banner374
10 Mart 2015 Salı 19:22
Öğretmenlerin Çocukları Neden Özel Okullara Gidiyor?
 Geçen hafta özel bir ortaokulda zillerin hiç çalmadığının farkına vardım. Açıkçası okulun zillere ihtiyacı da yoktu;tüm öğrenciler ders ile ilgiliydi ve son dakikaya kadar dikkatleri dağılmadı. Ne erkenden toplanmaya başladılar ne de kapının önünde kuyruk oluşturdular. Bir özel okuldan bahsediyoruz… Bu okulda öğrencilerin kişisel gelişimlerinin, farkındalıklarını keşfetmelerinin, öğrenme aşkı ve arzularının oluşumuna öncelik veriliyor. Buradaki ile devlet okulundaki ortam arasındaki ayırt edici farklılık beni gerçekten çok şaşırttı. Devlet okulunda çalışan bir öğretmen olmama rağmen. Ve kendi kızımın da o özel okulun iki yıllık öğrencisi olmasına rağmen…
Devlet bünyesindeki ortaokullara senelerimi verdim, koçluk yaptım, derslere girdim… Tüm hayatımı öğrencilerime ve işime adadım. Tabi ki bu arada kızımın alacağı eğitimle de ilgilendim ve buna fazlasıyla kafa yordum. Bu özel okulun 322 öğrenci kapasitesiyle ilerledikleri tek ve basit bir yol vardı: Öğrenciler kendi kişisel gelişimleri, karakterleri ile gurur duyuyorlar ve öğrenmeyi sevdiklerini kabul ediyorlar.

Kendi kızım da onlardan bir tanesi. Ve kızımın kendisi gibi öğrenme aşkı ile gelişim gösteren öğrencilerle aynı seviyede etkinliklere katılması, yaratıcı olması, üretken olması tüm bunlar gerçekten bir ebeveyn tarafından oldukça tatmin edici kazanımlar.

Bu okul tipik devlet okullarından biriyle karşılaştırıldığında açık bir şekilde farklılık gösteriyordu. 80 dakikalık bir gözlemim sonucu şunu fark ettim ki, hiçbir şekilde dersler bölünmüyordu, çocuklar derste esnemiyordu, cep telefonlarının kullanılması yasaktı. Tüm öğrenciler itina ile dersin ilk 5 dakikasında ödevlerini gözden geçiriyorlar, hepsinin önünde kalemleri, dizüstü bilgisayarları kendilerine uyarıda bulunulmadan hazır bir şekilde önceden çıkarılıyordu. Birbirleri ile olan etkileşimlerini, aktivitelere nasıl dahil olduklarını gördüm. Her biri öğretmeninin sorduğu sorulara en az iki kere cevap vermek zorundaydı yani derse katılmayan öğrenci yoktu. Bu dakikalar haricinde sınıfta tek bir çıt çıkmıyor, tek bir rahatsız edici davranışa yer yoktu. Bu 90 dakika boyunca hepsi öğrenme aşkı ile birleşmiş bir grup, takım arkadaşı gibi davranıyorlardı.

Öğretmenin günün konusuna hâkim oluşu en az iki yol ile anlaşılıyordu: Her soruyu ayrı bir özen, detay ile duraksamadan cevaplıyordu ve her söylediği kelime iletmek istediği mesaj gibi açık ve netti, bağırmasına gerek yoktu, hızlı da konuşmuyordu üstelik. Vermek istediği mesajları kelimelerin üzerine vurgu yaparak ve ince bir espri anlayışı ile öğrencilerine iletebiliyordu. Bu sınıfı gözlemleyince, bana bu çocukların öğretmeni olma şansı verilseydi onlara nasıl öğreteceğim değil ne öğreteceğim üzerine odaklanırdım. Çünkü her biri öğrenmeye hazırlık noktasında gerçekten mükemmeldi.


Şimdi bir de devlet okulundaki bir sınıfı gözlemleyelim. Bu 825 öğrenci kapasitesi olan ve benim de görev yaptığım bir devlet ortaokulu. Eğitimcinin öğretme aşkı belli ve ders planları detaylı, önceden düşünülmüş, tasarlanmış. Fakat öğretmen, 20 dakika içinde 20 tane davranış bozukluğu ile uğraştığı için konu içinde ne kadar akıcı olduğunun hiçbir önemi kalmıyor. Bu rahatsız edici davranışlardan birkaç tanesini şöyle ifade edebiliriz: Kaleminin ucunu açmak isteyen öğrenci, kâğıdı yırtılmış öğrenci, konu dışı alakasız şakalar yapan öğrenciler, birbiriyle el-kol şakası yapanlar, bir şeyler atıştıran öğrenciler, camdan dışarı sarkan öğrenciler vs. Ve işte kalan 20 dakika içinde öğretmen ne anlatacağını düşünmekten çok bu sınıfa nasıl hâkim olabileceğini düşünmek tasasına düşüyor.

Bu devlet okulundaki çoğu öğrenci profiliniyakından tanırım. Kesinlikle kötü niyetli ya da zarar verecek öğrenciler değil hatta çoğu bilinçli bir şekilde kaba bile değil. Bu öğrenciler sadece kendi aralarında kendi tabirleri ile “cool” yani havalı görünmek, farklı olmak çabasındalar. Bu konu, bir zaman sonra bir sınıf yönetimi sorunu olmaktan çıkıyor. Öğretmen sınıfta kurallar koyabilir, yemek yenilmeyecek, telefon kullanılmayacak vs. fakat yine de öğrenciler oradan oraya koşturacak, birbirlerini rahatsız edecekler. Siz ne kadar kuralları söylerseniz söyleyin onlar farklı olma çabasına girecekler.

Bahsettiğim bu özel okula olan ilgi onun ne kadar özel bir yer olduğunu göstermez tabi ki. Sonuçta devlet okullarının para kazanmak ya da özellikle özel çocuklar seçmek gibi bir dertleri yok.

Genel olarak, devlet okulundaki öğrenciler, özel okuldakiler gibi bir eğitime tabi tutulmuş gibi görünmüyorlar. Nedeni açık: amaçları yok. Kişisel seçimleri yok çünkü çocukların her şeyini önceden birileri onlar için ayarlıyor ve istedikleri şeyleri isteseler de maalesefyapamıyorlar. Öğrenciler bir grup çalışmasında enerji ve zaman harcarken bunu belli bir yöntemle yapmaya zorunlu tutulmazlarsa, yaratıcı olabiliyorlar.

Bu özel okulda, öğrenciler gün içinde kendilerine ayrılmış olan kişisel teknolojik araçlarıyla eğitim alıyorlar. (Okul saatleri içinde telefon kullanmak yasak.) Zaten teknoloji ortamının içindeler ve herkes kendi sorumluluğunun farkında.

20 yıldır kendimi devlet okulunda okuyan öğrencilere adadım, onlara koçluk yaptım diğerleri ile aynı desteği almalarını sağlamaya çabaladım. Aslında özellikle devlet okulunda çalışmayı tercih ettim çünkü bu okula zorluklar içinde gelen öğrencilerin farkındayım ve ben de bir zamanlar kendimi onlar gibi çaresiz hissediyordum. Vaktimi ve paramı bu çocuklar için, onlara yardım etmek, onları doğru okullara yönlendirmek için harcadım.

Ve devlet okulları ile ilgili şunu söylemem gerekir ki kesinlikle hepsinin ilgiye, saygıya ve desteğe ihtiyacı var. Bu öğrencilerin çoğu muhteşem ve bazıları gerçekten fantastik öğrenciler. İstatistikler şunu göstermiştir ki devlet okulu öğretmenlerinin daha fazla sınıf deneyimleri ve yetenekleri var. Yani devlette çalışan öğretmen de özelde çalışan kadar yeteneklidir.

Devlet okullarında benimsenen kültür ile de ilgilendim. Ve konu kızıma gelince daha fazla hassasiyet gösterdim. Çünkü onun kabul edilebilir, çaba harcayacağı, zevk alacağı bir ortama, topluluğa ait olmasını istedim.

Bir öğrencinin alışkanlıkları ve inançları büyük miktarda arkadaş çevresi tarafından şekillenir. Ve bir özel okulda bu kulağa oldukça hoş ve mümkün gelen bir düşünce. Ve maalesef ki devlet okullarında böyle bir ortamı bulmak oldukça zor.

Tabi ki şimdiye kadar söylediğim her şey bir ebeveyn ve öğretmenin bakış açısından görünenlerdi. Peki, biraz da bir öğrencinin gözünden bakalım, çünkü bu öğrenci benim çalıştığım devlet okulunda bir dönem ders almıştı ve daha sonra özel okula geçmişti. Bu öğrenci devlet okulunda tabi ki arkadaşlarını, öğretmenlerini çok sevdiğini iletti fakat yine de özel okuldaki dersleri tercih edeceğini söyledi. Şunları söyledi: “O özel okulda, öğrenciler gerçekten öğrenmek istiyorlar ve odaklanmak istiyorlar. Devlet okulunda bazıları öğrenmek istemiyor ve diğerlerine de bu engel olabiliyor. Ve maalesef öğretmenler zorluk çıkaran öğrencilere odaklanmak zorunda kalırken eğitim yarım kalıyor.” Sanırım bu nokta da makalemizde içten içe cevap aradığımız sorunun cevabı oluyor.

Alıntı: ikincidort.com
Kaynakhttp://m.theatlantic.com/education/archive/2015/03/why-im-a-public-school-teacher-but-a-private-school-parent/386797/

banner182
Son Güncelleme: 10.03.2015 19:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
feyk 2 yıl önce

yalan haber bu yaşıma kadar çocuğu özel okulda okuyan devlet öğretmeni görmedim.....çok farklı bir geliri vardır o ayrı.

Avatar
Fatih Aygören 1 yıl önce

Film izlerken IMDb puanına bakıyoruz. Özel okul seçerken de ICODE puanına bakabilirsiniz. En Kaliteli özel okul hangisi?
En iyi yabancı dil hangisinde? ICODE puanı kaç?
www.myicode.com

Avatar
AAA 2 yıl önce

okumak i̇stemeyeni̇,sürekli̇ sorun çikarani,sinif düzeni̇ni̇ bozani okullarda bekleti̇rsek olacaği o. di̇si̇pli̇n cezalari caydirici deği̇l.

Avatar
veli 2 yıl önce

haber maalesef doğru.ancak çocuğunu özel okula gönderen öğretmene sorulmalı siz çocuklara ne anlatıyorsunuz diye.demek bi halt veremiyorsunuz çocuklara ki kendi çocuğunuda özel okula gönderiyorsun.bir öğretmen olarak çocuğumu devlet okulundan başka yere göndermem.ha özel üniversite hariç

Avatar
ayşen 2 yıl önce

ne kadar kaba bir yaklaşım....burda anlatılan ile sizin anladığınız arasındaki fark gibi bariz bir gerçekden bahsediliyor...

Avatar
Özden ÇETİK 2 yıl önce

yazıyı henüz işim dolayısıyla okuyamadım ancak başlığı görünce aklıma geleni söyleyeyim; devlet zaten özel okula giden öğrenciyi destekliyor ki öğrenci başına öğrenci adına okula 2500-3000 tl veriyor ve notları iyi öğrencilere veriyor. siz neyi eleştiriyorsunuz? devlet okularına bunun 10 da birini versin öğrenci başına bakın o zaman devlet okulları ne oluyor? ama devlet okuluna ayda 1000 tl veriyor okulda da 1000 tane öğrenci var...

Avatar
devletçiyim 2 yıl önce

çocuklarım devlet okulunda. imkanım olsa tabi ki özele gönderirim. neden. çünkü hangi özel okulda yıllarca sınıf öğretmeniyken türkçeye edebiyata matemetiğe rehberliğe fene resime müziğe....geçmiş öğretmene rastlarsınız. devlet okullarında binlerce çakma branş öğretmeni var.