banner374
27 Eylül 2015 Pazar 22:01
Işık ve Ses
 Bir türlü başlayamayan, uzatılan da uzatılan 2015-2016 ders yılı, nihayet 28 Eylül 2015 günü itibariyle başlamıştır. Tüm öğretmen ve öğrencilerimize, bu ders yılının başarılarla dolu, güzel ve mutlu bir yıl olması dileğinde bulunmak istiyorum. Malum, serde bardağın dolu tarafından bakmak var. Tüm olumsuzluklar, kara bir bakış açısı ile yüksek dağlar gibi görülür. Onun için en azından olumlulukları, olumsuzlukların önüne koyup beyaz bir bakış açısı geliştirmekte yarar vardır görüşündeyim. İçinde bulunduğumuz dönemin koşullarından dolayı şark illerine atanan öğretmenlerin gözünde zaten büyümüş olan o yerleri, daha da büyütmenin bir manası ve yararı yoktur. Olumsuzluklar çukurunda düşünürken, o insanların gözündeki dağlar üstüne dağlar koymamak lazımdır. İşte bu nedenlerden dolayı bu yazımda, sizlere Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi Boyuncuk köyünde, Cehennem Deresi yanında, aynı ilin İdil ilçesi karşısında bir köy okuluna atandığımda neler hissetiğimi, düşündüğümü ve meslekte ilk görev yerim olan o okulda nasıl unutamadığım günler ve anılar biriktirdiğimi anlatacağım.
22 yaşlarımda idim, üniversiteden yeni mezun olmuştum. O yıllarda, şimdiki gibi KPSS-121 değil, KPSS-10 puanı revaçtaydı. Zaten, 121’i de yoktu, sonradan tedavüle girdi. KPSS’ye, bir alan öğretmenliği mezunu olarak girmişsen, merak edilen KPSS-10 puanındı. Eş dost, akraba ve yakın çevre KPSS-10’un üzerinden seni bir yere atar ya da hiçbir yere atamazdı. Neyse ki, alanımızdan alım gücü iyi olduğu için bir yere kapağı atabilmiştik. Ama kadrolu değil, sözleşmeli olarak. O zamanlar bir de, sözleşmeli öğretmenlik diye bir cendere var idi. Hem de ne cendere, hangi tarafından tutarsanız tutun, cendere ki cendere. Cendere saydığım bu statüde, darboğazlardan geçerek ulaşabileceğim bir yerde öğretmenlik mesleğini icra edecektim. Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, Boyuncuk köyü idi o yurt toprağının adı. Oraya atandığım haberini aldığımda, hislerimde bir korku kendini göstermişti. 783 bin kilometrekarelik alanda saydığım bu öz yurt toprağına çok yabancıydı hislerim belki de. Ama hislerimin tesirinde idim, kesinlikle esiri değildim. Ve kararım kesindi, oraya gidecektim. Orada cehaletin pençesinde ve terörün ortasında büyüyen çocuklara el vermeliydim. İşte, bu düşünce ve hislerle yakın arkadaşımın da oraya atandığını duyunca, tedirgin ve temkinli adımlarım oraya ulaşmak için daha da hızlanmıştı.

Arkadaşımla birlikte ilk görev yerimize ulaşmak üzere otobüsle en yakınındaki ilçeye yani Cizre’ye hareket ettik. Cizre’ye indiğimizde hislerimizde ve düşüncelerimizde elbette bir beyazlık yoktu. Zihnimizde ve hislerimizde ise karamsarlığa gidip gidip geliyorduk. Yüzümüzden de, sesimizden de, Cizre caddelerinde adım atışımızdan da bariz bir şekilde bu anlaşılıyordu. Yüzümüzden düşen bin parçaydı. Bu ruh ve beden hali ile Güçlükonak’a bizi ulaştıracak olan aracı beklerken, Cizre’de dolanıyorduk. Bugün, o gün iyiki dolanmışız diyorum. Çünkü dolanırken girdiğimiz dükkanlarda, Cizrelilerle konuşma fırsatımız olmuştu. Ve zihnimizdeki, gönlümüzdeki odalar ilk ışığını o anlarda almışlardı. O ışık ile orada yaşayabilmiş ve mesleğimizi icra edebilmiştik işte. O ışık, MİSAFİRPERVERLİK, YARDIMSEVERLİK, SEVGİ, SAYGI, GÜVEN yayıyordu . Tabi, bizlere de. O ışık aydınlattı zihin ve gönül odalarımızı ve o odalardan POLYANNA olarak GÜÇLÜKONAK sınırlarına girdik.

Meraklanmayın, o insanlar, hala o ışığı yayıyor ve hala yayarak zihin ve gönül dünyalarını aydınlatıyor. Zihin ve gönül dünyanızdakilerin YARDIMSEVERLİK, SEVGİ, SAYGI, GÜVEN gibi ihtiyaçları var ise o insanlara yakınlaşın ve konuşun. Gördüğünüz o ışık, önünüzü gösterir size. O ışık ile girdiğiniz yollar, mesleğinizin en özel ve güzel anı duraklarından geçirtir sizi ve o duraklarda yaşadıklarınızı asla unutamazsınız. İşte o duraklardan birinde yaşadığım bir an, sizlerle paylaşmak istiyorum:

2007 YLINDA, ŞIRNAK'IN GÜÇLÜKONAK İLÇESİNİN BOYUNCUK KÖYÜNDE, TAM CEHENNEM DERESİNİN YANIBAŞINDA BULUNAN BİR KÖY OKULUNDA GÖREV YAPAR İKEN, BİR TÜRKÇE DERS SAATİNDE, AŞAĞIDAKİ ŞİİRİ ÖĞRENCİLERİMLE BESTELEMİŞ VE SÖYLEMİŞTİM... YANIK SESLİ BİR ÖĞRENCİMİN AĞZINDAN DA DİNLEDİĞİM BU ŞİİR, BENİ O GÜN ÇOK DUYGULANDIRMIŞTI... ÖĞRENCİLERİMİ DE TABİ... O ANDA, O ÇOCUKLARIN ŞİİRDEKİ GİBİ BÜYÜK VE SÜREĞEN DERTLERİNİ BİR TÜRLÜ ANLATAMADIKLARINA VE ANLATAMAYACAKLARINA ŞAHİTLİK ETMİŞTİM... VE ÇOK ÜZÜLMÜŞTÜM... ŞU ANDA, ONLARI DÜŞÜNÜRKEN, DAHA ÇOK ÜZÜLÜYORUM...

Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki...

Dayanılır şey değil...

(ORHAN VELİ KANIK)

Yıllar geçti, öğretmen olarak atanma yolumuz (Artık çoğunuz KPSS-121 puan türü ile atanıyorsunuz) ve öğretmenlik statümüz (Artık hepiniz 657 DMK 4/a statüsünde yani kadrolu olarak istihdam ediliyorsunuz) değişti, ama bunca değişikliğe rağmen o insanların mesleğinizin önünü açan o ışıkları hala gün gibi ortadadır (Gün gibi her gün doğar). O IŞIK, DİLERİM HİÇBİR ZAMAN TÜKENMEZ... IŞIK VEREN BU İNSANLARA SES VER EY YENİ EĞİTİM ORDUSU, SES VER... ONLARIN SESE, SENİN IŞIĞA İHTİYACIN VAR... HİSLERİN ANCAK BÖYLE BULUŞUR ONLARLA...

2015-2016 DERS YILI İÇİN EN BÜYÜK DİLEĞİM İSE NE BU SES KESİLSİN, NE DE IŞIKLAR SÖNSÜN OLACAK...

NOT: ÖĞRETMENLERİ, KİLİTLEMEYİNİZ...
SİSTEM, ÖĞRETMENLERİ BELLİ YERLERE GÖTÜRÜYOR VE ÜZERİNE KAPIYI KAPATIP KİLİTLİYOR...
ÖĞRETMEN, BU ORTAMDA AÇILAMIYOR VE IŞIĞINI YAYAMIYOR...
DİŞİ KİLİTLENEN BİR İNSAN GİBİ OLUYOR ÖĞRETMENİN KALEM TUTAN ELLERİ, SES VEREN AĞZI VE GÖREN GÖZLERİ...
ÖĞRETMENİM, YUMMA KENDİNİ!
ÖĞRETMENİM, SENİ YUMANLARA İZİN VERME!

Saygılarımla...

Yahya ASLAN
banner182
Son Güncelleme: 27.09.2015 22:02
Anahtar Kelimeler:
ışık ses
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol