banner374
21 Şubat 2016 Pazar 21:08
Öğretmen-Öğrenci Arasına Yollar Koymamalıyız
 MEB, yakın zamanda, ilk atama yolu ile kendisine tahsis edilmiş olunan 30.000 kontenjana öğretmen ataması gerçekleştirdi. Yalnız, bu sefer MEB kadrolarına atanan 30 bin öğretmenin, diğer ilk atama dönemlerinde MEB kadrolarına atanmış olan öğretmenlerden bir farkları vardır. O fark ise atanan 30 bin öğretmenin, ilk etapta, meslek hayatlarının ilk 6 aylık zaman diliminde, atandıkları yerde değil, danışman öğretmen oryantasyonunda mesleğe ısındırılacakları, tercihlerine bağlı olarak onlar için uygun görülen yerlerde göreve başlayacak olmalarıdır. Nitekim, atanan 30 bin öğretmen, öğretmen olarak atanabilmek için ilk atama döneminde yapmış oldukları gibi atamaları yapıldıktan sonra da bir tercih sürecinden daha geçmişlerdir. Bu tercih sürecinde, mesleki oryantasyonlarını yapmak istedikleri yerleri, bu sefer okul bazında değil de, il bazında tercih yaparak ifa etmişlerdir. MEB Müsteşarı Sayın Yusuf TEKİN referansı ile kamu sitelerinde çıkan haberlere göre atanan 30 bin öğretmen, oryantasyon eğitimlerini yapmak için ilk sıra tercihlerinde yazılı illere kabul edilmişlerdir. Bu bağlamda, MEB kadrolarına atanmış olan tüm aday öğretmenlerin ya ikamet ettiği yeri ya da memleketini ilk sıra tercihine yazdığını düşünecek olursak, atanan çoğu öğretmenin gerçek öğrencileri ile gecikmeli buluşacaklarını ifade etmeliyiz. Okulun norm kadro ihtiyacına binaen atanmış olan bir öğretmen, gerçek görev yerinde gecikmeli olarak göreve başlayacağı için atanmış olduğu; fakat göreve başlayamadığı görev yerinde ders yılı sonuna değin öğretmen ihtiyacı devam edecektir. Bu ihtiyaç ders ücreti karşılığında öğretmen görevlendirmesi yapılarak karşılanmaya çalışılacaktır. Adaylık sürecine konulan bu uygulama, eğitim öğretim ortamlarında bir kısır döngüyü beraberinde meydana getirecektir. Bu kısır döngü ise yukarıda da değindiğimiz şekliyle şöyledir;

Okul, norm kadro ihtiyacı bildirir.

İlk atama döneminde, okulun ihtiyacına binaen kontenjan ayrılır.

Ayrılan kontenjana istinaden ilgili adaylarca o okul tercih edilir ve puan üstünlüğüne göre okula bir atama gerçekleştirilir.

Atanan öğretmen, danışman öğretmen eşliğinde yapacağı oryantasyon eğitimi için atandığı yere değil, tercih ettiği başka bir yere gidecektir.

Okul ise belli bir süre ücretli öğretmen görevlendirmesi ya da başka yolla yapılan bir görevlendirme ile öğretmen açığını kapatacaktır. Ve vaziyeti, bu şekilde idare etmek zorunda bırakılacaktır.

Öğretmen var; ama yok gibi olacaktır. Okulun norm kadro çizelgesinde bu dediğim bariz bir şekilde kendini gösterecektir. Okullar, her ilk atama döneminden sonra okullarına öğretmen ataması yapılmış ise bu döngüyü yaşamak zorunda kalacaktır. Bu kısır döngü, okullarda, ilçelerde ve illerde görevlendirilmiş olunan ücretli öğretmenlerin çalışma sürelerini uzatabilecek ya da ücretli öğretmen sayısında bir patlama yaratabilecektir.

Ayrıca, bu öğretmenlerin, atandıkları yerlerde değil de, istedikleri yerlerde danışman öğretmenlere emanet edilerek, yapacakları oryantasyon eğitim süreleri, bu takriben 6 aylık bir zaman dilimidir, adaylık süreleri hesaplanırken dikkate alınacaktır. Bu bağlamda düşünüldüğünde;

