banner374
28 Aralık 2014 Pazar 09:06
Okullarda Türk Mûsikîsi Derslerini Kimler Verecek?
 Türk mûsikîsinin ana sınıflarından itibaren ortaokul son sınıfa kadar okullarımızda öğretilmesi konusu önemli ama, eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor, bu eğitim ve öğretimi kimlerin vereceği sorusu da önemli ve mûsikîmizi çocuklarımıza kimlerin öğretebileceği konusunda ciddî sorunlar var. Bugün ülkemizde müzik öğretmeni yetiştirmeye yönelik müfredat tamamen batı müziği eğitimini ihtivâ etmektedir ve Türk müziği konservatuarlarının dışında Türk mûsikîsi eğitimi veren okul bulunmamaktadır. Ama ne yazık ki Türk mûsikîsi konservatuarlarından mezun olan öğrenciler de pedagojik formasyon dersi almadıkları ve “konservatuarların sadece sanatçı yetiştirebileceğinin vurgulandığı” bir madde dolayısıyla öğretmen olamamaktadırlar. Halbuki pedagojik formasyon meselesi kolay halledilebilecek bir meseledir ve Türk mûsikîsi eğitimi veren konservatuarların son sınıflarına bir yıl boyunca okutulmak üzere bu ders konulduğunda, bu konservatuarlarda okuyup da öğretmen olmak isteyen öğrencilerin, bünyesinde eğitim fakültesi bulunan üniversitelere gidip pedagojik formasyon alma zahmetinden kurtulmaları sağlanacağı gibi, öğretmen olabilmeleri de kolaylaşacaktır. Bu formül, bizim öğrenciliğimiz döneminde uygulandı ve pedagojik formasyon dersini alan bütün öğrenciler öğretmen olma hakkını da elde etti. Fakat bu uygulama daha sonra kaldırıldı ve Türk mûsikîsi eğitimi alan ve bu eğitimi veren konservatuarlardan mezun olan öğrenciler, öğretmen olma hakkını kaybettiler. Sebebi sorulduğunda, “konservatuarlar sadece sanatçı yetiştiren eğitim kurumlarıdır” diye anlamsız bir cevap verildi. Tamam, konservatuarlar sanatçı yetiştirsin ama sanatçı kalitesinde Türk müziği eğitimi veren öğretmenlerimiz de yetişmesi fena mı olur ? Bu meselenin acilen masaya yatırılıp gözden geçirilmesi ve çözülmesi gerekmektedir.
İşin teknik yanı bu şekilde çözüldü diyelim, ama bir başka önemli ve ciddî mesele de, bu konservatuarlardaki Türk mûsikîsi eğitim ve öğretim kalitesi meselesidir. Özellikle yaşlı, gelenekten gelmiş ve iyi yetişmiş tecrübeli mûsikî üstadlarımız küstürülmüş ve unutulmuştur. Meydan, maalesef henüz mûsikî konusunda kendileri eğitilmeye muhtaç genç hocalara kalmıştır. Niyazi Sayın hocamız, bunun için çok iyi bir örnektir ki küstürülen veya unutulan başka değerli isimler de mevcuddur. Halbuki bu hocalarımız -artık sazlarını icrâ etmekte zorlansalar bile- pekala Türk mûsikîsi konservatuarlarında hocalık yapmaya, icrâ eden gençlere belli bir seviyeden sonra yol göstermeye muktedirdirler. Bu hocalarımız davet edilerek ders vermeleri sağlanabilir ve böylece yeni yetişen genç konservatuar talebeleri bu cevherlerden istifade etmiş olurlar. Ancak, bu yapılamasa bile Türk mûsikîsi konservatuarlarındaki Türk mûsikîsi eğitim kalitesi yükseltilmeli, bazı gereksiz dersler kaldırılmalı, daha fazla ve doğru bir mûsikî eğitimi verilmelidir. Eğitim kalitesinin yükseltilmesi elbette önemli ve gerekli. Hiç şüphesiz bu, yeni yetişen genç öğretmenlerin daha nitelikli, bilgili ve donanımlı yetişmelerine katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde Türk mûsikîsi eğitimi veren konservatuarların sayısı da maalesef yeterli değildir. YÖK’ün bu konuya muhakkak el atması ve bütün devlet ve özel üniversitelerin, bünyelerinde bir Türk mûsikîsi konservatuarı açmalarını sağlamalıdır. Ayrıca eğitim fakültelerinin müzik bölümlerinde Türk mûsikîsi dersleri artırılmalı ve katılım zorunlu hâle getirilmelidir. Böylece, Türk mûsikîsinin ilk ve orta öğretimde yer alması ve doğru öğretilmesinin yolu da açılmış olabilecektir. Elbette mesele, bu yazıda belirtildiği kadar kolay değildir ve uygulanabilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Ancak çok dikkatli ve titiz çalışmayla halledilebilecek bir meseledir.

Yalçın Çetinkaya
Yenişafak
banner182
Son Güncelleme: 28.12.2014 09:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol