banner396
15 Haziran 2017 Perşembe 14:03
Okulları dershane olmaktan kurtarmalıyız

Ülkemiz sınav sistemini ve eğitimin gündemindeki konuları, Ankara ve İzmir İl Milli Eğitim eski Müdürü Behçet Yavuz’la konuştuk. MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdür Yardımcılığı da yapmış olan Yavuz, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.  

Dershanelerin kaldırılmasıyla birlikte birçok lisenin dershane gibi çalışmaya başladığına dikkat çeken Yavuz, ''Okulları dershane olmaktan kurtarmalıyız'' diyor.

- Ülkemizde eğitim sistemi değişse de sınavların varlığı değişmiyor. Başarı ölçmede sınavlar tek başına yeterli mi? Ölçme değerlendirme sistemine yönelik neler söylersiniz?
               
 ‘’SINAV NOTLARI SADECE ÖĞRENCİYE YÜKLENMEMELİ’’
 
               B. Y.: ‘Neden her yıl 2 milyona yakın kişi üniversiteye girmek için sınava başvuruyor?  İş, aş, gelecek ve statü kaygısı var herkeste… Üniversite mezunu olmak statü için önemlidir,  iş bulmak için önemlidir, yaşam standartları ve iyi bir gelir için önemlidir… Algı, hedef bunlar aslında.  Hayatın gerçeği bu mudur? Artık bu değil… Ülkemizde her üniversite mezunu iş  bulamıyor, yaşam standardını yükseltecek gelire sahip olamıyor… Ama yine de “bir yere yerleşelim, sonra bakarız…” bakış açımız var. Bu kadar talep olunca da doğal olarak bir seçme yapmak ve ölçüt koymak gerekiyor onun adı da sınav…

                Sorun sadece sınav yapma ya da yapmama konusu değil. Ülkemizin istihdam olanakları, politikası, iş gücü ihtiyacı aslında.. Kök sorun orada… Ülkenin istihdam kriterleri, imkanları, zenginliği, nüfusu eğitim kurumlarını ve yapısını doğrudan etkiler. Yıllarca mesleki eğitimi geliştirme ve yaygınlaştırma politikaları uygulandı ama çok etkili sonuçlar alınamadı. İhtiyaç olmasına karşın teknisyen, tekniker olmasına karşın o alanda çoğunluk mühendis olmak için çaba harcamaya devam etti. Meslek liseleri ve yüksek okulları “başarısız öğrencilerin” gittiği okullar olarak algılandı. Oysa başarı kavramı görecelidir. O alanlarda çalışanlar da başarılıdır ve alanlarında saygın insanlardır. Bu kültür genetiğimizin kodlarında da çalışmak gerekiyor bence...
 
Ölçme ve değerlendirme olmadan yani veri olmadan eğitim ve öğrenme sürecini yönetemeyiz. Ancak, ölçme değerlendirmeye bakışımızın süreç iyileştirme mantığı üzerine konumlandırılması gerekiyor. Sınav yapıyor, notlandırıyor ve sonuçlarını sadece öğrenciye yüklüyorsak bir yerde yanlış yapıyoruz demektir. Ben her zaman şöyle baktım. O notlar, puanlar eğitimin tüm taraflarına aittir. Herkes, kendi iyileştirme planlarında veri olarak kullanmalıdır. Sınav analizleri de bu nedenle yapılır zaten…
 
Gençlerimizin hayatındaki önemli kavşaklardan biri olarak algılandığı için lise dönemi özelikle 11 ve 12. sınıflar büyük bir stres ve kaygıyla geçiyor, okul iklimleri, süreçleri bu sınava göre düzenleniyor. Özellikle dershanelerin kaldırılmasıyla birlikte birçok lise dershane gibi çalışmaya başladı… Proje, spor, sanat, inovasyon vs. hepsi rafa kaldırılıp soru çözme, sınava hazırlanma, okul eğitiminin merkezine oturmaya başladı. Dershaneler açılsın asla demiyorum ama okulları dershane olmaktan da kurtarmalıyız. TEOG’da da benzer bir kaygı ortamı olmakla beraber, sınavların zorluk derecesinin düşürülmesi ve okulda yapılması kısmen bu kaygıyı azaltmıştır.

Ancak, ortaokul 8. sınıflarda TEOG kampları yapılıyor olması yine iyi bir liseye girme yarışı ve gelecek kaygısından kaynaklanmaktadır. Özetle, “çocuklarımız, gençlerimiz, iyi bir lise ve iyi bir üniversite için birçok alandan fedakarlık ederek sadece neden sınava hazırlanıyor?” sorusunun cevabı ve çözümü okulların iklimini de belirleyendir…
 
- Milli Eğitim Bakanı, okul öncesi eğitimin zorunlu hale geleceğini ve zorunlu eğitimin 13 yıla çıkacağını açıkladı. Zorunlu eğitimin 13 yıla çıkarılmasını olumlu buluyor musunuz?
 
’OLUMLU AMA YETERLİ DEĞİL’’
 

               B. Y.:  Son derece olumlu buluyorum. Çünkü çocuğun kişilik gelişimi büyük oranda 0-7 yaş arasında tamamlanıyor. “Okul öncesi” diye adlandırılan -ki bu tanımlamayı doğru bulmam, doğrusu “erken çocukluk eğitimi” dir -  3-5 yaş arası eğitim ve öğrenme çok kritik bir süreçtir. Bu nedenle zorunlu eğitim 14-15 yıla çıkarılmalıdır. Özetle, zorunlu eğitimin 13 yıla çıkarılmasını olumlu bulmakla birlikte, yeterli bulmam. Gerekli altyapı çalışmaları tamamlanarak mümkün olan en kısa zamanda 14-15 yıla çıkarılmasını öneririm.
 
Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı 2017-2023 Öğretmen Strateji Belgesi yayımlandı. Öğretmen yetiştirme sistemini baştan aşağı değiştiren bu belgeye eğitim sendikaları tepki göstermeye devam ediyor. Siz, 1999-2001 yılları arasında MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdür Yardımcılığı da yaptınız. Öğretmen Strateji Belgesi’ni nasıl buldunuz? Objektif olarak uygulanabilir mi? 

''İSTİHDAM EDİLEMEYEN ADAYLAR İÇİN MUTLAKA ÇÖZÜM BULUNMALI''
 
                 B. Y.: Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı bu belgede niyetler ve yaklaşımlar son derece olumlu. Öğretmen adaylarının seçiminde, performans değerlendirmesinde ve mesleki gelişim eğitimlerine bakış  ile mesleğin itibarını artıcı yaklaşımlar beni umutlandırdı.
                Dikkat çekmek istediğim birkaç konu var:
                Bunlardan birincisi, öğretmen adaylarının lise mezuniyeti sonrasında seçiminde sadece üniversiteye giriş sınavı dışında da başka ölçütler getirilmelidir. Mezun olduktan sonraki seçimde farklı yöntem ve ölçütler kullanılacağı belirtilmiş ama üniversite mezuniyeti sonrası “senden öğretmen olmaz” diyerek istihdam edilemeyen adaylar için de farklı çözümler bulunmalı aksi halde farklı sosyal yaralar ortaya çıkacaktır.

En kritik nokta performans değerlendirme ve ödüllendirme… Performans değerlendirmesi mutlaka yapılmalı… Ölçütler mutlaka getirilmeli… Ancak; geribildirim dili, okul iklimi, geri bildirimde bulunacakların niteliği uygulamada riskler oluşturur. Doğrusu, her zaman 360 derece performans değerlendirmesidir. Ancak eğitim kurumlarında eğitim ve öğrenmenin özelliği gereği öğretmenin kontrolünde olamayan unsurlar vardır. Sosyal çevre, öğrencinin-velinin niteliği ve kültürü süreçleri de doğrudan etkiler ve belirler. Bu konulara dikkat etmekte yarar var. Özellikle okul liderleri müdürlerin seçiminde liyakatin esas alınması ve tam bir eğitim-öğrenme lideri olmaları son derece önemlidir. Aksi halde süreçte ciddi sorunlar çıkması ihtimali yüksektir.
               
      Sürdürülebilir bir mesleki eğitim ve bu eğitimlerin performans kriteri olarak değerlendirilmesi önemlidir. Öncelikle öğretmenin kendisinin öğrenmeye açık olması, kendini sürekli güncellemesi kariyeri açısından hayati önemdedir. Değişim ve dönüşümlerin çok hızlı gerçekleştiği 21. yüzyılda, geçen yüzyılın donanımlarıyla Z kuşağı çocuklarına öğretmenlik yapmak artık mümkün değildir. Bu nedenle MEB’nın sürekli mesleki gelişimi esas almasını, mesleki donanımları 4 yılda  ölçmesini ülkemiz koşullarında doğru buluyorum. Ancak mesleki eğitim ihtiyaçlarının merkezi planlama yerine yerel planlamalarla gerçekleşmesi, yerel mesleki gelişim uzmanları tarafından operasyonların yürütülmesi,  büyük bir organizasyon olan MEB’in hareket alanını genişletecektir.

- MEB, 2017-2023 Öğretmen Strateji Belgesi’ndeki hedeflerine ulaşabilir mi?

                ‘’HEDEFE ULAŞMAK İÇİN CİDDİ BİR BÜTÇE AYRILMALI’’
 
 B. Y.: Öğretmenlerin statülerinin yükseltilmesi, okullardaki demokratik iklimin geliştirilmesi ve karar süreçlerine daha etkili biçimde katılmaları, çalışma ortamlarının kalitesinin yükseltilmesi hedefleri memnuniyet, heyecan verici yaklaşımlardır. Kesinlikle yapılmalı, hayata geçirilmelidir.
               
Özetle; bardağın dolu tarafını görecek olursak; anılan Strateji Belgesi, son derece pozitif, saygıdeğer, umut ve heyecan verici yaklaşımları, hedefleri içermektedir. Ciddi bir dönüşümü ve operasyonu gerektiren konular olduğu için daha uzun bir süreye ihtiyaç duyulmasıdır. Belki de bir jenerasyon… Ancak durulmamalı, sürekli kontrol edilip ölçülerek verilere göre süreçlerde iyileştirilme ve revizyonlar yapılmalıdır. Ve tabii ki ciddi bir bütçe ayrılması da son derece önemlidir. Öğretmenlerin gelirlerinin Avrupa standartlarına getirilmesi,  öğretmen maaşının 1500-2000 Euro düzeyine çıkarılması, sosyal statülerini artırmada önemli bir adım olacaktır ama bunun yolu da ülkenin bütçesini büyütmekten geçiyor…

Röportaj:  Ayla Özdemir

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389