İlk atama dönemlerinde ayrılan kontenjanın çoğunluğu doğu ve g.doğu illerindeki okullarla ilişkilidir. Yani öğretmene en çok ihtiyaç duyan iller, ilçeler ve okullar bu bölgelerdedir. Ayrıca en fazla ücretli öğretmen istihdamının yapıldığı yerlerdir. Aynı zamanda atanan bir öğretmenin kalma süresi en kısa olan yerlerdir. Bu bakımdan buraya atanan bir öğretmenin, acil ihtiyaca binaen öğrencileri ile hemen buluşturulması gerekir diye naçizane düşünmekteyim. Sonra buradaki öğretmenlerin, bu bölgelerde kalma süresi dikkate alınacak olunursa, oryantasyon eğitimine bağlı başka yerlerde bekletme süresinin de adaylık süresinden yendiği hesaba katılırsa, siz bu uygulamanız ile kendi ellerinizle doğu ve g.doğu illerine atanan öğretmenlerin, o bölgelerde kalma süresini de kısaltmış oluyorsunuz. Öğretmenin doğu ve g.doğu illerinde kısa kaldığından dem vuranlar, atanan bir öğretmeni, ilk atama yolu ile atandığı görev yerinde hemen başlatmayarak, bile bile ve göz göre göre öğretmenin doğu ve g.doğu illerinde çalışma sürelerini de kısaltmış oluveriyorlar. Uzatırken kısaltma dedikleri bu olsa gerek.

Ayrıca ilk atama yolu ile meslek hayatına atılan öğretmenlerimiz bu kısır döngü etrafında adaylık sürelerini tamamlayacaklarsa, doğu ve g.doğu illerinden çabuk kaçışa neden mazerete dayalı yer değiştirme dönemlerine ilişkin takvimlerin de bu doğrultuda hazırlanması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa, doğu ve g.doğu’da fiilen 1 yıl bile görev yapmadan, söz konusu yer değiştirme döneminde batı’ya geçiş yapan birçok öğretmeni görebilirsiniz.

Tam 4 yıl bir alan ile ilgili öğretmenlik programında üniversite okumuş, sonra KPSS’ye ve alan sınavına girmiş ve başarılı olmuş, ondan sonra da puan üstünlüğüne dayalı olarak bir okula atanmış bir öğretmeni, görev yerinde derslere girmeye hazır saymayarak, başına bir danışman öğretmen verip bekletmek çok anlamsız geliyor bana. Zaten bir öğretmen üniversitedeki öğrenim süresi boyunca, okul deneyimi diye bir ders alıyor. Bu kapsamda, kendisi için belirlenen okullarda derslere giriyor, başında ona oryantasyon yapan okuduğu alan ile ilgili okulun bir kadrolu öğretmeni oluyor. MEB’in bu uygulaması hem gereksiz hem bizim oğlan okur döner döner bir daha okur’un açık bir tezahürü hem de üniversitede yapılan okul deneyimi uygulamasına olan güvensizliğin bir göstergesidir.

Netice olarak; öğretmenlerin adaylık sürecini arapsaçına çevirmenin, labirente dönüştürmenin, yeni yollar koyarak gereksiz yere uzatmanın, daha pratik ve kestirme yollar var iken, çetin ve yorucu yollar yapıp önlerine taşlar koymanın, adaylığa dair olayları muammada boğmanın hiçkimse için bir anlamı ve kazanımı olmadığı kanaatindeyim. MEB, çok şey yapmak isterken, hiçbir şey yapamamaktadır. Bunun temel nedeni ise bilmelidir ki, uygulamalarında yalın olmamasıdır, anlaşılır olmamasıdır, her düğüm bir kördüğüme giden adım olduğu için çözülmesinin mümkün olmayışıdır.

Onun için üzerinde durduğumuz öğretmenlerin adaylık sürecine ilişkin mevzuda, ÖĞRETMEN İHTİYACI OLAN OKULLARA İLK ATAMA YOLU İLE ATANMIŞ OLAN ÖĞRETMENLERİ, GEREKSİZ YERE BEKLETİP ÖĞRENCİLERİNDEN UZAK TUTMAMAK LAZIMDIR. ÖĞRETMENE İHTİYAÇ DUYAN ÖĞRENCİLER İLE İLK ATAMA YOLU İLE İHTİYACA BİNAEN ATANMIŞ OLAN ÖĞRETMENLERİ VAKİT KAYBETMEDEN BULUŞTURMAK GEREKİR.

NOT: MEB, İLK ATAMA YOLU İLE ATANAN ÖĞRETMENLERİNİN ADAYLIK SÜRECİNİ, İLMİK İLMİK ÖRMELİDİR, KÖRDÜĞÜM OLACAK ŞEKİLDE DÜĞÜM DÜĞÜM DEĞİL... SONRA BU KÖRDÜĞÜMLERLE EĞİTİMİN TÜM İÇ-DIŞ PAYDAŞLARININ BAŞINA DAHA ÇOK ÇORAP ÖRER...

Saygılarımla...

 

Yahya ASLAN

banner182
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol