banner374
16 Mart 2015 Pazartesi 00:43
Okullar, Öğrencilerin Soru Sorma Becerisini Ne Kadar Destekliyor?
 Einstein, soru sormanın ve sorgulamanın öğrenmek ve problemleri çözmek için çok kritik olduğunu anlamıştı. Einstein eğer bugün yaşıyor olsaydı, soru sormanın daha önce hiç olmadığı kadar önemli olduğu bir dünya görürdü. Ve neden hala soru sormayı teşvik etmediğimizi ya da çocuklarımıza öğretmediğimizi merak edip dururdu.


Önce soru sormanın ve sorgulamanın giderek artan öneminden bahsedelim. Belki de bunun en iyi kanıtını, günümüzün yüksek teknoloji dünyasına daha yakından bakarsak görebiliriz. Facebook, Amazon, Google ve çok sayıda diğer lider teknoloji şirketlerinin liderleri, sürekli sorular soran ve her şeyi mükemmel sorgulayan insanlar: Neden buna razı olalım ki? ve Farklı bir şey denesek ne olur? Silikon Vadisi’ndeki çok sayıda üst düzey yönetici, daha çok küçük yaşlardayken merak duygularını yaşayabilmeleri için kendilerine geniş bir alanın verildiği Montessori okullarında eğitim gördü.

Bu, onlara günümüzün dinamik teknoloji pazarında büyük avantajlar sağladı. Çünkü onların bu keskin sorgulama becerileri, analiz etmelerine ve problemleri çözmelerine, değişime uyum sağlamalarına, yeni fırsatları belirlemelerine ve şirketlerine liderlik ederken yeni yönlere doğru gitmelerine yardımcı oldu. İşin aslı, doğru soruyu sormak çoğu kez inovasyonun başlama noktasıdır. Daha Güzel Bir Soru isimli kitabımı yazarken, çok sayıda çığır açan buluşun ve çılgınca büyüyen işlerin başlangıçlarının kökenini inceledim. Cep telefonlarının icadı, internetin doğuşu, Netflix, Nest ve Dropbox gibi şirketlerin lansmanı gibi çok sayıda örnekten bahsediyorum. Ve her birinin başlangıç noktasında, o dönemde başka kimsenin sormayı akıl edemediği ve derin bir anlayış içeren soruların peşinden giden bir insan olduğunu keşfettim. Sorular cevapları, cevaplar da milyar dolarlık kazançları doğuruyordu. İşte bu yüzden, bugün Silikon Vadisi’nde “Sorular, yeni cevaplardır” denir.

Okullarımız, soru sormanın ve sorgulamanın hayati bir beceri olduğu bir dünyaya öğrencileri hazırlama konusunda iyi iş çıkarıyorlar mı sizce?

Önemli ve kritik sorular sorma becerisi, gelecekte bugün olduğundan bile daha önemli olacak. Değişim hızlanmaya devam ettikçe, yarının liderleri ve iş gücü, öğrenmeye devam etmek, bildiklerini güncellemek ve adapte etmek, sürekli ve devam eden araştırma ile kendi mesleklerini ve kariyerlerini yeniden keşfetmek zorunda kalacak.

Tüm bunlar göz önüne alındığında şu soruyu tekrar sormamız gerekiyor: Okullarımız, soru sormanın ve sorgulamanın hayati bir beceri olduğu bir dünyaya öğrencileri hazırlama konusunda iyi iş çıkarıyorlar mı? Öğrencilerin soru sorması ile ilgili Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi’nden alınan veriler pek de iç açıcı değil. Bu verilere göre soru sorma, okul yılları boyunca sürekli bir düşüş gösteriyor. İlginç olan, Gallup tarafından yapılan bir başka araştırmaya göre öğrencilerin derse olan ilgisinin de sorgulamayla aynı korkutucu oranda düşmesi.
Soru sormadaki bu düşüşe çok sayıda faktör sebep oluyor olabilir. Çocukların olgunlaştıkça ve daha fazla şey “bilmeye” başladıkça, daha az soru sorma ihtiyacı hissetmeleri anlaşılır bir durum. Ancak Harvard Üniversitesi eğitim profesörü Paul Harris, evde ebeveynleriyle birlikte olmaktan sınıfta bir öğretmenle ve diğer çocuklarla birlikte olmaya geçiş yaptıklarında küçük çocukların da soru sorma konusunda kendilerini daha az güvende hissettiklerine işaret ediyor.

Çok sayıda sınıfta sorgulamanın teşvik edilmemesi – hatta neredeyse hiç öğretilmemesi – durumu daha da zorlaştırıyor. Harvard İnovasyon Laboratuarı uzmanlarından eski sınıf öğretmeni Tony Wagner, sınıf gözlemlerinde öğretmenlerden öğrencilere aktarılan mesajın şu olduğunu fark ettiğini söylüyor: “Öğrenci sorularına zamanımız yok. Çünkü bu vermem gereken cevaplara ayırdığım zamandan çalacak.” Bu, öğretmenler bu durumdan memnun anlamına gelmiyor elbette. Kaliforniyalı bir öğretmen çok sayıda öğretmen adına duygularını şöyle dile getiriyor: “Öğrencilere öğretmem gereken o kadar fazla konu, yakalamam gereken o kadar fazla standart var ki, bunlar en değerli bulduğum şey için elimdeki bütün zamanı alıyor: Öğrencilerimin dünyayı sorgulaması ve araştırması.”
Öğrencilerin sorgulamasını engelleyen faktörlerden biri de akran baskısı olabilir. 16 yaşındayken yeni bir kanser görüntüleme yöntemi geliştiren Jack Andraka, inanılmaz meraklı bir genç adam. Ancak o bile bana sınıfta çok fazla soru sormadığını söylemişti. Andraka, okuldaki öğretmenlerinin sorularını pek de hoş karşılamadığını ve bunun ötesinde çoğu öğrenci arasında sınıfta soru sormanın “hiç havalı” bir davranış olarak görülmediğini söylüyor.

Daha Fazla Soru Sormak
Bu çok yönlü problemin çözümü pek kolay değil, ama eğer çocukların daha fazla soru sormalarını istiyorsak, o zaman sorgulamanın “güvenilir” ve “havalı” bir şey olduğunu sağlamanın yollarını bulmamız gerekiyor. Einstein’ın bize dediği gibi “Daha iyi sorulara ulaşmanın yolu, daha fazla soru sormaktan geçiyor.”

Okullarda soru sormayı ve sorgulamayı öğretmeye odaklanan kar amacı gütmeyen bir grup olan Doğru Soru Enstitüsü, sadece soru kurgulamaya odaklanarak yapılan grup çalışmaları yapmaları için öğretmenleri teşvik ediyor. Enstitüye göre soru sorma ve sorgulama eylemine bu şekilde izin verdiğimiz ve teşvik ettiğimiz zaman öğrenciler kendilerini daha rahat hissediyor ve soru sormak istiyorlar. Hatta bazıları sordukları sorularla gururlanıyorlar.

Sorgulamayı “havalı” bir eyleme dönüştürmeye gelince… İşte size bir fikir: Öğretmenler iyi sorular sorma ve sorgulama sayesinde ortaya çıkan bütün “havalı şeyleri” vurgulayabilir. Çocukların sevdikleri cep telefonları ve telefonlardaki çoğu uygulama… Hepsi de, birileri var olan durumu sorguladığı için ortaya çıkabildi. Hatta çocuklar, sanat, müzik ve sporda gerçekten inovasyon yapan insanların – Beyonce’dan olimpiyat sporcularına kadar herkesin – “Neden olmasın?” ya da “Ya olsaydı?” diye sormak isteyenler ve sorabilenler olduğunu bilmeliler. Sonuçta soru sorma ve sorgulama becerisinin oldukça “havalı” ve keşfetmeye değer bir şey olduğunu anlamak için Einstein olmamız gerekmiyor.


Alıntı: egitimpedia.com
Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/03/why-its-imperative-to-teach-students-how-to-question-as-the-ultimate-survival-skill/

banner182
Son Güncelleme: 16.03.2015 00:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
emekli öğrenci 2 yıl önce

bizler öğretmen denilen şahsiyetsizler tarafından tırsmayı öğretilmiş nesilleriz ne sorusu sayın moderatör