banner374
19 Haziran 2016 Pazar 13:41
Karnenin Hangi Tarafına Bakalım?
 Sistemin durumuna ilişkin çeşitli vesilelerle kamuoyuna yansıyan tartışmalar da yok değil. Ancak tartışmaların hem yoğunluk hem derinlik itibariyle arttırılmasında zaruret var. Zira sistemin performansı sadece teknik aksaklıklar, yöntem ve tekniklerde uygunsuzluk, müfredat düzenlemelerinde ayarsızlık gibi tali sıkıntılar üzerinden ele alınamaz, alınmamalıdır. Zira mevcut yapılanması ile eğitim, tarihsel arkaplanı, iktidar ile ilişkisi, amacı ve hedefleri ile siyasal bir organizasyon niteliğinde. Dolayısıyla alana ilişkin tartışma ve kavrayış bu gerçekliği dikkate almak ve meseleyi kişisel gelişim formatında ele alan iyimserliğin tuzağına düşmeden mesafe alması gerekiyor.


Özellikle batı dışı toplumlarda eğitim düzeneğinin topluma dönük tahripkâr bir düzenek olarak işe koşulduğu bilinmektedir. En azından Kant'tan itibaren ergin olamayışımızın nedenleri olarak dile gelen eskinin tasfiyesi motivasyonuyla yapılandırılan sistem, çift başlı Janus gibi, iki tarafı keskin bıçak gibi iki işlev görmekte. Bir taraftan eskinin tasfiyesi diğer taraftan yeninin aktarılması. Ancak sentetik bir kurum olan bu düzenek, okul, kültürel aktarımın doğallığında yetişen nesillerin yarıldığı, yırtıldığı, uyuşmaz ikiliklerin cenderesinde konuşlandıkları bir hal yaratıyor. Bu hal sadece öğrencilerin kişilikleri açısından değil verili sistemin işleyişi açısından da tenakuzlar, açıklar ve dökülmeler oluşturuyor. ruh ve duygu, kimlik ve inanç bütünlükleri hedef alınan veyahut verilen eğitimle-eğitimin fiziksel yapılanmasından gizil müfredatına değin tüm yapılanmasıyla-  bu bütünlükleri kaybolan insanların iki cami arasında bînamaz şeklinde ömür tüketmelerine neden olmaktadır.


Eğitim sistemi pek çok açıdan büyük bir organizasyon, planlama ve bürokrasi eşliğinde uzman, personel, vs. gibi enstrümanlarla devreye hayata geçirdiği bir uygulamadan beklentilerinin çok altında bir sonuçla karşılaşıyor. Derin sosyolojik ve felsefi okumaların nesnesine indirgenemediği için söz konusu başarısızlık üzerine klişe ezberlerden öte bir şey söyleyemiyoruz, söyleyecek bir şey bilmiyoruz.


Ancak Temel fıkrasında dile gelen husus bile bu açıdan ziyadesiyle ufuk açıcı ve konuya ilişkin bir takım ipuçlarını barındıran hüviyette.


Temel oğlunun getirdiği karneye bakmış:


Sol tarafta notlar: Türkçe zayıf, Matematik zayıf, Fen Bilgisi zayıf, Vatandaşlık zayıf


Sağ tarafta notlar: Arkadaşları ile uyum pekiyi, Hal ve gidiş pekiyi, Temizlik pekiyi


“Uyyy!” demiş Temel, “Şu öğretmene bak. Benim öğrettiklerimin hepsi pekiyi, onun öğrettiklerinin hepsi zayıf…”


Burada da dile geldiği gibi sıkıntı şurada düğümlenmekte: Bir tarafta yüzyıllardır süzülüp gelen bir kültür… İnsanlara varoluş zemini sağlayan, anlam ve anlaşılır bir dünya sunan kültürel saha. Diğer tarafta ise özellikle modern zamanlarla birlikte ideolojik-politik tahayyülleri-fantezileri doğrultusunda bu dünyayı hedef almayı marifet sayan dolayısıyla burayı yıkıma uğratıp siyasal laboratuvarlarda yeni bir kültürel aura üretmeyi siyasal düzenek üzerinden hevesle benimseyen bir pratik peyda oldu. Söz konusu başarısızlık ve yahut karnelerin sol tarafları ile sağ tarafları arasındaki yarılma bu yaklaşımdan bağımsız ele alınamaz. Elbette mesele sosyal bilimler alanında titizlikle ele alınmalı ve Temel'in isabetli tespitinde açığa çıkan kültürel doğallık ile siyasal-bürokratik kurgu arasındaki uyumsuzluk sorgulanmalı şüphesiz! 

Ali AYDIN
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol