banner374
28 Eylül 2015 Pazartesi 10:53
Okul kaygısı yaşayan çocuklar için ‘ilk gün’ rehberi
 Okulu sevdirmek öğretmenin görevi
İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Lütfü İlgar’a göre öğretmenin en önemli görevi; öğrencilere eğitimi sevdirmek. İlgar, bunun çok önemli olduğunu belirterek, “Öğretmeni sevmek ile okula, derse ilgi duymak ve başarılı olmak arasında yüksek bir ilişki var” diyor. İlgar, öğretmenlerin yapması ve yapmaması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:

TANIŞMA MONOTON OLMAMALI
İlk günkü tanışma da çok önemli. Öğrencilerle tanışma monoton şekilde yapılmamalı, öğretmenin yaratıcılığıyla ilerlemeli. Çocuklar; anlayışlı, sevgi ve saygı dolu, aynı zamanda disiplinli bir öğretmenle karşı karşıya olduklarını ilk derste hissedebilmeli. Öğretmen daha ilk gün duruşuyla, bilgisi ve görgüsüyle öğrencilerine güven vermeli, onlara birlikte geçirecekleri öğrenme saatlerinin çok verimli olacağını hissettirmeli.

EĞLENCELİ BİR ETKİNLİK
Öğretmen, okulda varoluş nedeni olan öğrencilerine kavuştuğu için her zaman heyecanlı ve enerji dolu olmalı. Heyecanını ve enerjisini kaybeden bir öğretmenin, öğrencilere verebileceği bir şeyin olmayacağı bilinmeli. Öğretirken haz almalı, mutlu olmalı ve bunları da öğrencilerine hissettirebilmeli. Branşı ne olursa olsun derse yönelik ilgi çekici, oyunla karışık bir etkinlik yaptırmalı ki, çocuklar ilk günden o dersten korkmasın ya da hafife almasınlar. Eğlenerek öğreneceklerinin farkına varsınlar.

ÖNCE SOHBET
İlk gün kesinlikle ders yapılmamalı. Ders yapmak için bolca zamanı bulunduğunun farkında olarak; öğretmen kendisini ‘öğrencilerin bilmesi gerektiği kadarıyla’ tanıtmalı, ardından kendilerini tanıtmalarına fırsat vermeli. Çekingen olanları konuşmaya teşvik etmeli, öğrencileri ile gelecek planları, tatilleri gibi konularda konuşmalı. Sohbet sonunda, birlikte geçirecekleri bir yılla ilgili hedeflerden onları haberdar etmeli. Dersin içeriği, sınavlar, kazanacakları edinimler hakkında açıklayıcı bilgiler vermeli. Sınıf kuralları da ilk gün öğrencilerle belirlenmeli.

‘DERS ZOR’ MESAJI VERMEK YANLIŞ
Kendisinin ve dersinin zor olduğunu söyleyerek öğrencileri korkutmamalı. Tam aksine çalışan herkesin başarılı olacağı, hepsinden başarı beklediği ve buna inandığı mesajını vermeli.

ONLARI DİNLEMEK VE DİKKATE ALMAK GEREKİR
Hemen ilk günden ödev vermekten kaçınılmalı. Eğer öğrencileriyle yeni tanışıyorsa, ders işleyiş stilinden, beklentilerinden bahsetmeli, aynı şekilde onların bu dersten beklentilerini dinlemeli ve dikkate almalı. Öğrencilere ismiyle hitap etmek çok önemli.

ARKADAŞMIŞ GİBİ GÖRÜNMEMELİ
Okulda ilk gün öğrencilerle arkadaş(mış) görünümü vermemeli. İstese de arkadaş olamayacağını, zaten onların gerçek dostlarının bulunduğunu hissettirmeli. İlgili, samimi, prensipli ve disiplinli olduğunu öğrencilerine yansıtmalı.

ROL MODEL OLARAK DAVRANIŞLARA DİKKAT!
Çocuklara ve gençlere insan olmanın gereklerini öğretemeyen bir eğitimci başarısız demektir. Görevi çocuk ve gençleri eğitmek ve öğretmek olan bir öğretmen, her yönüyle öğrenciler için önemli bir rol modeli olarak söz ve davranışlarına dikkat etmeli.

Okula dönüş de kaygı yaratabilir
Eğitim döneminin başlaması, sadece ilk kez okula gidecek çocukları değil, uzun bir tatilden sonra tekrar eğitimine devam edecek bazı öğrencileri de telaşlandırabiliyor. Ancak bunu basit bir endişe olarak değerlendirmek çocuğunuzun eğitim hayatına zarar verebilir. Uzmanlar, aileleri okula dönüş kaygısına karşı uyarıyor. Sıklıkla ilköğretim çağındaki çocuklarda ortaya çıkan bu anksiyeteye karşı Kanada’da bu konuda çalışmalar yürüten danışmanlık platformu AnxietyBC’nin aileler için önerileri var.

ENDİŞELİ Mİ?
Okula dönüş ankisiyetesi yaşayan çocukların endişeleri birbirine benzer. Çocuğunuzda okula dönüş kaygısı varsa, şu tarz cümleleri daha çok duymuşsunuzdur:
“Yeni öğretmen iyi biri değilse, ben ne yapacağım? Diğer arkadaşlarım da benimle aynı sınıfta olacak mı? Öğle yemeğini kiminle yiyeceğim? Bu seneki dersleri anlayamazsam? Ben okuldayken, anneme ve babama kötü bir şey olursa?”
Bu gibi endişeler, okulun ilk günlerinde normal karşılanabilir. Ancak uzmanlar uyarıyor: “Bu tip kaygılar birkaç hafta içinde geçmeyerek, şiddetlenirse, vakit kaybetmeden ona yardımcı olun.”

NASIL DAVRANMALIYIM?
İşe, temel ihtiyaçlarını gidermekle başlayın. Çünkü hiç kimse aç ya da yorgunken sorunlarıyla mücadele edemez. Kaygıya kapılmış çocuklar, sık sık yemek yemeyi unutur, acıktığını hissetmez, uykusunu yeterince almaz. 
Korkularını paylaşması için cesaretlendirin: Çocuğunuza onu neyin endişelendirdiğini sorun ve bu düşüncelerinin ‘normal’ olduğunu söyleyin. Dersler başladıktan sonra ilk hafta düzenli olarak onu dinleyin. Kimi çocuklar yatmadan hemen önce ya da yemek yerken sizinle daha rahat konuşabilir. Ergenlerle, konuşmanın yoğunluğunu hissetmeyecekleri alışveriş ya da yürüyüş gibi aktiviteler sırasında sohbet ederseniz, size daha iyi açılabilirler. 
Çözümünüz yoksa güvence vermeyin: Çocuklar, genellikle endişelerini giderebilecek bir güvence arayışı içine girer. Problemi çözmeye dönük bir adım atmadan onlara asla “Endişelenme” ya da “Her şey yoluna girecek” demeyin. Bunun yerine çocuğunuzu, sorunlarını çözecek yeni yollar geliştirmesi için cesaretlendirin. Şu tarz cümleleri deneyebilirsiniz: “Diyelim ki en kötüsü oldu, ne yapacaksın” ya da “Hadi şu durumu nasıl çözebileceğin konusunda biraz düşünelim”. Bu sayede bazı durumlarla nasıl baş edebileceği konusunda çocuğunuza koçluk yapma fırsatı yakalarsınız.

Hürriyet
banner182
Son Güncelleme: 28.09.2015 10:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol