banner374
01 Haziran 2015 Pazartesi 11:01
Öğrenme isteği bitiyor mu?

 Öğrenci olmak ilk çağda da zordu…

Bir elinizde çekiç, bir elinizde keski yazdığınızı düşünsenize… Veliler en çok neden şikâyetçi olurdu acaba? Kayaların büyüklüğünden mi, çekiçlerin ağırlığından mı,  yoksa çocukların çekiçleri ellerine vurup yaralanmalarından mı? Hata yapınca silgi de yok…
    •    Bizim öğretmen granit kaya üzerine bir ödev vermiş, babası ile uğraştılar yine de bitmedi.
    •    Olsun komşum, böyle çalışırsa, ileride kralın mezarının yazılarını yazar.
    •    Yazmasına yazar da benimki hayvan resimlerini çizemiyor, ne yapsak bilemiyorum.
    •    Sorma, bizimki de geçen gün geyiğin boynuzları eksik kazımış, öğretmen azarlamış.
Düşünsenize belli bir okul da yok. Her yer okul… O kaya senin, bu kaya benim.
Kışın mağaralarda, maaile eğitime devam… Yazın çayır çimen… Yaz okulunda, ok atma, takı gibi dersler de var. İleri sınıflarda ek olarak kesici alet imalatına giriş dersleri de veriliyor olmalı.
Çocuklara nasihatler de var elbette… Aman çocuğum iyi çalış ki av resimlerimizi sen yap. Geçen sene av kötü geçmişti bu sene şöyle görkemli bir iş çıkart ki tanrıları memnun edelim. Aman evladım baban gibi otlara yatıp zamanını boşa geçirme emi! Tanrılar bileğine güç versin.
Okul kıyafeti diye bir şey yok o çağda, henüz tekstil sektörü gelişmemiş. Mahallî okullar var, yani servis sorunu da yok.
Aman çocuğumun mağarada eli islenmiş, bugün kapkara geldi gibi şeyler de sorun edilmiyor. Hijyen hak götüre.
Hiç durmamış bu eğitim öğretim işleri, geliştikçe gelişmiş. Bence ilk olarak Sümerler işin tadını kaçırmış. Yazıyı kullandıkları yetmiyor gibi bir de kil tabletleri üretmiş ve kullanmışlar. Önceki devir insanları bu geçişe amma da imrenmiştir.
    •    Bizim zamanımızda koca koca kayalara bilek gücüyle kazırdık, şu hâle bak, toprak üstüne çalıyla bile kazınabiliyor. Ne buluş ama!
Yazmak kolaylaşınca insanoğlu daha çok içini döker olmuş. Aklına gelenleri hatta daha fazlasını yazmış. Onlar yazdıkça bize de o günlere ait daha çok bilgi kalmış elbette. Sümerlerde medeniyet var, şehirler kurulmuş, evler, tapınaklar inşa edilmiş. Hatta okullar bile var. O kadar ki öğretmenlerin olduğu, bazı çocukların tembellik ettiği, zenginlerin özel ders için hoca tuttukları ve öğretmenlerin o devirde de az para kazandıklarını, o kil tabletlerden öğreniyoruz.
Sorunlar da var ama…
    •    Oğlum yazsana!
    •    Tabletim kurumuş yazamıyorum.
    •    Olsun sen kazı, olduğu kadar artık…
Elbette tabletini, çivisini evde unutan o dönemde de var. Kandilin yağı bittiği için ödevini yapamayan ve ertesi gün azar işiterek kulakları çekilenler de olmuş.
Anlayacağınız her çağda eğitim öğretim işleri zormuş. Öğrenme isteği çocuktan gelince işler yolunda gitmiş ama bu ebeveynler tarafından yapıldığında aynı başarı elde edilememiştir.
Bu çağda, bu kadar caydırıcı ve dikkat dağıtıcı ile birlikte hangi öğretim programı ve öğretim yöntemleri daha çok başarı getirir? Gelişmiş toplumlar bu konuda daha gerçekçi yaklaşımlar gösterirken, gelişmekte olan toplumların kafası karışık. Biraz ondan biraz bundan, o ülkeden, bu ülkeden iyi örneklere atlayarak “ortaya karışık” program ve öğretim yöntemleri ile eğitim öğretim yapmaya çalışılıyor.
Şu an kendinizi ortaokul ya da lise öğrencilerinin yerine koyun ve düşünün. Bir sürü detayı öğrenmek/ezberlemek zorundasınız.
Neden? Bunları öğrenmeyi çok mu istiyorsunuz? Bu konuda fikriniz alındı mı?
Yaşamla ilişkilendirilmemiş bilgileri, kuru kuruya istif etmeye çalışmak!
Deneysel çalışmalar ve dilediğinizce araştırma yapma şansınız var mı? Neden yok? Zaman mı yok? Neden? Program mı yetişecek? Ne için?
Şu anki eğitim öğretim sisteminde kendimizi kandırıyoruz. Çocuklar, sınıfları ilerledikçe öğrenmek istedikleri için değil, sistemin parçası olarak sistemi işletmek için okuyorlar. Sınavlar yaparak onların performanslarını ölçtüğümüzü de ayan beyan ortaya koyunca iş bitiyor sanıyoruz.
Başarılıyız, bakın ne kadar çok başaran öğrencimiz var.
Ama neyi başaran? Sadece sınavları mı?
Bir lise öğrencisinin öğrenme isteği ile yanıp tutuşup çok başarılı olduğunu düşünen var mı? Akademik olarak beklendik başarıyı gösteren bir öğrencinin bu sistem içerisinde nasıl motive olduğunu bunu yapan bilir ancak. Peki, ya motive olamayanlar? Sadece sınıf geçmek için okula gidip gelmeler… Kolaylaştırılmış sınıf geçme sistemleri ile okuldan giderek uzaklaşma…
Hadi bir cesaret! Gelin şu not olayını tamamen ortadan kaldıralım ve öğrencilerin öğrenme isteğini, öğretmenlerin öğretme isteğini ve programlarımızın ne denli gerçekçi olduğunu görelim!
Var mısınız?

Ömer Orhan
egitimajansi
banner182
Son Güncelleme: 01.06.2015 11:12
Anahtar Kelimeler:
ÖğrenmeIsteğiBitiyorMu?
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol