUR? 

Sarıhan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığına vermiş olduğu soru önergesinde; Mersin'de İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü'nün ilkokul çocuklarına yönelik olarak birlikte hazırladıkları "Minik Yürekler Kardeşlik Bilincinin Farkında" isimli proje ile, çocukların haftalık eğitim günlerinden olan 4 günü okulda, 1 günü camide geçirmelerinin öngörüldüğünü, okul ve camilerin  birleştirilmesinin amaçlandığı bu projenin Yenişehir ve Toroslar ilçelerine bağlı bazı okullarda hayata geçirildiğini belirterek, bu uygulamanın Anayasanın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42. maddesinin 3. Fıkrasında yer alan ;“eğitim ve öğretim… çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre… yapılır” düzenlemesine bütünüyle aykırı olduğunu vurguladı.

Sarıhan, amacı "ilkokul öğrencilerinin, dinde yeri olan camileri tanımalarını sağlamak, din eğitimlerine yardımcı olmak, dinde önemli olan milli birlik ve kardeşlik duygusunu kavratmak" olarak açıklanmış olan projenin ve proje kapsamında  öğrenci velilerine "çocuğumun bir gün camiye gitmesine izin veriyorum" şeklinde bir yazı gönderilmesinin iradeleri olsun olmasın, imzalarının alınmasının Anayasanın  Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24.Maddesine ve özellikle “..kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz” hükmüne de  aykırı olduğunu belirtti. Bu uygulamanın Türkiye’nin onaylamış olduğu, Türk Hukuk Mevzuatı alanında kanun hükmü niteliği kazanan ve ulusal hukuk karşında uygulama önceliği bulunan uluslararası sözleşmelerde düzenlenen düşünce, din ve vicdan özgürlüğüne de bütünüyle aykırı olduğunu hatırlatan Sarıhan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesi ile Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar  Sözleşmesinin  18. Maddelerinin açıkça ihlal edilmekte olduğunu söyledi. Etik bağlayıcılığı olan Birleşmiş Milletlerin 1981 tarihli “Din ya da İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Kaldırılması” Bildirgesinin 5/2 maddesinde “Çocuk …ana babanın ya da yasal vasisinin isteklerine karşı din ve inanç öğretimi almaya zorlanamaz” hükmünün yok sayılmakta olduğunu belirten Sarıhan, bu proje ile; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin  Ek 1. Protokol’ün “Eğitim” başlıklı 2. Maddesi ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin “Kültürel Haklardan Yararlanma” başlıklı 27. Maddesi ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 29 ve 30.maddelerinde düzenlenen  eğitim hakkının da çiğnendiğini   vurguladı. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Zengin/Türkiye davası kararına atıfta bulunan  Sarıhan, bu kararlarda; din öğretiminin belli bir doktrini iletmemesi , “programdaki bilgi ve bulguların nesnel, eleştirel ve çoğulcu biçimde yayılmasına dikkat etmesi” gerektiğinin vurgulandığını belirterek, söz konusu proje ile çocuğun ana babasının dinsel ve felsefi inançlarına saygısızlık sayılabilecek bir aşılama amacı güdülmesini yasaklayan “eğitimsel çoğulculuk ilkesi”nin ihlal edildiğini belirtti. 

İsteyen velilerin çocuklarını özgürce ibadet yerlerine götürme  ve dini eğitim veren özel kurslara gönderme olanakları bulunmakta iken, bu uygulama neden okullar aracılığıyla,  Bakanlığınız eliyle ve okul zamanı içinde yapılmaktadır? Sorusunu yönelten Sarıhan, bu uygulamanın Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda yeri  var mıdır? Sorularını yöneltti. 

Sarıhan, bu uygulamanın laik, bilimsel, çoğulcu, sorgulayıcı eğitime darbe olduğunu belirterek, aşağıdaki sorulara yanıt verilmesini istedi.
Bu proje ve kapsadığı uygulama, Anayasanın“Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42. maddesinin 3. Fıkrasında;“eğitim ve öğretim… çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre… yapılır” düzenlemesine uygun mudur?
Bu proje Anayasanın  Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24.Maddesine ve özellikle “..kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz” hükmüne uygunluk taşımakta mıdır? 
Bu proje ve kapsadığı uygulama “din öğretiminin belli bir doktrini iletmemesi, programdaki bilgi ve bulguların nesnel, eleştirel ve çoğulcu biçimde yayılmasına dikkat etmesi” gerektiğini içeren mahkeme içtihatlarına uygun mudur?
Bu proje  “çocuğun ana babasının dinsel ve felsefi inançlarına saygısızlık sayılabilecek bir aşılama amacı güdülmesini” yasaklayan “eğitimsel çoğulculuk ilkesine” uygun mudur?
Bu projede tek bir din anlayışının /Sünni islam inancının ibadet  yerinin seçilmiş olması, farklı  dini inanışlara ve felsefi görüşlere ya da herhangi bir inanca mensup olmayanların haklarının ihlal edilmesine yol açan bir ayrımcılık uygulaması oluşturmamakta mıdır?
Taciz ve cihat terörünün  şiddeti arasında sıkışıp kalan çocuklarımızı, kendi   geleceklerini, bilimsel, akılcı ve özgürlükçü  bir bilinçle  kurabilecek yeteneklerle  donatmak  için Bakanlığınızca seçilen yol bu mudur? 
Üyesi olduğunuz Hükümetin 21. Yüzyıl Eğitim ve Öğretim Vizyonun ilkeleri ve hedefleri nedir?
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol