banner374
03 Ocak 2016 Pazar 22:54
Ödev, Öğretmen-Öğrenci Arasında Bir Mevzudur
 Malumunuzdur ki, 22 Ocak 2015 günü, 2015-2016 ders yılı 1.dönemi sona erecektir. Tüm öğrencilerimiz, böylelikle takvimsel olarak sıkıştırılmış ve üzerlerine bindirilmiş bir dönemi de kapatmış olacaklardır. Dileriz, 1.dönem tüm öğrencilerimiz için istikbale daima umutla bakabilecekleri, inançlarını hiçbir zaman kaybetmeyecekleri cihette tamamlanır. 
Şunu çok iyi bilmekteyiz ki, çocuklarımızın ATİSİ üzerinde büyüklerimiz büyük bir keyfiyet ve hiçbir duyarlılık barındırmayan hassasiyet ile AT koşturmaktadır. Büyüklerimiz, başat olabilmek uğruna adeta atbaşı bir çıkarsal yarışın içinde, eğitim öğretim ortamını ve özünü amaçlarından gitgide uzaklaştırmaktadır. Perişan edilen, toparlanmaya dahi fırsatı olmayan, eyyamcılık havuzunda devamlı yıkanan, geçiştirilerek ya da geçici çözümlerle devasa bir yığına dönüşmüş eğitim politikaları için dişe dokunur uzun vadeli net bir yol aramanın vakti geldi de geçiyor bile. 
Eğitim öğretim politikaları, şimdiye dek, tüm paydaşları tarafından anlaşılır kılınmadı. Doğru dürüst anlaşılmayan ve çetrefilli olan, amacı yalnızca çocuğa meslek edindirmeden ibaret sanılan bir eğitim öğretim çizgisinin, geldiği nihai nokta burası işte. Bu noktaya, eğitim öğretim politikalarına yön verenlerin elleri ile gelmiş bulunuyoruz. O ellerin, birçok çocuğun kaderi ile oynadığını da görmezden gelemeyiz elbette. İşte, artık eğitim öğretim politikalarını, yalandan ya da göstermelik ya da prosedürden değil, gerçekten asıl paydaşların ele alması gerekiyor. Bu gerekliliğin bilincinde ve sorumluluğunda olan paydaşlar grubu, eğitim öğretim politikalarını devasa yığınlardan, perişan vaziyetten el birliği ile alıp çıkaracaktır. Yoksa, üzerimize üzerimize gelen bürokrasinin, gününü kurtardığı kadar olan vizyonu ile sığ ve dar boşlukta çırpınır dururuz. Çırpınmamak için tek yol var, o da eğitim öğretim ortamının mikserdeki malzemeler gibi çırpılmasına izin vermemektir. Zira; her veli, her öğretmen, her sendikacı, her kişi, taze kuşakların, eğitim öğretim politikalarına yön verenlerin ellerinde oyuncak olmaması için birleşmelidir. Ve mücadele sahasını, eğitim öğretim sahasında yürütülen iş/işlemleri gerçekten etkin ve etkili katılımcılık ile ele alabilmek için genişletmelidir. VE ARTIK HALE YOLA GİREN, NE YAPTIĞINI BİLEN BİR EĞİTİM ÖĞRETİM ÇİZGİSİ İSTİYORUZ DİYEREK, KOL KOLA YÜRÜYEBİLMELİDİRLER. BU YÜRÜYÜŞ, TAZE KUŞAKLARIN İSTİKBALİ VE KADERLERİNİ ELLERİNE VEREBİLMEK İÇİN OLMALIDIR. Buradan hareketle, özellikle son zamanlarda, eğitim öğretim camiasında sıkça konuşulan iki konuya gelmek istiyorum. Bunlar:
1- Bitişik Eğik Yazı Israrcılığı
2- Yarıyıl Tatili için Ödev Talimatı
Bitişik Eğik Yazı Israrcılığı
MEB, bitişik eğik yazı ile ilgili paydaş görüşlerini almak üzere internet ortamında bir anket çalışması uygulaması yaptı. Bu anket çalışması uygulamasına katılımın yüksek olduğu kanaatini taşıyoruz. Zira; MEB tüm okulları anket çalışması ile ilgili bilgilendirdi ve katılımın yüksek olmasını arzuladı. Fakat, gel gör ki, anket sonuçları açıklanmadan, bakanımız bitişik eğik yazı ile ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. Açıklama şöyle idi, bitişik eğik yazı uygulaması devam edecek. Bu açıklama üzerine insan sormadan edemiyor, bitişik eğik yazı ile ilgili anket çalışması, nabız yoklamak için ise neden bu yoklama sonucu açıklanmadan böyle bir açıklama yapıldı? Anket sonucu dikkate alınmayacaksa, boşu boşuna neden paydaşlar meşgul edildi? İşte, neden yapıldığı bilinmeyen ve anlaşılmayan bir işleme örnek. Yukarıda anlattıklarımızla birebir örtüşüyor sanırım. Öyle değil mi? Bakanlığımız kafasında bitirdiği iş için kafaları keşke meşgul etmeseydi diye düşünüyorum. Katılmış olduğum bitişik eğik yazı ile ilgili MEB anket çalışmasında, bitişik eğik yazının kullanılmamasının pedagojik açıdan daha yerinde, doğru ve uygun olacağı görüşünü içeren seçenekleri tercih ettiğimi ve aşağıdaki şu açıklamayı yaptığımı ayrıca sizlerle paylaşmak isterim (Her ne kadar MEB dikkate almamış olsa da):
‘’ BİTİŞİK EĞİK YAZININ ESAMESİNİN OKUNMADIĞI BİR SOSYAL ÇEVREDE, BİTİŞİK EĞİK YAZI İLE KUŞANAN ÇOCUK, BİTİŞİK EĞİK YAZIYI NEREYE KOYACAK? KOYACAĞI YER, YALNIZCA DEFTERİ OLACAK. PEKALA BİTİŞİK EĞİK YAZI ISRARINIZ, SİZCE ÇOCUĞUN DEFTERİNDE SIRITMAYACAK MI?’’ 
Yarıyıl Tatilinde Ödev
Bakanımız Nabi AVCI’nın, öğretmenlerin öğrencilere yarıyıl tatilinde ödev vermemesi için okullarımıza gerekli talimatı vereceğiz açıklamasının ardından üzerime bir şaşkınlık çöktü. Bu şaşkınlık çöküntüsü ile düşünemez oldum. Şaşkınlığın etkisi geçince, aklımı ele aldım ve başladım düşünmeye. Tabi, Uğur MUMCU’nun deyimi ile düşünce için bilgi gerekti. Biraz bilgilendim ve bilahare malum konunun üzerinde düşünmeye koyuldum. İlk etapta, ödev kelimesinin sözlük anlamları ile ilgili TDK üzerinden bilgilendim. Bu bağlamda, TDK üzerinden alınmış ‘ödev’ kelimesine ait sözlük anlamları aşağıya olduğu gibi aktarıyorum. 
ödev 
isim 
1. isim Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe
"Şimdiye kadar ihmal ettiğim için kendimi suçlu saydığım bir ödevi yerine getirdim." - N. Hikmet
2. Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma
"Öğretmenleri ödev vermiş, ders çalışıyorlar." - A. Ümit

