banner374
08 Şubat 2015 Pazar 09:31
Okullarda Seçmeli Ders Olarak Okutulması Gereken Bir Kitap
 Demokrat Eğitimciler Sendikası (DESAM) İstanbul İl Başkanı Selçuk TÜTAK, okullarda şiddet olaylarının, çeteleşmelerin, cinsel tacizlerin, uyuşturucu madde bağımlılığın giderek arttığını ve buna paralel olarak bütün yatırımlara rağmen başarı oranının giderek düştüğünü belirterek Risale-i Nur kitaplarının ortaokulda seçmeli ders olarak okutulması, liselerde ise 100 temel eser arasında olması gerektiğini söyledi.
 
            TÜTAK, Risale-i Nur kitaplarının bir veya birkaç cemaate mal edilemeyecek kadar dar bir çerçevede bakılmaması gerektiğini bu eserlerin evrensel bir nitelik taşıdığını söyledi. Cemaatlerle bütünleşmiş bir algının aşılması gerektiği görüşünde olduğunu söyledi. Ayrıca Risale-i Nur müellifi Said Nursi'nin aynı dönemde yaşayan Şeyh Said ile karıştırılmaması gerektiğini, cemaatler nazarıyla bakılmasının Risale-i Nur ve müellifi Said Nursi'ye haksızlık olacağını ifade ederek şöyle devam etti:
 
NEDEN RİSALE-İ NUR
 
            Okullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri gençlerin ruhundaki ve vicdanındaki yaraları tedavi edemiyor. Akıllarında oluşan şüphelere cevap veremiyor. Hantal bir bilgi birikiminden öteye geçemiyor. Risale-i Nur ise ilmi ve mukni ifadelerle bu sorunları bertaraf ediyor. Bu konuda birçok aydın ve din aliminin Risale-i Nur okunmasının gerektiği tavsiyeleri mevcuttur):
 
Mesela, bunlar arasında çağdaş düşünürlerden Faslı Prof. Dr. Taha Abdurrahman:
 
            "Bazı Batılı filozoflar, her şeyin merkezine aklı aldılar ve sadece aklın ürünü olan hususlara itibar ettiler. Hattâ bu hususta öyle ileri gittiler ki, İncil ve Kur'ân gibi semâvî kitapları ve temsil ettikleri dinleri de aklın etrafında dönen diğer eşya arasına katarak, aklî sistem içinde onlara bir tanım getirdiler. Yani, tıpkı eski insanların dünyayı sabit sanıp güneşin de onun etrafında döndüğünü tevehhüm ettikleri gibi, aklı sabit kabul ederek semavî kitap ve dinleri onun etrafında gezdirdiler."
 
            "İşte Bediüzzaman, Risale-i Nur'la düşünce dünyasındaki bu gidişatı olması gereken mecraya çevirdi-tıpkı ilim dünyasında Kopernik'in yaptığı gibi. Nasıl ki Kopernik, 'Dünyanın sabit, güneşin onun etrafında döndüğü şeklindeki eski görüşü ortadan kaldırıp; onun yerine, dünyanın hem kendi etrafında, hem güneşin etrafında döndüğünü' ispat etti; Bediüzzaman da Risale-i Nur'la düşünce dünyasında buna benzer bir inkılâp gerçekleştirdi: 'İnsanın düşünce dünyası sabit olamaz. Düşünce dünyası hem kendi ekseni etrafında döner, hem de vahiy güneşinin etrafında döner' diyerek insan düşüncesinin olması gereken asıl yerini tespit etmiş, aklı yalnızlık ve karanlıktan kurtararak aydınlatmış ve rahatlatmıştır."
 
            Mehmet Kırkıncı: Risale-i Nur gerçekten bu asrın bütün manevi hastalıklarına şifa olacak fevkalede meziyet ve hususiyetlere sahiptir. Risale-i Nur eserlerini dikkat, teenni ve tefekkürle okuyanlar bu hakikatı açıkça müşahede edeceklerdir.
 
             Kur'an ve hadisleri bu zamanda en iyi ve en istikametli anlatan bir tefsirdir. Tefsir iki kısımdır. Birisi: Malûm tefsirlerdir ki, Kur'ân'ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını açıklar, izah ve ispat ederler. İkinci kısım tefsir ise: Kur'ân'ın imanî hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle açıklar, ispat ve izah ederler. Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Birinci kısım tefsirler, bu ikinci kısmı bazen özet bir tarzda ele alıyorlar. Fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, benzersiz bir şekilde inatçı filozofları susturan bir manevi tefsirdir.
 
Risale-i Nur'un konuları ele alış tarzı, muhtevasındaki derinliği ve kapsamlılığı gençlerin ruhunu okşamaktadır. Kur'ân tefsiri olması itibariyle, aklın yanı sıra, kalb, ruh ve diğer bütün duygulara da hitap etmektedir. Okullarda okutulan din kültürü kitapları ise tarih kitaplarını andırmakta ve gençlerin ruh dünyasına yönelik bir fonksiyonunu bulunmamaktadır.
 
            Örneğin namaz konusunda mevcut din kültürü kitaplarında namazın nasıl kılınacağı anlatılmaktadır. Fakat asıl ihtiyaç olan, namazın neden kılınması gerektiği, niçin böyle bir ibadetin emredildiğine değinilmemektedir. Gençlerimizin, namazın nasıl kılınacağından çok neden kılınması gerektiği sorusuna muhatap oldukları aşikardır. Namazın nasıl kılınacağı hedefler arasında ikinci sırada olmasına rağmen hata yapılarak birinci sıraya oturtulmuştur. Birinci sırada bu ibadetin yapılmasının gerekliliği anlatılmalıydı.
 
             Kısacası Risale-i Nur'da, “Namaz nasıl kılınır? Farzları ve sünnetleri nelerdir?” gibi konulara girilmez. Ama, “Namaz niçin kılınır? Niçin belli vakitlerde eda edilir?” türünden soruların cevabı gayet delilli bir şekilde ele alınır. Onu okuyan biri, namaz kılma konusunda ikna olunca, nasıl kılınacağını fıkıh kitaplarından öğrenir.
 
            Mevcut din kültürü kitaplarında mezkur namaz meselesinin ele alınış şekli ve yönteminin yanlışlığı gibi onlarca konu bulunmaktadır. Akıl, bilim ve teknoloji çağında genç dimağların ikna edilmeden bazı islami konuların veya ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğinin anlatılması veya konu olarak işlenmesi hedefine ulaşmayacak, niteliksiz bir nicelikten öteye geçemeyecektir. Bu ibadetlerin neden yapılması gerektiği anlatılmalıdır. Bu itibarla işin özünün anlatıldığı bir eser olması dolayısıyla Risale-i Nur'un okunması tavsiye edilmelidir.

kamuajans.com
banner182
Son Güncelleme: 08.02.2015 09:33
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ayyıldız 2 yıl önce

bende destekliyorum bu düşünceyi... umarım hayata geçer.

Avatar
Ahmet 2 yıl önce

çok yararlı olacağını düşünüyorum...

Avatar
kesinlikle katılıyorum 2 yıl önce

bu kitapların bütün okullarda hatta üniversiteler de okutulması gerektiğini düşünüyorum ben okudum biraz mükemmel bir kitap aklımda ki bütün sorulara cevap buldum bütün insanlık bu kitaptan istifade etmeli din ayrımı yapmaksizin herkes muhakkak okumalı

Avatar
fenci 2 yıl önce

yararlı olabileceğini düşünüyorum.