banner374
02 Ekim 2016 Pazar 21:10
Milli Eğitim Kalkanı
15 Temmuz FETÖ kalkışması ve işgal girişiminden sonra herkesin dikkat çektiği, rayına oturtulması noktasında taraflı tarafsız herkesin üzerinde mutabakata vardığı bir alan var, o da, MİLLİ EĞİTİM. Zira; şunu bilmekteyiz ki, MİLLİ EĞİTİM, gelecek kuşakların yetiştirilmesinde dünden daha fazla  sorumluluk ve görev almak mecburiyetindedir. MİLLİ EĞİTİM, eğitim öğretim alanlarında en küçük bir boşluğu kabul edemez. Asla akıldan çıkarılmamalıdır ki, MİLLİ EĞİTİM yoksa, o alanı illegal birtakım yapılar, tipler ve düşünceler doldurmaya yeltenecektir. Dün, Fethullahçı Terör Örgütü,  okullarıyla, yurtlarıyla devletin  eğitim öğretim alanındaki etkinliğini ve nüfuzunu kırarak bunu gerçekleştirmiştir. Bugün ise devleti devre dışı bırakıp bu alana yeltenecek birtakım dahili ve harici bedhahlar olabilir. Pekala, dinsel, ideolojik, cemaatsel, mezhepsel, etnisete olarak ya da inançsal boyutta eğitim öğretim alanına karışıp gelecek nesilleri beyin yıkama metodu ile etki altına alarak daha sonra devlete karşı kullanabilecek bu örgütlenmelere karşı hangi kalkanı kullanabiliriz?
 Bu kalkanın adı, devletin her alanında baskılayıcı ya da bıktırıcı şekliyle değil de, daha ziyade yardımcı ya da kılavuzluk yapan bir öğretmen misali kendini gösterdiği MİLLİ EĞİTİM kalkanı olmalıdır. Fırat Kalkanı nasıl ki haricide YPG/PYD’nin önünü kapattı ise bu kalkan da dahilide FETÖ’nün, DAEŞ’in ve PKK’nın ve diğer illegal örgütlerin önünü kapatacaktır. Fırat Kalkanı toprak bütünlüğümüzün korunması, MİLLİ EĞİTİM kalkanı gelecek nesillerin korunup kollanması için önemli bir misyona ve vizyona sahiptir. Bu misyon ve vizyon istikametinde Fırat Kalkanı Cerablus’a ve Münbiç’e kadar uzandı; Milli Eğitim kalkanı ise 2023’lere, 2053’lere ve 2071’lere kadar uzanmalıdır. Unutmayınız, bir tarafta 1919’ların, 1920’lerin, 1923’lerin kazanımları ile bütünleşmiş bir toprak bütünlüğü var iken; diğer tarafta da misak-ı milli yolunda özverili bir bağlılık ve sadakatle emperyalizme karşı savaşım vermiş dedelerimizin deneyimlediği, bizlere tüm anlarıyla göstererek yaşattığı, bu bağlamda örnek olduğu, emperyalizm karşımıza çıkınca kullanmamızı telkin ettiği  milli birliktelik-bütünlük var.
Emperyalizmin tornasından çıkmış ve vatanın bütünlüğünü bozmaya kendi oluşturdukları dinsel, mezhepsel, ideolojik ve etnisite temelli ‘kutsallar’ üzerinden ant içen bazı oluşumların, aklını ve vicdanını devre dışı bırakmış kişileri,  nasıl hedeflerine koydukları ise gerçekliğin penceresinden görülendir. Bu bakımdan, 15 Temmuz öncesi, evvela PKK ve DAEŞ’in aklını ve vicdanını yitirmiş kimseler eliyle yüzlerce insanın canını aldıkları ortadadır. 15 Temmuz günü de, FETÖ’nün,  ele aldığı aklını ve vicdanını kaybetmiş kimseler eliyle meclisi gözünü bile kırpmadan nasıl bombaladığı, polis özel harekat merkezini bombalayarak 50 özel harekat polisini ne şekilde şehit ettiği, tankların altında ezerek ya da hain silahlarından çıkan kurşunlarla 241 insanımızı nasıl şehit ettiği de önümüzde durmaktadır. Hal böyle iken, MİLLİ EĞİTİM, aklını ve vicdanını HÜR VE ÖZGÜR kılan, vatanın bütünlüğünü  savunan, Türk Milleti birlikteliğini bir miras sayan kuşakları yetiştirmek için çocuklarımızı Atatürk’ün dediği gibi MİLLİ EĞİTİM ÖĞRETMENLERİNE EMANET ETMELİDİR. Ne FETÖ’ye, ne PKK’ya, ne DAEŞ’a,  ne illegal diğer örgütlere,  ne de birtakım cemaat ve tarikatlara kaptıracak bir çocuğumuz dahi olmamalıdır. MİLLİ EĞİTİM içinde bu yapı ve oluşumların borazanlığını yapan her kim var ise, gözünün yaşına da bakılmamalıdır. Zira; her öğretmen evvela Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olma sorumluluklarını bilmelidir, bana göre yurttaş sorumluluğu öğretmen sorumluluğunun önünde gelir, zira her öğretmen bilir ki, YURTTAŞ olmadan ÖĞRETMEN olunmaz. Bu bağlamda, KPSS’nin genel şartlarında, ilk sırada şu maddeyi görürüz:
  1. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Olmak (Yurttaş Olmak)
Bilinmelidir ki, Fethullahçı çetenin çökerttiği kurumlardan birisi olan MİLLİ EĞİTİMİ ayağa kaldırarak,  kuran-ın dediği üzere akleden bilimin dediği üzere sorgulayan bir nesli yetiştirmek için aklı, sorgulamayı temel alan bir Milli Eğitim kalkanı ile geleceğimizi emanet ettiğimiz kuşakların zihnini açabiliriz. Böylelikle, Milli Eğitim sistemini, fikri hür vicdanı hür kuşakların yetişmesi temelinde oluşturabiliriz. Yoksa, kuşakların aklını çalan birtakım illegal yapılar, o kuşakları öyle bir şekle sokar ki, aklımız hayalimiz almaz. Nitekim, FETÖ’cü işgalcilerin 15 Temmuz günü ne halde göründükleri ortadadır ve aklını ve vicdanını birilerinin ellerine bırakmış kişilerin nasıl cani olabileceklerine dair büyük bir ders olarak tarihsel hafızalarımızda ve kitaplarımızda yerini almıştır.  Çocuklarımızın aklını ve vicdanını çalmak ya da gasp etmek için peşlerine hangi illegal oluşum ya da yapı düşerse, 15 Temmuz aklımıza düşmelidir. Çünkü akıl ve vicdan Tanrı tarafından insanın cüz-i iradesine teslim edilmiştir, cüz-i irade Tanrı’nın bir emanetidir insana, o iradeyi de insan mezhepsel, dinsel, ideolojik kimliğe sahip bir kartelin eline bırakırsa, cüz-i iradeyi çalıştıramaz, Allah’ın emanetine ihanet etmiş olur. Cüz-i irade, ancak vicdanı hür  fikri hür anlayışı ile kurulan  bir tedrisat ile çalıştırılır. Yoksa, çalışamaz. Unutmayınız ki, VİCDANI HÜR FİKRİ HÜR BİR İNSAN, NE CANLI BOMBA OLUR, NE İNSANLARIN ÜZERLERİNE BOMBALAR YAĞDIRABİLİR, NE DE İNSANLARI KURŞUNA DİZEBİLİR. Bu bağlamda, öğrencilerime her zaman şu telkinde bulunurum: ‘CÜZ-İ İRADE SİZİNDİR, ONA KİMSEYİ DOKUNDURMAYIN, O İRADEYİ ÇALDIRIRSANIZ , DÜNYA’DA KENDİNİZ OLARAK DEĞİL,  BAŞKASI OLARAK YAŞARSINIZ. Cüz-i iradenize sahip çıkın ki, özgünlüğünüz ve özgürlüğünüz ortaya çıksın. Cüz-i irade, DÜNYA’daki özgürlük alanınızdır.Cüz-i irade, birey olduğunuzun tescilidir. Aklını ve vicdanını çaldırdığı için cüz-i iradesi kapalı durumda olan insana, kendini kaybetmiş insan derim. Kendini kaybetmek, cinnet haline benzetilebilir. Demek ki, akıl ve vicdan kullanılmaya kullanılmaya köreldikçe iradesizlik baş gösterir, en sonunda kendini kaybetme hali hasıl olur. Unutmayınız, cüz-i irade,  Dünya’da kullanılması için insana verilmiş bir tercih hakkıdır, bu hakkınızın elinizden alınmasına rıza göstermeyiniz. Yunus’un da dediği üzere insan önce kendini bilmelidir. Yoksa, akıl ve vicdan hırsızlarının ellerinde oyuncak olurlar.Onun için Dünya’da en tehlikeli insan tipi, kendini bilmeyen, kendini kaybetmiş olandır. Bunun da nedeni, akıl ve vicdan melekelerini çaldırmış olması ve bundan ötürü cüz-i iradesini çalıştıramamasıdır. Onun için aklınıza ve vicdanınıza mukayyet olun ve hayatınızın her anında cüz-i iradenizi devreye koyun. İnanın, kendi aklınız, kendi vicdanınız, kendi cüz-i iradeniz size Dünya’da hep iyilik yapmayı telkin edecektir. Böylelikle,  İYİ BİR İNSAN olacaksınız. Ve isminizin önünden hiç ayrılmayacak SEVGİLİ sözcüğü.’
Evet, birey olamamış, aklını ve vicdanını birinin eline teslim etmiş, bu nedenle de cüz-i iradesini hiç devreye sokamamış, 15 Temmuz günü kendini kaybetmiş olan cani ruhlu kimselerin gözlerini nasıl kararttıklarını gördük. İşte,  tam da bu nedenle, çocuklarımızın akıl ve vicdanları körelmesin diye,  cüz-i iradeleri hep çalışır olsun diye,  başkaları değil kendileri olabilsinler diye MİLLİ EĞİTİMİ,  sorgulayan özgür akıl ve vicdan temelleri üzerinde inşa etmeliyiz. Çocuklarımıza, derslerin yıllık planlarındaki kazanımlardan önce aklı, vicdanı, cüz-i iradelerini kullanabilmeyi kazandırmalıyız. Yoksa, kötü niyetli kimselerin peşlerine takılarak, onların öğretilerine kapılıp meftun olarak bu devlete, bu millete faydaları değil, zararları olabilir. Maşa, piyon olmaya müsait insanlar değil;  birey olma, kendisi olma arzusu ve inancı olan insanlar yetiştirebilmeliyiz. Yoksa, emperyalist güçler, aklını çaldırmış insanları kontrol eden çok FETÖ bulabilir, birini atar, diğerini kullanır.

Yazının sonuna bunu ekler misiniz hocam? Yazar Wıesel'in 'Coşkun Ruhlar' isimli kitabından şu alıntı ile bitirmek istiyorum: ''Ölüp Tanrı katına çıktığımız ve yaratıcımızla karşılaştığımız zaman, yaratıcımız bize neden bir mesih olmadın diye sormayacaktır, filan şeyin çaresini neden bulmadın diye sormayacaktır, o kutsal anda, bize sorulacak tek soru, neden kendin olmadın, olacaktır...''

Saygılarımla...
 
Yusuf SEVİNGEN
 
banner182
Son Güncelleme: 02.10.2016 21:36
Anahtar Kelimeler:
milli eğitim kalkanı
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Esitlik 2 ay önce

+4 lerin durumu ne olacak.