Evet, görüldüğü üzere ödev kelimesinin iki farklı anlamı var. Bizi ilgilendiren anlamı ise ikinci anlamıdır. İkinci anlamında ise, ödev için şunlar söylenmiş. Ödev, öğretmenin öğrencilerine verdiği çalışma imiş. Demek ki, ödev eğitim öğretim ortamında öğretmen-öğrenci arasında bir mevzudur. Bu mevzuya ilişecek başka da kimse yoktur. Ödev muhatabı, yalnızca öğrenci ve öğretmendir. Öğretmen ile öğrenci arasında olan ve başka muhatabı olmayan bu mevzuya karışmak, sözcüğün anlamına uymamak olur. BIRAKALIM, MEVZU, ANLAMINDAKİ İLİŞKİ ÇERÇEVESİNDE YÜRÜSÜN... BU MEVZUYA, BAŞKA KİŞİLERİ DEVREYE SOKARAK (BUGÜN BAKAN OLUR, YARIN İL MEM OLUR, ERTESİ GÜN VELİ OLUR), MEVZUATSAL BİR ANLAM YÜKLEMEMEK LAZIMDIR. ÖDEV, BU ANLAMSALLIĞI İLE YA-ŞA-MA-LI-DIR... YOKSA, ÖDEV ASIL ANLAMINDAN KOPAR... BU DURUMDA, VERİLMESİ YA DA VERİLMEMESİ GEREKTİĞİ GİBİ BİR MEVZUATSAL ANLAMA SAHİP OLUR Kİ, O ZAMAN AKIBETİ PERFORMANS ÖDEVLERİ GİBİ OLUR İŞTE... 
SONUÇ OLARAK, YARIYIL İÇİN VERİLEN ÖDEV TALİMATI İLE ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ ARASINA GİRMEYİNİZ LÜTFEN!.............
ÖDEV, ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ ARASINDA BİR MEVZUDUR... KA-RI-ŞIL-MA-MA-LI-DIR...
ÖDEVE, BAŞKA İLİŞKİLER AĞI KURARAK, BİR MEVZUAT BİÇİLMEMELİDİR... ÖDEV TALİMATI, YOKSA ÖDEV YÖNERGESİNE Mİ EVRİLECEKTİR? İYİ O ZAMAN MEVZUATA YÜKLENİN YÜKLENEBİLDİĞİNİZ KADAR, OH NE ALA...
UNUTMAYINIZ Kİ, ÖDEV, ÖĞRENME DEVAMLILIĞINI SAĞLAR... OKUL DIŞINDA, EVDE, HER YERDE ÖĞRENMENİN YOLUDUR AYNI ZAMANDA...
NOT: MEB, 2015-2019 STRATEJİK EYLEM PLANINI YAPTI. PEŞİNDEN İLLER DE, İLÇELER DE, OKULLAR DA... 2019 SONUNDA, STRATEJİK ÇIKTINIZ NE KADAR İSE YAPTIĞINIZ STRATEJİLER DE O KADARDIR. NE DİYORDU, 9. CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL:
‘’BEN, STRATEJİNİN DOĞRU OLUP OLMADIĞINA BAKARKEN, TEK KRİTERİ ESAS ALIRIM KENDİME. O DA, YAPILAN STRATEJİNİN SONUCUDUR. BU KADAR BASİT İŞTE...’’
2010-2014 STRATEJİSİNİN SONUCUNU, 12. CUMHURBAŞKANI ‘’EĞİTİM ÖĞRETİM ALANINDA HEDEFLEDİĞİMİZ NOKTAYA GELEMEDİK, BU ALANDA ÇOK ZAYIF KALDIK, EN ZAYIF KALDIĞIMIZ ALAN OLDU...’’ SÖZLERİ İLE AÇIKLIYORDU... BU BAKIMDAN, 9.CUMHURBAŞKANI ZAVİYESİNDEN BU STRATEJİ, YANLIŞ OLMUŞTUR...
O ZAMAN DÜZELTİLMELİDİR... HER BAKIMDAN...
Saygılarımla...

Yahya ASLAN
banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Ali gül 12 ay önce

Ödev çocuğun eve getirdiği iş gibidir. Hangi yetişkin eve is getirmekten hoşlanır. Ödev derken okumayan bir nesil yetişiyor.

Avatar
SINIFÇI SS 12 ay önce

eli̇ni̇ze yüreği̇ni̇ze sağlik herşeyi̇ özetlemi̇şsi̇ni̇z