banner374
01 Mayıs 2015 Cuma 22:32
İyi Okul, İyi Öğretmen, Ödev Vesaire
 Marka Anne ve Ali Koç‘un düzenlediği Okul Arıyorum seminerinden notlar paylaşmıştım geçen hafta. O, işin teorik kısmına dairdi, ebeveyn olarak okula ve çocuğumuza bakış açılarımızla ilgili… Bugün işin biraz daha teknik kısmına yer vereceğim: Okul ve öğretmen seçimi, ve ödev konusu…
Derya da blogundaki notlarında yazmış, ‘terapi niteliğinde geçti seminer’ diye… Gerçekten öyleydi… ‘Annelerin okul kaygıları nasıl giderilir?’ Ancak her ne kadar annelerin kaygılarını gidermek çok kıymetli olsa da, günün sonunda ortada hala yanıtlanması gereken sorular vardı: İyi okul nasıl bulunur? İyi öğretmen nasıl bulunur? Bu ödevi işini n’apacağız?
Okul_secimi_22-500x500
Ali Koç’un yanıtlarını kendi deneyimlerimle harmanlayarak vereyim:
İyi okul nasıl bulunur? 
Devlet okulu bazında konuşuyorum: İstanbul derya deniz. Oturduğunuz semte göre, çok iyi devlet okulları olmakla birlikte, imkanları yetersiz devlet okulları da var. Okulların niteliği hakkında bilgi sahibi olmak çok zor değil.
Hakikaten de değil. Örneğin biz Anadolu Yakası’na taşınmaya karar verdiğimizde bu civardaki ‘iyi okulların’ adını öğrenmiştik. Zaten bir elin parmağını geçmiyor bu okullar, senelerdir de aynılar. Öte yandan, mahalle aralarında da gayet iyi okullar bulabiliyorsunuz, daha doğrusu iyi öğretmenlerin olduğu okullar.
Biz şu andaki okulu aynen böyle bulduk. İlk etapta daha büyük, eski, köklü okullara yönlenmiştik. Sonra canım bir arkadaşım dedi ki ‘Elif bak bu okul küçük, hem de yakın… E zaten Moda küçük bir yer, herkes birbirini tanıyor. Gel sen buraya ver oğlanı.’ Öyle oldu.
İyi öğretmen nasıl bulunur?
Ali Koç’un önerisi: Çocuğunuzu göndermeyi düşündüğünüz mahalledeki parklara gidin, okul çıkış saatinde… Oradaki annelere (bulabilirseniz babalara), anneanne/babaannelere sorun bakalım çocukları hangi okuldaymış. Öğretmenleri kimmiş? Nasılmış? Böyle böyle kulis yapın.
Ama işte kime göre, neye göre iyi öğretmen? Herkesin beklentileri farklı. Kimine göre iyi öğretmen çok ödev veren öğretmen. Kimine göre az ödev veren… Kimine göre sınav sistemine hazırlayan öğretmen iyi öğretmen. Kimine göre yarış atı yetiştirmeyen.
İyi öğretmen dediğin nedir? Öğretmen nedir ki? Nasıl olmalıdır? Bu konuda EgitimPedia’da gazilyon tane yazı var. İşin teorik kısmı da tartışılabilir. İçinde bulunduğumuz kitlesel, neresinden tutsan elinde kalan milli eğitim sisteminde benim için tek bir kriteri var bunun: Çocuğumu sevmesi… Öğretmen çocuğumu sevsin, yeter. Onu ezmesin, onu üzmesin, daha da bir şey istemem ben.
Elbette çocuğumun yaratıcılığını öldürmesin, onu öğrenmeye teşvik etsin, araştırmayı, soru sormayı özendirsin gibi şeyler de ekleyebilirim buna… Ama beklentilerimi minimize etmeyi öğrendim ben. Varsın Kaptan Düşük Don kitaplarını ‘Saçma sapan’ bulsun. Evde okuturum ben onları, çok da dert değil. Öğretmen benimle aynı düşünmek, benimle aynı zevklere sahip olmak zorunda değil. Dedim ya, çocuğumu sevsin, bana yeter.
Ödev işini ne yapacağız?
Ödev konusu, okullu hayatın en can alıcı konularından biri. ‘Yeni akşam yemeği ödev’ deniyormuş artık eğitim çevrelerinde… Yani eskiden aileler akşam yemeğinde bir araya gelirlerdi ya hani (günümüz çalışma şartları, uzun çalışma saatleri bunu bile etkiledi), şimdi ödev etrafında bir araya geliyormuş aileler…
Ve artık anaokuluna kadar iniyor ödev. Oluyor. Okullar ‘çocuklar aileleriyle vakit geçirsin’ adı altında ne bileyim, yok boyama, yok yaprak toplama ödevi veriyorlar çocuklara… Çocuklarımızla okul dışında nasıl vakit geçireceğimize de karar veriyor bazı okullar. Ama biz parka gideceğdik?
Biz de ilk sene ne çekmiştik ödevden. Hayatımda çocuğumla arama giren en zor şeydi herhalde, bir daha da hiç girmesin isterim. Birinci sınıf velisi olmayı çok zor bulmuştum ben, tam da bu yüzden.
İkinci sınıfta başka bir okula geçtik, şimdiki öğretmen etüt yaptırdığı için etüde kalan çocuklar ödevi okulda yapma imkanı buluyorlar. Deniz etüde kalmayı tercih etti, böylece ödevlerini okulda bitirebiliyormuş. Eve gelince oyun oynamak istiyormuş. Bundan daha net anlatamazdı bence çocuk ödeve olan bakış açısını…
‘Ödev, o gün okulda öğrenilen konuyla ilgili bir DENEYİM yaşanmasıdır. Sayfalarca tekrar edilen yazılardan çocuk bir şey öğrenmez’ dedi Ali Koç. Örneğin, birinci sınıf öğrencisine üç sayfa ‘ELA’ yaz diyor öğretmeni… Öğrensin diye… Peki çocuk L ile A’yı yanlış bağlıyorsa n’olacak? Yanlış öğrenecek, hem de üç sayfa… Ondan sonra kolaysa düzeltin bakalım.
Ödevin gerekliliğini ya da gereksizliğini eğitimsel açıdan tartışabilecek kapasitede değilim. Ancak bir anne olarak, bir veli olarak, sayfalarca verilen tekrar ödevlerinin, çocukla ailesi arasına nifak tohumları serpmekten başka bir işe yaradığını da görmedim.
Ali Koç bunu bertaraf etmenin, ödevin sorumluluğunu çocuğa teslim etmekte yattığını söylüyor. Onun ödevi, onun kararı. İlahi Ali Bey, bizim gibi ne yiyeceğine, ne kadar yiyeceğine, ne zaman ne kadar üşüyeceğine çocukları adına karar veren ebeveynlere söylenecek laf mı bu?! Elbette zorla yaptıracağız ödevleri de!
Şaka şaka… Öyle olmaması lazım tabii… Çocuğa ödevin kendisiyle öğretmeni arasında olduğunu anlatmak ve sonra geriye çekilmek lazım. Tabii ki çocuğun ertesi gün azar işiteceğini bile bile bunu yapmak kolay değil. Ama, azarı bir kenara bırakalım, gerçekten de bir şey öğreniyor mu ki sevmeyerek yaptığı ödevden? Şahsen bence o sırada Lego yaparak daha çok mühendislik bilgisi ediniyor çocuk…
‘İyi diyosun da hocam, öğretmeni çok ödev veriyor bizim çocuğa, yapamıyor bizimki… Yapamayınca da düşük not alıyor’ mesela… Napıcaz? ‘Yetişkin müdahalesinin gerektiği durumlarda müdahale edeceksiniz’ dedi Ali Koç. Çocuğunuz duygusal olarak eziliyor, uykuları kaçıyor, iştahı kesiliyorsa mesela… ‘Eksik ödevin ilk belirtisi karın ağrısıdır. Çocuğunuz bir sabah uyanıp ‘karnım ağrıyor’ diyor, okula gitmek istemiyorsa karnına değil, çantasına bakın’ diye de ekledi. Nasıl tüyo ama? (Siz yine de karnına da bakın annesi, yazık, öpün geçsin)
Onun dışında bırakın kendisi çözsün öğretmeniyle arasındaki ödev sorununu… Belki kendini izah edecek, belki öğretmenini ikna edecek? Sizin, böylesi bir zaferi çocuğunuzun elinden almaya hakkınız var mı? Yok, biliyoruz. Ama çocuğumuzun üzülmesine katlanamıyoruz. Ama doğru değil biliyoruz. Ama… neyse işte…

Alıntı: Egitimpedia.com
Kaynak: http://blogcuanne.com/2015/04/21/okul-secimi-iyi-okul-iyi-ogretmen-odev-vesaire/
banner182
Son Güncelleme: 01.05.2015 22:32
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol